2. bölüm

27 7 4
                                    

Odanın içinde küçük bir kitaplık bulunuyordu. Genelde kafa dağıtmak veya boş vakitlerini değerlendirmek için oraya giderdim.

O iki paragrafı okuduktan sonra kalbime bir bulut çökmüştü. Bu bulutu dağıtmanın tek yolu da başka şeylerle ilgilenmekti.

Elimi kitapların üzerinde dolaştırmaya başladım. Bazı kitapları defalarca okumama rağmen her okuyuşumda yeni bir kitaba başlıyor gibi olurdum.

" Küçük Prens" de bunlardan biriydi ve bana göre herkes en az bir defa okumalıydı.

Zaten incecik olan kitabı çok kısa bir sürede bitirmiştim.

Kitapları çizerek okumayı sevmezdim. Ama bu kitapta öyle güzel cümleler vardı ki altını çizmeden edemedim.

Bu cümlelerin kitaplarda kalışı o kadar üzüyordu ki beni...

Aklıma bir çözüm fikri geldi. Kitaplarımın arasında bulduğum defteri aldım. Yazdığım o iki sayfayı yırtıp attım. Bu defter yeni bir başlangıç olacaktı.

Geçmişe takılarak gelecekten endişelenerek hayat nasıl yaşanır ki?

Defteri açtım ve şunları yazdım:

"Eğer büyüklere, 'Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı, pencerelerinden sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var,' derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar. Ne zaman ki onlara, 'Yüz milyonluk bir ev gördüm,' dersiniz, işte o zaman size, 'Oo, ne kadar güzel bir evmiş!' derler gözlerini koca koca açıp."

" ' İşte sana bir sır, çok basit bir şey: İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez.'"

Bunları yazdıktan sonra çalan kapının sesini duydum.

Kapıya açınca gördüğüm Yüz ile gözlerim kocaman açıldı.

" Anne!" dedim.

" Ay kızım alsana elimdeki poşeti. Ne bakıyorsun öyle hayalet görmüş gibi?"

" Ah unuttum. Hoş geldin anne öyle bir anda karşımda görünce şaşırdım." elindeki poşetleri alıp mutfağa yürümeye başladım.

" Aa ama kaç zaman sonra eve gelmişim. Sürpriz yapayım dedim. Verdiğin tepkiye bak."

" Anacığım zaten sürpriz yapıldığında da şaşırmam gerekmiyor mu?"

" Kızım senin şaşırman şaşırma değil ki. Hortlak görmüş gibi kalakalıyorsunuz. Şaşırma değince benim aklıma evim şahanede evlerini gördükleri zamanki şaşırma geliyor. İnsan bir sarılır annesinin elini öper." Deyip cık cıklayınca kollarımı açıp sarıldım ve elini öptüm. O da bana sarılınca karşılama faslının sonuna gelmiştik.

" Kızım ablan nerede?" dedi kaşlarını çatarak.

" Bugün işte, bir iki saate gelir." dediğimde " Tamam" dedi. Ben de odama geçtim. Çalışmak için kitaplarımı masanın üzerine bıraktım. Vizelerim yaklaşıyordu. Aslında tarih bölümü lisans okumuştum. Ama Bu yeterli olmayınca sosyal bilimler öğretmenliği okumaya başladım. Bu benim için daha iyiydi. Çünkü boş durmayı sevmiyordum. Aynı zamanda ekonomik olarak daha iyiydi. Çünkü genelde otobüsle bir yerle gidiyordum ve öğrenci olunca daha ucuza geliyordu.

Telefonumu kapatıp salona koydum. Telefonun odamdaki varlığı bile beni rahatsız ediyordu. Zaten beni arayan çok da insan yoktu.

Olabildiğince odaklanarak kitabıma gömüldüm. Ama ne mümkün? Üst katta tepinen çocuklar dikkatimi dağıtırken kafamı sallayarak soruyu okumaya başladım.

GamzeliHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin