34

3K 439 106
                                        

Hyunjin eve giren ikizinin ardından adımlamaya başlamıştı. Peşinden Jisung ve Jeongin de eve girdiğinde Hyunjin eğilip tezgaha kafasını yaslamış ikizini bulunduğu yerden ayırıp kendi boynuna yerleştirdi. Felix iç çekerken saçlarını okşayarak feromonlarını salgıladı Hyunjin. Neden bu evliliğe gönlü olmadığı bir kez daha kanıtlanmıştı birkaç dakika önce. Oflayarak kendisine bakan iki omegaya baktı. Ne yapacaklarını bilemiyorlar gibiydi. Eh, Hyunjin de farksız sayılmazdı.

Chan gözlerini içeri girenler üzerinde gezdirdi kısa bir süre. Kafa karışıklığıyla cam kapıya ilerleyeceği sırada Minho onun koluna uzandı. "Konuşalım mı hyung?"

"Önce bir Felix'e bakayım." Arkasını tekrar döndüğü sırada Minho bilekteki tutuşunu sıkılaştırdı. Önce konuşalım hyung." Chan sırayla bahçede kalan kardeşlerine baktı. Pes ederek bahçenin öbür ucuna doğru adımladı.

"Ben anlamıyorum. Kötü bir şey mi dedim? Niye ortalık buz kesti? Hayır. Sevinilmesi gereken bir haber değil miydi bu?" Chan gözüne kestirdiği yere geldiği gibi sorularını arka arkaya sormaya başlamıştı bile.

Minho burnunun üstünü kaşıyıp ofladı. Felix'in hislerini ele vermeden açıklama yapmak çok zor olacaktı. "Hyung. Biliyorsun ki evlilik iki kişinin paylaştıkları ile varolur. Yani demek istediğim mesela-"

"Minho cümleleri anlamakta sıkıntım yok. Konuyu dolandırmaya ise hiç tahammülüm yok."

Evet hyung, cümleleri anlamakta sıkıntın yok ama iş duygulara gelince sınıfta kalıyorsun. O an Minho ağzından bu kelimeleri çıkarmak isterdi ancak onun yerine kelimelerini epey değiştirmişti. "Yani şimdi genelde hani insan bir haber aldığında ya da herhangi bir şey olduğunda sevdikleriyle, eşiyle paylaşır ya-"

"Tamam işte. Ben ne yaptım? Sevdiklerimle ve eşimle paylaştım."

"Hyung, Felix değersiz hissetti kendini senin gözünde." Chan anlamsız bakışlarını Minho'nun yüzünde gezdirirken Minho yeni bir şekilde bir daha denedi. "Eşin olarak herkesle duymak yerine öncesinde duymak isterdi sanki. Hem bunun için de yeterince vaktiniz vardı, eşinle aynı evin içerisindesin ya."

"Ben aslında söyleyecektim ama dün gece geldiğimde çok geçti ve Felix uyuyakalmıştı. Onunla paylaşmak istemiştim." Dudaklarını birbirine bastırıp derin bir nefes aldı Chan. O an içinde hissettiği sızı kafasını arkasında kalan eve çevirmesine neden olmuştu. Felix'i hissediyordu, şaşkınlık ile endişe harmanlandı gözlerinde. Omeganın kırgınlığı kendi vücudunda da yer alıyordu. Eli yavaşça kalbini bulurken mırıldandı. "Minho."

Alfa, abisinin hislerini anlamış elini omzuna yerleştirmişti. "Biliyorum hyung."

"Görmek istemem, iyi olduğundan emin olmak istemem normal mi?"

Minho'nun dudağı yavaşça kıvrıldı. "Hadi yanına gidelim." Büyüğünün omzundaki elini sırtına indirip sıvazladı yürümeye başladıkları sırada. Minho yemek masasına dönmüş olan eşinin yanında yer alırken Chan göremediği yüzle eve girdi.

Chan mutfağa girdiğinde üçlü grubu gördüğünde sordu. "Felix nerede?"

"Yukarıda hyung." Ekledi kardeşi. "Hyunjin ile."

Chan dudaklarını birbirine bastırıp kafasıyla onaylamıştı. Merdivenlerin bitişinde yatak odasının aralık kapısına baktı. Derin bir nefes alıp içinde gezen sıkıntıyı dışarı atmak istercesine soluklandı.

Odaya baktığında balkon kapısının sonuna kadar açık olması ikizlerin nerede olduğunun cevabıydı. Manzaranın önünde duran iki kardeş ile boğazını temizledi Chan. Bu ikizlerden alfa olanın geri dönmesine neden olurken Felix zaten aldığı feromonlar ile çoktan yanlarına gelen misafirin farkındaydı.

ikigai | chanlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin