"DOLUNAY"

22 6 0
                                        


"Kırlangıçların ömrü kanatları kadar

Ve akıntı boyu yaşar kâğıttan gemiler

Bu bir sır yarasalar hep baş aşağı ağlar

Ki sevdiyse bir kadın üzülse de gülümser."

-3-

Neredeyse tam bir gün sonra uyandı Cezmi. Yaraları kabuk bağlamış ağrıları biraz olsun hafiflemişti. Yattığı yerden bedenine şöyle bir göz attı, yarı çıplak haldeydi ve dünkü gelişi güzel bağlanan, kesilmiş kıyafetten pansumanların yerini gerçek tıbbı sargılar almıştı. Başını çevirip nerede olduğuna baktı hâlâ kızın evindeydi ama odada yalnızdı. Pencerenin ardında, o keskin tellerin altında çaresiz bekleyen deliler gitmemişti, kısık ve acıklı homurtuları devam ediyordu. Cezmi olduğu yerden hafifçe doğruldu, derin bir kâbustan uyanmışçasına bitkin ve terliydi. Zihni bir anlığına donuklaştığından dün geceki yükselişlerini anımsayamadı, ta ki baharın çiçek kokulu kızı, bal renkli güzellik, elinde tuttuğu dumanı üstünde çorba kâsesiyle içeri girene kadar.

"Uyanmışsın."

Cezmi bir anda her şeyi hatırladı. Tıpkı bulutlu bir gecede yıldırımın düşmesi gibi anlık bir aydınlanma yaşadı fakat hislerin bu kadar yüklü gelişi dilinin şalterini aşağı indirmişti, birden konuşamaz oldu. Kız kocamış ve sağır birine laf anlatır gibi lafa girdi?

"Beni anlayabiliyor musun?"

Dünkü ürkekliğinden eser kalmamıştı. Devam etti,

"Yoksa dilsiz misin? Beni anlayıp anlamadığını bir şekilde ifade et lütfen."

Cezmi için akılsız demek nasıl ki haksızlıksa, dilsiz demekte aynıydı. Otuz yılın sonunda kendisine böylesine uzun uzadıya bakan ve de muhteşem olmak gibi bir özelliği bulunan bu gözler altında adamcağızın konuşmayı unutması çok normaldi ancak kız bunu nerden bilecekti? Kimsenin bu zavallı adamı görmediğini, yeryüzünde hiçbir değerinin olmadığını, ilk defa duygu denen şeylerin tadını alıyor oluşunu...

Kısa bir süre sessizlik oldu ama Cezmi kızı anladığını hiç değilse göz kırparak ifade etmeyi başardı.

"Sanırım beni anlıyorsun. Bu çorbayı kendi başına içebilir misin?"

Kız sorduğu sorunun cevabını almadan Cezmi'nin yarı açık ağzına bir kaşık domates çorbasını soktu.

"Çok kötü haldeydin bak bunu içmen lazım."

Boş kaşığı adamın sağ eline tutuşturdu ve kucağına çorba kâsesini dikkatlice bıraktı.

"Dökmeden bitir bunu tamam mı? Benim biraz işim var."

Kız kalktı ve odadan çıkacakken gözü dışarıdaki ürkütücü manzaraya takıldı. Pencereye doğru birkaç adım attı:

"Allah'ım bu hiç bitmeyecek mi?"

Bakışlarını bir an Cezmi'ye çevirdi. Cezmi bir suçlu gibi başı öne eğik, kendine söyleneni yavaş ve beceriksizce yapmaya çalışıyordu. Titreyen elleriyle domates dolu kaşığı kursağından aşağı bırakırken kız konuşmasına devam etti.

"Biliyor musun şu dünyada herkese göre bir acı var. Ne olursan ol, nerede yaşarsan yaşa kalelerin ardında zenginlik içinde yüzsen bile sıkıntı bi' şekilde gelip seni buluyor. Bundan kaçış yok. Benim de sınavım bu işte nereye kaçarsam kaçayım ucubeler peşime düşüyor. Sanırım ben bir deli paratoneriyim. Üzgünüm ama buna sen de dâhilsin."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: May 25, 2022 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

KÜL MEVSİMİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin