VURGUN I, Kelebek Çiçekler çok yakında Lapis Yayınları ile raflarda!..
Geçmiş; yazılmayı bekleyen bir romanın ilk cümlelerini kulağıma fısıldadığında kurtarıcım olan adamın rahesinde ağzımdan akan kan vardı.
''Seni bulduğum gün kollarıma almasaydı...
Ansızın gelmelerim... (Hiç beklemediğin anda oluyor, inan kuzum. ) Çok özlediniz, biliyorum, ben de sizi çok. :)
Bölümü oylamayı ve yorumlamayı lütfen unutmayın! Satır arası yorumlarınızı okumak istiyorum! #Vurgun etiketiyle attığınız her tweete bakıyor olacağım. Keyifli okumalar!
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bu hayatta atlatamayacağımız şey yoktur, affedemediğimiz ve ölsek bile unutamayacağımız anlar, insanlar vardır.
''Bazı gecelerin sabahı yoktur,'' derler. Eklemek isterim, bazı gecelerin sabahı olsa, ardında baharı da getirse yüreğin yandığı geceyi unutamazsın. Affedemezsin.
Eğer aklı başında, kendini yetiştirmiş ve bu zamana getirmiş bir kız olmasaydım bu gece akıl hastanesinde, kendim için kurdurduğum salıncakta yaşamıma son verirdim. Yaşadıklarımı düşününce nasıl bir dağ oldun da dayandın diyorum. İnsanın gücü aklıyken merhameti de kalbidir; kalbim nasıl dayandı da anne ve babama yüce bir merhamet gösterdi, onları en kötü şartlar altındayken bile sevdi. Anne, ben seni en kötü şartlar altındayken bile sevdim, niye bir kere bile saçlarımı okşamadın?
Artık şaşırmıyordum. Bu geceden sonra anne ve babamdan her şeyi bekliyordum. Bu hissi bilirsiniz, keşke bilmeseydik, nefesini keser; gözyaşların bir okyanus olur, yüzemez, boğulursun. Ölümden beterdir, hayatta kalmanın cezasını çekersin.
Göğüs kafesim şimdilerde kelebek vadisi mezarlığı; mezar taşlarının her birinde anne ve babamın ismi yazıyor. Okudum bir dua; yaralandım, sonra vurdular beni kelebek kanatlarımdan, bir daha uçamam diye gökyüzünü yalanladım.
Evimin yakınlarındaki sahil kenarına gelmiştim. Beni buraya getirmesi için Vural'dan rica etmiştim. Burası ne zaman kalbim sıkışsa sığındığım limandı. Sağlam ayağım çıplak bir şekilde kumlara değiyor, sular çarpıyordu. Gözyaşlarım yanaklarımdan akarken bu geceyi unutabilmenin bir yolunu arıyordum.
Ama bulamıyordum.
Canım yanıyordu. Birçok şey söylemek istiyorum ama dilimden dökülen iki kelime var, canım yanıyor. Zamanın belirsizliği omuzlarımdayken; yüzüm gözüm yara bere içindeyken ailemi özlüyor, onlardan başka bir şey düşünemiyordum ve bensiz ne halde olduklarını düşünüyordum.