26

4K 456 162
                                        

Felix gözlerini açtığında günün çoktan başladığının habercisiydi odadan içeri sızan gün ışığı. İç çekerek yüzünü sıvazlarken dirseğiyle çarptığı bedenle irkilmeden edememişti. Akşam geç dönmediklerine emindi, içki yüzünden çakırkeyiften biraz ileri olduğuna emin olduğu kadar. 

Eli komodindeki telefonuna gittiğinde saatin Felix için normal; Chan için epey geç bir saati gösterdiğini görmüş yanında uyuyan bedeni uyandırıp uyandırmamak arasında gezinmeye başlamıştı düşünceleri. Vücudunu uyuyan bedene çevirip kararsızlıkla kendine dönük yüzüne baktı. Acaba çok mu uğraştırmıştı gece Chan'i? İşe gidecek miydi alfa bugün? Felix sıkıntılı bir nefes bırakırken eli alfanın alnına dökülen saçlarına uzandı. Şu an da kendisinin sırtında kalan güneş ışığı alfanın doğrudan yüzüne vurmuş ve hafif terletmişti alfayı. 

Chan alnında hissettiği nazik parmaklarla zihninin ayıldığını hissediyordu. Henüz açılmayan gözleri için çabaladığında birkaç saniye sonra ışık gözlerinden içeri dolmaya başladı. Alfa görüntüsünü netlemeye çalışırken Felix irkilerek elini geri çekmeye çalışmıştı. Chan, omeganın parmaklarını tutarak yüzüne geri yerleştirdi. "Günaydın." Sesi çatallı çıksa da önemsemedi. Felix Chan'a yakalanmış olmanın utancıyla yüzünün kızardığını hissedebiliyordu. "Günaydın."

"Daha iyi misin?" 

Felix gergince gülümsedi. Elinin altında hissettiği ten, put kesilmesine neden oluyordu. "Sadece biraz başım ağrıyor." 

"Ağrı kesici almak ister misin?" Chan'ın ayılan beyni, önündeki manzarayı incelemeye başlamıştı. Omega, arkasında kalan ışık sayesinde sanki bir hülyaymış gibi parlıyordu. Felix kafasını salladı. Chan ayaklanmadan hemen önce yüzündeki minik elin içini öptü.

Omega, alfanın arkasından şaşkınlıkla bakakalmıştı. Az önce dudakların değdiği eli istemsiz yumruk olup sıkışırken Felix derin nefesler alıyordu. Güne oldukça farklı başlamışlardı. Bir şeyler kaçırmıştı ama tam olarak kaçırdığı yer neresiydi? Eli saçlarını bulduğunda hissettiği tabaka ile gözlerini devirdi. Duş almalıydı. Ayaklandığı sırada odanın kapısı tekrar açılmış ve Chan elinde bardak ve ilaç ile gözükmüştü. "Çalışma odamda vardı, aşağı inmekten daha pratik geldi." Açıklama yaparak omegaya yürümüştü.

Felix, ne diyeceğini bilemezken Chan'dan ilaç ve suyu almış yutmuştu. Elindeki boş bardağı komodinin üzerine bırakıp bir santim hareket etmeyen alfaya baktı. "Duş alacağım." 

Chan omeganın yüzünde birkaç saniye daha vakit geçirdi. "Çalışma odasında olacağım."

"İşe gitmeyecek misin?" Şaşkındı Felix.

Chan bir şey söylemek için ağzını açtıysa da geri kapattı. Kafasını iki yana sallayarak geri dönmüştü. Elbette, omegadan kaçmamıştı. "Chan, bir sorun yok değil mi?"

Chan arkasını dönmeden mırıldandı. "Fark etmen uzun sürmeyecektir." 

Odadan çıkan alfa ile omega ne ara çatıldığını bilmediği kaşlarını düzeltti. Üzerindeki pijamayı çıkarıp banyoya yürürken düşündü. Alfa, böyle karışık konuştuğunda anlamak için üzerine düşünmesi gerekiyordu. Karışık bir güne başlamışlardı, kesinlikle.

Chan yan odanın kapısını açarken ofladı. Yüzünü dahi yıkamamıştı, değil mi? Eli ebeveyn odasının kapısını tekrar bulduysa da geri çekildi. Aşağıdaki lavaboya inse daha iyi olurdu. Fırsatçı gibi görünmek istemezdi, özellikle kızgınlığı bu kadar yakınken

Felix'e neden söyleyememişti, bilmiyordu. Doğanın getirdiği bu düzen için eşine karşı çok çekingen hissetmekten kendini alamadı. Bu konu için Minho ile konuşmayı düşündüyse de hemen beynindeki ret devreye girmişti. Hadi ama, bu adam onlara hediye olarak kama sutra zarı almıştı. Çok da parlak şeyler söyleyeceği düşünülemezdi. 

ikigai | chanlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin