-Arc-

Gazı çeyrek kökledim.

Ulaşım aracı olarak ayarlayabildiğim tek şey 2123 model yarı askeri hafif zırhlı bir nazi karavanıydı. Tabi ağır modifiyeli bir şekilde. 10800 beygirlik psödonükleer indüksiyonlu füzyon motoru gibi. Altımdaki şey dünya üzerindeki çoğu canavardan daha canavardı.

Bir Alex değil ama.

"Ne zaman varıyoruz Nathan?"

"Bir saatlik yolumuz var Firenzia."

"Daha iyi isim bulamadın mı?"

Güldüm. Bulabilirdim ama bulmadım. Eheh.

Takma isimler. Kimlikler desek daha doğru olur. İki yüz yıllık Victoria artık Firenzia'ydı. Claire da artık Vanessa. İtalyan Jane, Sanders Angela, Noire Alice, Ellen Priscilla ve Edward da Edmund. 1796 da nihayet kendi olabilmişti. Heh.

İki saat önce koloni, sağolsunlar, bizi uçabilen birşeyle hedef yerleşkeye 900 km uzaklıkta temiz bir noktaya bırakmıştı. Yol engebeli olduğu için saatte sadece 300 küsür kilometre yapmaya cesaret edebiliyordum. Ses hızını aşmaya gerek yoktu.

Ciddiyim.

"Baba ne kadar kaldı?"

"57 dakika Nessie."

Yani yaklaşık olarak.

Araba biraz fazla gösterişliydi ama dışarıda bulunamayacak birşey de değildi. Çoook eski model bir koloni motoru takılmış daha da eski model bir nazi arabası. Dikkat çekecektik ama çok değil.

Yol biraz düzeliyor gibiydi. Gazı biraz daha zorlayabilirim sanırım ha.

-

"Kendini tanıt sivil."

"Nathaniel Cross. Medikal uzman." Kartı dışarıdaki zırhlı adama gösterdim.

Adam maskeli olduğundan surat ifadesini tam göremedim ama sesi kartı gördükten sonra gayet dramatik değişti.

"Ö-özür dilerim efendim. Tanıyamadım. Aslında geleceğiniz-..."

Kartı geri çektim. "Sorun yok Friedrich. Kolun nasıl?"

"Gayet iyi efendim."

"Güzel. Bi ara uğra da bakımlarını halledelim. Neyse kapıyı aç."

"Emredersiniz." Arkasını döndü. "Bynes kapıyı aç. Temiz."

Kapı açılırken sakince bekledim. Kokpit sadece tek kişilikti. Telsizden arkadakilerle konuşabiliyordun ama yine de sıkıcı.

Normalde bu kadar koruma olmazdı. Kapı başı bir bekçi. O da anormal birşey olursa. Ama şu an garip birşeyler oluyordu. Sebep bu.

Kapı açıldıktan sonra pedala hafifçe dokunarak içeri girdim.

Cygnus X-1 orijinalinde şehir hayatını simüle etmek için kurulmuştu. Bir tatil köyü gibi. Sabah 5 akşam 5 koloni hayatının stresinden kurtulmak için. Sonradan bir halta yaramadığı keşfedilince yapıldığı gibi terkedildi. Sonrası bildiğiniz gibi.

Beş on katlı binalarla ve genişimsi caddelerle etraftan izole bir yerleşim merkezi. 120000 nüfus. %2 suç oranı.

"Şehre girdik hanımlar. On dakika en geç hedefteyiz."

Telsizden sevinç sesleri yükselirken ifadesizce ahizeyi yerine koydum.

-

"İnin."

Proje E.D.E.N. [Son]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!