Felix evli olarak uyandığı ilk günde yanında Chan'ı görememişti. Biliyordu, erken uyanırdı alfa. Eli telefonuna giderken mırıldandı. "Çok mu uyudum ki?" Telefon ekranındaki saat 11'i geçerken gözleri şaşkınlıkla açıldı. Nasıl bu kadar çok uyumuştu? Saçlarını karıştırırken ofladı.
Oda, oda gibi değildi. Dün akşam toparlamadan yatmışlardı ancak bugün bunun için enerjisi var mıydı, emin değildi. Ebeveyn banyosuna girip yüzünü yıkadığında lavabo aynasındaki buhar Chan'ın duş aldığının göstergesiydi. "Gerçekten hiçbir şey duymamışım." Kendi kendine konuşmaya devam ederken aynadan da kendisini izliyordu bir yandan. Diş fırçasına sıktığı macun ile aynadaki aksi ile bakışmaya devam ederek halletti işini.
Odaya geri döndüğünde yerdeki balonları tekmeleyerek giyinme dolabına ulaşmış, gün için rahat sayılabilecek şeyler giymişti. Odadan çıktığında aşağı kattan gelen seslere kulak kesildiyse de duyamamıştı. Muhtemelen kendisini çalışma odasına kapatmıştı bile alfa.
Merdivenleri inip mutfağa girdiğinde durulanmış kahve bardağıyla gülümsedi. Şimdi Hyunjin olsaydı, kendisini kolundan çekiştirerek 'bak gördün mü, ben yıkadım ve yerleştirdim oraya Lixie!' diye nazlanırdı kendisine.
Parmaklarını kütletip buzdolabına yürüdü genç omega. Çıkardığı yumurtaların yanına maydanoz ve peyniri de ekleyip omlet yapmakla işe başladı. Bir yandan filtre kahve makinesinin kağıdını yerleştirip kahveyi eklediğinde demlenmesi için güç tuşuna basmıştı. Kahvaltılıkları çıkarıp bar masasına yerleştirmeye başladığı sırada makinenin sesiyle kahve demliğini de masaya yerleştirdi. Eksik bir şey kalmadığını düşündüğü zaman tekrar üst kata yönelmişti. Üst kattaki çalışma odasının önüne geldiğinde içerideki boğuk sesleri duyabiliyordu. Kapıyı tıklatıp davet edilmeyi bekledi.
Chan, dikkatini ekrandaki ekonomi haberinden kapısının çalınmasıyla o tarafa doğru verdi. "Gelebilirsin Felix."
Çok geçmeden minik beden kafasını kapıdan uzatıp gülümsedi. "Günaydın.. Aslında tünaydın da olabilir." Elleri ile arkasını gösterdi. "Bir şeyler hazırladım ama."
Chan gözündeki dinlendirici gözlükleri çıkarıp ayaklanmıştı. "Ne zaman uyanırsın, emin olamadığımdan bir şey yapmak istememiştim ama keşke beni de çağırsaydın. Kalktığını bilmiyordum."
Felix, yanındaki alfa ile merdivenlerden aşağı inerken omuz silkti. "Çok bir şey yapmadım zaten." Birlikte mutfağa girdiklerinde Chan masaya göz attı. Felix'in mutfakta çok bir şey yapmamak kavramı, kendisinin birçok şey yapmak kavramına denkti sanırım.
Sandalyelerden birine otururken konuştu. "Ellerine sağlık." Demliğe uzanıp ikisi için de kahve doldurmuştu alfa. Felix onu izlerken bir yandan da çatalına uzandı.
Sessiz devam eden kahvaltı, Felix'in boğazını temizlemesiyle son bulmuştu. "Kurula ne zaman gideceğiz?"
Chan elindeki fincanı bırakıp omegaya baktı. "Bilmiyorum aslında."
"Bugün gitsek, hem kafan daha rahat olmaz mı?"
"Balayında olmamız gerekirdi Felix." Gülüp işaret parmağını ikisi arasında gezdirdi. "Yeni evliyiz ya."
Felix düşünürken dudaklarını büzüştürmüştü. Bunun Chan'a bir manzara olarak dönüş sağladığından habersizdi. "Şey deriz, hmm.. Ben yazları severim ve yaz balayı istiyorum. Gecikmiş bir balayımız olacak?" Sunduğu fikirle beklenti içinde alfaya baktı çilli genç.
"Denenebilir."
Felix dişlerini göstererek gülümsedi. "Harika. Buraları toparlayıp çıkarız o zaman."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ikigai | chanlix
FanfictionLider alfa olmak için yetiştirilen genç kurt, her şeyi tamamlamıştı. Bütün bilgi birikime, örf ve adetlere hakimdi. Sadece tek bir şeyi eksikti; kendine ait bir omega.
