0.2

838 88 74
                                    

Matsuno Chifuyu

Okuldaki uzun ve yorucu ilk günün ardından sonunda kendimi yatağa atmayı başarmıştım. Biraz olsun rahatlamak adına kulaklıklarımı takıp manga okumaya başladım.

Acıktığımı fark ettikten sonra mutfağa geçip neler yiyebileceğime bir baktım. Ama ne yazık ki yeni taşındığım için hiç bir bok yoktu. Birkaç küfür mırıldandıktan sonra yanıma kartımı alıp evden çıktım.

Yakınlarda market bulacağımı umarak araba ile gitmedim. Yaşadığım yer biraz da olsa sakindi, bu yüzden market ararken biraz zorlandım.

Geçen 10-15 dakikanın ardından bir market buldum ve ihtiyacım olan şeyleri aldım. Marketten çıkıp 5 dakika yürümemin ardından birkaç kişinin önümü kesmesi ile iç geçirdim.

Tokyo'da yaşamak cidden zor olacaktı.

Derin bir nefes alıp kenardan kurtulmaya çalıştım ama iri olan önümü kesti. "Bize bir şeyler gösterirsen gitmene izin veririz belki.

Tek yumrukla çocuğu yere sermemin ardından tam gidiyordum ki biri kolumu tuttu. "Öylece gidebileceğini mi sanıyorsun?"

Derin bir nefes verdim ve aldıklarımı kenara bıraktım. Üzerime gelenleri fazla güç kullanmadan bayıltıyordum. Fazlası belaya yol açabilirdi.

Birkaç dakikadır kapışıyorduk ama yorulduğumu hissetmeye başlamıştım. Bana vurmaya yeltenen çocuğu yerde görmem ile şaşırdım.

Döndüğümde saçları siyah ve sarı karışımı, boynunda dövme olan bir çocuk ile karşılaştım. Donuk bakışlarını çocuklara çevirdi.

"Bu kadar yeterli. Siktir olup gidin." Telaşla kafalarını salladılar ve özürler sunarak ortamı terk ettiler. Arkamı döndüm ve bana yardım eden kişiyi çözmeye çalıştım. Kimdi bu?

Beni görünce üstüne başına düzen verdi ve elini uzattı "Selam, ben öğrencin Hanemiya Kazutora"
Uzattığı elini sıktım. "Memnun oldum, Hanemiya. Yardımın için teşekkür ederim."

Tatlı bir şekilde gülümsedi. "Bu adamlara karışamamaya çalış. Belalı tipler ve bir kez bulaştığında peşini bırakmıyorlar."

Ona bir teşekkür borçlu olduğumu hissettim. "Karşılık olarak bana gelip biraz içmeye ne dersin?"

Biraz düşündü.  "Aslında olabilir. Bir günlük bizimkileri eksem bir sıkıntı çıkmaz." Gülümsedim ve onayladım. Eve doğru ilerlerken biraz sohbet ettik.

"Bu gün yaşananlar için onlar adına özür dilerim. Sınıftakiler belalı tiplerdir ve tüm yıl boyunca herkesin sana sorun çıkaracağına eminim." Biraz merak etmiştim. "Neden böylesiniz?"

İç çekti ve ellerini cebine attı. "Herkesin kendi sorunları var. Bazıları ailevi bazıları kişisel. Bu yüzden derslere odaklanmakta zorluk çekiyorlar ve şiddetin çözüm olduğunu düşünüyorlar. Çoğumuz çetedeyiz zaten."

Şaşırmamıştım. "Bu yaşınızda hala çete işleriyle mi uğraşıyorsunuz?" Gülümsedi ve bana döndü.

"Aynı yaştayız Matsuno ve bence birinin çeteye katılmak için en uygun yaşı bu zamanlardır. Çetemizin olması işimize yarıyor. Tüm Tokyo'da bizim sözümüz geçer"

Bu çocuk diğerlerinden farklı gibiydi.
"Sanırım, sen diğerlerine göre çok uçuk değilsin?"

"Bilmem. Şimdiye kadar 2 kişi öldürdüm, 78 kişi yaraladım, bir dönem uyuşturucu sattım, çete olarak sürekli kavgalara gideriz zaten. Yani evet, çok da uçuk değilim"

Amına koyayım be!

Biraz sonra bana döndü ve gülümsedi
"Aslında bana bu teklifi yapmanı beklemiyordum. Bugün yaptıklarından sonra... Okulda herkes seni konuşuyor."

Somurttum ve gözlerimi gökyüzüne çevirdim. "Bilmiyorum, sert olmak istemiyorum ama beni buna zorluyorlar."

Sohbetimiz bu şekilde devam ederken eve geldiğimizde beraber içeri geçtik. Hanemiya'yı salona geçirdikten sonra biraları alıp yanına geldim.

Kadehlere doldurmamın ardından sohbet eşliğinde içmeye başladık. Güzel bir günün ardından Hanemiya gitti ve yalnız kaldım.

Tüm günü evde romantik manga okuyarak geçirdikten sonra kendimi uykuya bıraktım.

Sabah yine lanetler okuyarak uyandım. Her ne kadar istemesem de bu uzun bir süre böyle devam edecekti. Tamamen hazırlandıktan sonra arabamın anahtarını alarak evden çıktım.

Okula vardığımda ders saatinin geldiğini fark edip sınıfa çıktım. İlk ders yine kendi sınıfıma girecektim.

Masaya yerleştikten sonra dersi anlatmaya başladım. Çoğu kişi dinlemiyordu ama şuanlık bunu umursamayacaktım.

Dudaklarının arasındaki sigara ve elindeki telefonu ile dersle hiç alakası olmayan çocuğa baktım."Derste olduğumuzun farkındasındır umarım."

Sanki ona seslenmemişim gibi hiç istifini bozmadı. Birkaç kez daha seslenmeme karşılık vermeyince yanına doğru ilerledim. Başında durduğum zaman hâlâ telefonu ile meşgul oluyordu.

"Dersi neden dinlemiyorsun?" Omuzlarını silkti ve kafasını sıraya koydu. "Canım istemiyor."

Derin bir nefes verdim. "Okulda olduğumuzun farkındasındır umarım. Dersi dinle ki, zorla dinletmek zorunda kalmayayım."

Alayla gülümsedi ve bana baktı. Gözlerimiz buluşunca gerçekten etkileyici olduğunu fark ettim. "Ayağa kalk." Dedim, emir verircesine.

Ayağa kalkması ile benden yaklaşık 8 santim uzun olduğunu fark ettim. Yüzüme tamamen yaklaştı ve sırıtarak konuştu. "Şimdi ne yapacaksın, öğretmenim?"

Kolundan tuttuğum gibi masama doğru sürüklemeye başladım. Karşı çıkmıyordu ve sanırım ne yapacağımı merak ediyordu.

Kendi sandalyeme oturmasını sağladım ve tahtaya yöneldim. "Dersi burada dinleyeceksin." Sırıttı ve ayağa kalkmaya yeltendi.

Çantamın açık gözünde bulunan kelepçeyi hızla eline geçirdim ve fırsat vermeden diğer ucunu sandalyeye kenetledim.

İfadesiz bir şekilde bana bakmayı sürdürdü ve hiç bir şey olmamışcasına tahtaya döndüm. Sınıftaki herkes farklı şeyler söylüyor, bazıları bağırıyordu.

"Bana bak, öğretmen. Çıkar şunu, aksi takdirde iyi şeyler olmayacak." Sınıfa yöneldim ve dersi anlatmaya devam ettim. Çoğunluk alay eder biçimde gülüyordu.

İsmini bilmediğim çocuk sandalye ile birlikte kalkmaya yeltenince omuzlarından tuttum. "Olduğun yerde kal. Okul çıkışı çıkış iznin yok ve halledeceğimiz biraz işimiz var."

Sırıttı ve kendini sandalyeye bıraktı. "Ne sikim bir öğretmensin sen?"

My Roommate My TeacherHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin