10.BÖLÜM

22K 1.5K 429
                                    


"Odan cidden çok güzelmiş Eflin, sana değer verdikleri her şeyi düşünmelerinden belli oluyor."

Çisem'in konuşmasını yüzümdeki tebessümle izlemeye devam ettim, özlemiştim yavrularımı.

Ben Çisem'i izlerken Kaan gözlerini kısarak beni izliyordu, bir şeyler anlamıştı. Kimse anlamasa bile Kaan anlardı.

"Gözlerinin altı kızarmış balım, bu kızarıklık umarım çevirdiğin kitaplardan dolayıdır."

Kaan'ın söyledikleriyle Çisem susarak yüzümü incelemeye başladı.

"Uykusuz kaldım Kaan, başka bir şey yok merak etme. Her şey üst üste gelince uyumakta zorlanıyorum."

Kaan tatmin olmasa da üstelemedi.

"Okul işini halletmeleri iyi olmuş, o deli dışarıdayken okula gidemezdin."

Çisem'i kafamı sallayarak onayladım, cidden iyi olmuştu.

"Bir haber var mı peki, sadece kaçtığını biliyoruz."

Kaan'ın merakla sorduğu soruyla gerildim. Bir haber yoktu, emniyete haber verilmesine rağmen yakalanmamıştı.

"Hayır siz ne biliyorsanız ben de o kadarını biliyorum."

Çisem ne kadar gerildiğimi anlayarak hemen konuyu değiştirdi.

"Eflin artık bizim meşhur efkar gecelerini yapamayacak mıyız?"

Böyle bir şey söz konusu olamazdı, ne yapar ne eder o geceyi yapardık.

"Saçmalama Çisem, tabii ki yapacağız. O, bizim için gelenek haline gelen bir şey. Ne olursa olsun erteleyemeyiz."

Söylediklerimle Çisem gülmeye başladı, acaba aklına yine ne gelmişti.

Çisem'in aklı kimsenin anlayacağı gibi çalışmazdı, kendi kendine ağlayıp saniyesinde kahkaha atabilirdi.

Gülmesini zorlukla bastırarak konuşmaya başladı.

"Ay Kaan'ın sarhoş olup kendini tavuk zannettiği gün geldi aklıma. Salonun ortasında ıkınarak yumurtlamaya çalışıyordu."

Çisem'in söyledikleriyle deli gibi gülmeye başladım.

O gün asla unutulacak bir gün değildi, sırf unutulmasın diye videosu bile vardı. 

Tabii bu video sadece unutulmasın diye çekilmemişti, çeşitli tehditlerde de işimize yarıyordu.

Biz gülmeye devam ederken Kaan çocuk gibi trip atıyordu.

Kapının çalmasıyla içeri gir diyecektim ama gülmem bir türlü durmuyordu. Kaan'ın ıkınması gözlerimin önünden bir türlü gitmiyordu.

Kendimi durduramayacağımı anlayınca ayağa kalkarak kapıyı açtım.

Çisem'in de benden farkı yoktu. Gülmekten kıpkırmızı olmuştu.

Gelen kişiye baktığımda Ateş'i gördüm, şakınca bana bakıyordu. Onun şaşkın yüzünü görünce gülmem daha da şiddetlendi.

Bu şaşkın suratlı dağ ayısı beni ilk gördüğünde boş bakışlar atmaya çalışanla aynı kişiydi.

Bir boş bakış yarım gülüş meselesiydi bizimkisi, kendi kendime saçmalayınca daha da güldüm.

Benim gülmemin şiddeti artınca Çisem artık kendinden geçmiş, bir yerleri yumruklamaya başlamıştı.

Hadi ben kendi kendime yaptığım iğrenç espriye gülüyordum, bu salağa ne oluyordu.

EKSİK HİKAYEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin