Lider alfa olmak için yetiştirilen genç kurt, her şeyi tamamlamıştı. Bütün bilgi birikime, örf ve adetlere hakimdi. Sadece tek bir şeyi eksikti; kendine ait bir omega.
Chan arabadan inip eve yürürken dahi içindeki heyecanı atamıyordu. İstediği olmuştu ve Felix ile paylaşmak için fazla hevesliydi. Sırıtması eşliğinde kapıyı açıp içeri girdiğinde evin sessiz oluşu dikkatini çekmişti. Koridoru tamamlayıp salonu girdiğinde odanın sadece lambader ile aydınlanışı koltuğun köşesine kıvrılıp uyumuş olan eşini görmesini engelleyememişti.
Alfanın gözleri kolundaki saate kaydığında iç çekti. Saat gece yarısını çoktan birkaç saat geçmişti. Felix'in uykuya yenik düşmesine şaşmamalıydı. Sessiz olmaya çalışarak mutfağa geçtiğinde tek kişilik hazırlanmış servis ve ocağın üstünde duran yemek tencereleri omeganın kendisini beklerken uyuyakaldığını tekrar tekrar gözüne sokmuştu. Elindeki ceketini sandalyenin üstüne bırakıp kollarını kıvırarak yemekleri ısıtmaya koyuldu.
Omega kendisi için hazırlamış gibiydi menüyü. Yemeklerin güzel kokusu ne kadar acıktığını hatırlatırcasına burnuna doluyordu. Tabağına aldığı yemeği hızlıca yemeye başladığında evin sessizliği gözüne batıyordu alfanın. Felix ile yemeye alışmıştı farkında olmadan. Hızla bitirdiği tabağın ardından mutfağı toparlayıp salona geri dönmüştü.
Felix'in önüne geldiğinde seslenip uyandırmak için eğildi ancak omeganın yatışı yüzünden rahatsızlığı belli olan yüzüne bakakalmıştı. Kaşları hafif çatık; yanağının altında yer alan eli ise dudaklarının büzüşmesine neden olmuştu. Chan elini omeganın yüzüne yaklaştırıp çatık kaşların üzerinde gezdirdi parmaklarını. Bu, omeganın kaşlarının düzelmesine neden olduğunda sessizce kıkırdadı. Parmakları yeni rotasını Felix'in yüzündeki beneklere doğru çevirmişti. Chan yavaşça okşayıp geri çekildi. Uyandırmaktan vazgeçmişti. Başarabilirse uyandırmadan taşıyacaktı odalarına.
Kolunu yavaşça omeganın omuzlarının ve dizlerinin altından geçirip kendine çekti. Kucaklayıp kaldırdığında Felix'in homurtusunu duymuştu. Hareket etmeden durdu. Omeganın tekrar uykuya döndüğünü fark ettiğinde derin bir nefes aldı ve merdivenleri çıkıp odalarına girdi. Felix'i yatağa bırakıp ayakucunda duran ince battaniyeyi üzerine örtmüştü.
Elleri üzerindeki gömleğin düğmelerine gitti. Banyoya doğru yürürken çıkardıklarını kenardaki kirli sepetine atıp duşa girmişti. Yine sessiz olmaya dikkat ederek giyinme dolabından aldığı geceliklerini giydi. Kendisini omeganın yanına bıraktığında derin bir iç çekmişti. Mutluluğunu paylaşamadığı sürece bir anlamı yoktu. Gözlerini kapatıp sağa döndüğünde kolunu omeganın ince beline bırakmış kısa bir süre sonra kendisine çekip burnunu saçları arasına yaslayarak uyuyakalmıştı.
Felix, sabah yüzüne vuran güneş ışığıyla gözlerini araladı. Terlemişti. Oflayarak yüzünü kaşıdığında aklına gelenle duraksadı. En son Chan'ı bekliyordu, salonda. Şimdi odalarındaydı. Denklemi çözmek zor değildi omega için. Hemen yanında uzanan beden de buna cevaptı. Acaba ne zaman gelmişti? Yüzünü yıkayıp üzerini değiştirdi, mutfağa inmeden hemen önce balkon kapısını araladı. Chan birazdan sıcaktan bunalmaya başlardı, bunu engellemek istemişti. Omega mutfakta düzenin hakim olduğunu görünce içinden alfaya teşekkür etti. Kahveyi demlenmesi için bırakırken kenarda pankek hamuru çırpmaya başlamıştı. Canı sıkılıyor; günü nasıl geçireceğini düşünüyordu. Düşüncelerine o kadar dalmıştı ki alfanın ayak seslerini de duyamamıştı.
Chan uyandığında yatağın boş kenarına baktı. Felix kendisinden erken uyanmıştı. Saate bakma gereği duymadı. Geç olsaydı omeganın onu işe gitmesi için uyandıracağını biliyordu. Yüzünü yıkayıp aşağı kata indiğinde mutfaktaki tıkırtılar şaşırtmamıştı. Felix yine mutfakta sanatını konuşturuyor olmalıydı. Chan mutfağın kapısından girerken konuştu. "Günaydın."
Felix hazırlıksız yakalanmış yerinde zıplamıştı. "Ah, günaydın. Fark etmemişim."
"İyi misin?" Chan sordu.
"Hmm. Dalmışım sadece sorun yok."
Felix soğuk davrandığının farkında değilse de Chan oldukça farkındaydı. Kaşlarını çattı ancak üstelemedi. "Öyle diyorsan."
Omega elindeki kabı bırakıp tava ve yağı hallederken konuştu. "Akşam bizimkileri davet edeceğim." Ekledi. "Müsaitsen sen de."
Chan onayladı. "Güzel olur, uzun zaman oldu."
"O zaman sana liste versem benim için markete gider misin?"
Chan masaya oturup omegayı izledi sessizce. Felix'te bir şey vardı. Daha önce hiç böyle olduklarını hatırlamıyordu genç alfa. Omega her şeyi halledip alfanın karşısına oturduğunda mırıldandı. "Afiyet olsun."
"Eline sağlık." İkilinin arasındaki sessizlik git gide boğucu bir hal alırken Chan derin bir iç çekti. Bu Felix'in ona bakmasına neden olmuştu. "Bugün 5 gibi çıksam yeterli olur mu?" Chan tekrar konuşma için çabaladı.
"Olur, zaten 7 gibi gelirler ben de iki saate halletmiş olurum her şeyi."
"Güzel." Chan elindeki çatalı masaya bıraktı. Biten tabağına bakarak ayaklanmıştı. "Hazırlanıp çıkayım, geç kalmayayım." Felix giden adamın arkasından bakakalmıştı. Garip bir sabah oluyordu. Bar tezgahta duran kağıt ve kalemi alıp lazım olanları listelemeye başlarken ofladı genç omega.
Yemeğini bitirip boş tabakları makineye yerleştirmeye başladığı sırada Chan'ın üst kattan indiğini duydu. Kendisi de alfayla birlikte kapıya yürürken elindeki listeyi katlayıp kapıda ayakkabılarını giyen eşini beklemişti.
Chan ayakkabılarını giyip doğrulduğu sırada Felix elindeki kağıdı uzattı. Alfa listeyi kumaş pantolonunun cebine koymuştu. "Görüşürüz akşam."
Felix giden alfanın kolunu tuttu içinden en yakın arkadaşına söverken. "Chan bir dakika." Alfanın numarayı yemesini dileyerek eli gömleğin üzerindeki kravata gitti. Bozulmamış kravatı düzeltiyormuş gibi birkaç kez çekiştirip geri çekilmişti. Gülümsedi. "Tamamdır."
Chan küçük bedenin kendine yaklaşmasını, minik ellerin üzerinde dolaşmasını sessizce izlemişti. Güzel omeganın güzel gülüşü yüzünde canlandığında rahat bir nefes aldı. Felix hala ondan nefret etmiyordu. Kendisi de gülümsedi. Farkında olmadan omegaya eğildiğinde dudakları genç omeganın yanağında yer edinmiş, minik bir buse bırakmıştı bile. Doğrulduğunda Felix'in şaşkın bakışları ve aralık ağzına daha geniş güldü. "Başka bir şey yoksa gitmeliyim."
Felix kuruyan dudaklarını diliyle ıslatıp kafasını iki yana salladı. Chan gittikten sonra çığlık atacaktı. Zor tutuyordu kendisini. "Dikkat et."
"Hmm, ederim. Sen de dikkat et."
Felix giden eşinin ardından biraz yerinde tepinmiş ve yine umutlanmıştı. Belki de Jisung'u gerçekten dinlemeliydi. Kendisine sırıtmak için birkaç dakika vermiş ardından tek tek arayıp davet etmişti küçük ailesini.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.