28

4.3K 474 94
                                        

Felix henüz gözlerini aralayamamış ancak kulağına tuş sesleri dolmaya başlamıştı. Terlemişti, susamış hissediyordu. Yavaşça araladığı gözleri henüz netleşmemişti ancak havanın kararmaya yakın olduğunu fark edecek kadar açıktı. 

Cama dönük vücudunu yatakta yavaşça çevirdiğinde sol tarafında kucağında laptop ile Chan çalışıyordu. Konuşmadan hemen önce boğazını temizledi. Chan'ın dikkati ona kayarken mırıldandı. "Saat kaç?"

Chan gözünü ekranın sol alt köşesine değdirip tekrar Felix'e baktı. "Yediye geliyor. Sen nasılsın?"

Felix alnına yapışmış saçlarını geriye doğru ittirdi. "Su içersem daha iyi olacağım." Chan yanındaki komodinde duran cam sürahi ile bardağa uzandı. Suyu doldurup Felix'e uzatırken omega yavaşça doğruldu. Suyu yudumlarken algısının da açılmaya başladığını hissetmişti. Bu da suyun dibini görmeye başladıkça yanaklarına inen kızıllıklar demek oluyordu. En azından başlangıç kötü değildi. Hatta iyi bile sayılabilirdi. Elinde kalan bardağı kendi tarafındaki komodine bırakmıştı. Sırtını yatağın başlığına yaslayıp Chan'a baktı. "Ne yapıyorsun?"

"Katılamadığım toplantıların belgelerini inceliyorum. Ofiste sadece imza işleri kalsın, zaten yeterince aksadı." Felix dudaklarından onay mırıltısı çıkardı. "Sen başka bir şey istemediğine emin misin?"

Felix gözlerinin daldığı ekrandan alfaya döndü. Kafasını iki yana salladı. "Duşa gireceğim birazdan." Duşa ihtiyacı vardı. Biraz daha enerjisini toplasın gidecek ve üstündeki ter tabakasından kurtulacaktı.

Chan onu onaylayıp dudaklarını ısırdı. Omeganın uyuduğu saatler içerisindeki düşünceleri tekrar gün yüzüne çıkıyordu. Aralarındaki çekim ve tensel uyumu tek o hissetmiş olamazdı; olmamalıydı. Felix'e birkaç saat öncesi ile ilgili bir şeyler sormak istiyor ama uyumadan hemen önce omeganın kurduğu cümle onu engelliyordu. Gözleri omegayı bulduğunda bakışlarını boynundan aşağı kaydırmaktan kendini alamadı. Bıraktığı izlerin farkındaydı ve görmek istiyordu.

Felix ise Chan'ın iç çatışmasını izlerken kendini kaçmaya hazırlıyordu. "Neyse." diyerek dikleşti yatakta. "Ben artık duş alayım."

Omeganın ayaklanmasıyla Chan da sırtını başlıktan ayırdı. "İyi misin?" Gözleri omeganın vücudunda gezdi. "Yardımcı olmamı ister misin?" 

Felix kafasını iki yana salladı. "İyiyim, hallederim ben."

Chan ayaklanıp omeganın karşısına geçti. "Kahve demleyeyim ben o zaman?"

"Hemen çıkarım."

Felix koşar adımlarla ebeveyn banyosuna girdiğinde Chan gülümsemekten kendini alamadı. Omeganın utandığını tahmin edebiliyordu. Eh, ardında bırakarak kaçtığı feromonlar da onu ele vermiyor değildi. Muftağa inip sabah demlediği kahveyi lavaboya dökmüş tekrardan yeni kahve demlemeye koyulmuştu. 

Felix ise duşta soğuk su ile duşunu alıyordu. Elleri fayansa dayandığında mırıldandı. "Çok iyiydi. Çok farklıydı. Çok güzeldi. Acaba Chan ne düşündü?" Bir an için sormayı düşündüyse bile kendi lafını yemek istememişti.

Chan demlenen kahveyi demlikle alıp tepsiye iki kupanın yanına bıraktı. Kiler dolabından hazır kurabiye paketini çıkarıp birkaç tanesini tabağa aldığında üst kata çıkmaya hazırdı. 

Omega ise duştan çıkmış üzerine rahat bir şeyler geçirmişti. Saçında duran havluyu çekip saçlarını taramaya başladığı sırada kapının açılmasıyla gözleri aynadan alfaya kaydı. "Aşağı inecektim aslında."

Chan Felix'i dinlemeden yatağa bıraktı tepsiyi. "İşin mi var?"

"Hmm. Yemek yaparım demiştim."

"Dışarıdan söyleyelim, yorulma."

ikigai | chanlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin