2. Sihirli Kitap Evi

1.1K 171 223
                                    

"Dünya bana istediklerimi vermediğinden, benden istediklerini yaktım..."

Şip şap...

"At hadi havaya."

"Yazı gelirse sağa, tura gelirse sola."

Ayakkabımın içine doluşan su damlalarına aldırış etmeden bir kez daha mırıldandım.

"At hadi havaya..."

Islak parmaklarımın arasındaki bozuk parayı baş parmağımın üstüne getirdikten sonra gözlerimi kıstım. Baş parmağımı hızlıca ittirdikten sonra parayı havaya fırlatmıştım.

   "Yazı gelirse sağa, tura gelirse sola."

   Ellerimin arasından kayıp giden bozukluk havada defalarca tur atarken, onu izlemek için geriye attığım başım yüzünden, gözlerime yağmur damlaları gelmişti. Bulanıklaşan gözlerim nedeniyle bozukluğu tutamayıp düşürdüm. Yabancı olduğum caddenin zeminine düştü gürültüyle. Sonrasında ise yuvarlanmaya başlamıştı.

   "Hop hop! Bir öğrenci için elli kuruş elli kuruştur!" peşi sıra koşarken bayır aşağı gittiğimiz yere baktım ama buraya yabancıydım. Bütün sokakları yazı tura ata ata geçmiş ve buraya kadar gelmiştim. Hiçbir bilgim yoktu.

    Bozukluk bir merdivene çarpıp durduğunda hızlı aldığım nefesler bir hayli yavaşladı. Islanmış saçlarımı geriye atarak derin bir nefes çektim. Aslında...hiçbir şey umurumda değildi. Islanmış ayakkabılarım, yüzüme yapışmış saçlarım ya da yağmurun sonrasında getireceği hastalık.

   Hayatım çok sıradandı. Fazlasıyla boş ve sıkıcı. Annem ev hanımı, babam bir memur ve kardeşim ise evli barklı bir adamdı. Her şey...çok sıradandı işte. Öyle ki hiçbir şeyden keyif alamaz bir hale gelmiştim. Okuduğum bölümde yeterince iyi, arkadaşlarla mutlu mesut, erkekler ile flört edebilen ama asla çıkmaya niyeti olmayan o kızdım işte. Tipik bir kız.  

   Hayat o kadar sıkıcı gelmeye başlamıştı ki arada bir farklı şeyler yapmaya zorluyordum kendimi. Başı boş yaşamak ya da her gün aynı güne uyanmak artık canımı sıkıyordu. Gereksizce yaşıyor gibiydim. Yaşamak buysa eğer çok manasız.

   Derince bir iç çekip kirlenmiş bozuk parayı elime aldım. Fütursuzca yağmurluğuma sürterken gözüm merdivenlere takıldı.

   "Ne kadar da...antika."

    Birkaç adım geri gidip de buranın neresi olduğunu görmeye çalıştıysam da çatısını bir türlü göremedim. Etrafı uzun ağaçlarla kaplı, eski bir yapıya benzeyen, bina kaşlarımı çatmama sebep oldu. Burada böyle bir yer mi varmış?

  Kendi eksenimde dönüp etrafı inceledim. O an fark ettim ki işlek yerin çok aşağısında bir yerdi. Etrafta başka bina yoktu. Sadece ağaçlar vardı. Bir de bu beton yol.

Binanın garipliği ve olduğu mevki iyice meraklanmamı sağladığı sıra tabela ilişti gözüme. 

"Kitapçının Biri"

  Ne?

   Kim bulmuş bu ismi? Sanki içeri girmeyin, yürüyün gidin; dermiş gibi.

    "Eğlenceli." dedim kendi kendime. Hayatımdaki en farklı şey sanırım. Bozukluğu yağmurluğumun cebine attıktan sonra merdivenleri çıkmaya başladım. Yerde çamur izleri bırakıyor olmak pek de umurumda olmadı.

  Kapının kolunu tutup da ittirdiğimde tiz bir çan sesi çıktı. Ürkerek kafamı kaldırıp kapının üstüne baktım. Kütüphane gibi bir yerde çan sesi mi? Çok daha eğlenceli olacak gibi.

Sihirli Kitap EviHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin