33

5.5K 578 96
                                    

jungkook, kısıkça çalan david bowie şarkısı eşliğinde içkisinden bir yudum alırken karşısında saatlerdir saçma sapan konulardan tartışan ikiliyi izliyordu. hoseok'un doğum günü için restoran-bar tarzı bir yerde toplanmışlardı. önce yemek yiyip hediyeleri verdikten sonra içki içip sohbet etmeye karar vermişlerdi ancak, hoseok ve yoongi kendisini fazla kaptırmıştı.

daha sarhoş olacak kadar içmemişlerdi ancak kafalarının yerinde olmadığını söylemek zor değildi. ilk önce levi serumu armin'e vererek doğru bir karar mı aldı onu tartışmışlar, ardından konu bir şekilde konu ikinci dünya savaşına gelmişti. şimdi ise captain america mı tony stark mı haklı onu tartışıyor, medeybiyetten uzak bir şekilde birbirlerine karşıt görüşlü oldukları için hakaret bile ediyordu.

not : kesinlikle cap haklı aksini iddia edenle ölümüne tartışırım

"boşverin şimdi marvelı" dedi jimin bıyık altından gülerek "şurdaki kız geldiğimizden beri seokjin'i izliyor."

cümlesini bitirir bitirmez bütün gözlerin aynı anda işaret ettiği yöne dönmesiyle gözlerini devirdi jimin. "gerizekalılar, çaktırmadan bakmak diye bir şey var değil mi?"

"kız güzelmiş ha" dedi hoseok onu umursamadan "git numarasını al bence."

"gerek yok." diyerek önüne döndü seokjin.

"niye ya?"

"işten kendime zor vakit ayırıyorum. bir de ilişkiyle uğraşamam."

"cidden çok çalıştırıyorlar seni." diye yanıtladı taehyung dudaklarını büzerek. jungkook'un göğsünde yaslandığı yerden. seokjin başıyla onaylayıp içkisinden bir yudum almıştı. çok çalıştığı doğruydu ancak sorun etmiyordu, işini seviyordu ve bulunduğu konuma gelebilmek için çok çalışmıştı.

"yani konuşmayacak mısın kızla?"

"konuşmayacağım jimin."

"gitti güzelim kız."

"çok beğendiysen sen konuş?" diye söylendi namjoon.

"ay gay olmasam konuşurdum var ya"

"jimin."

"tamam şaka yaptım."

namjoon gözlerini devirip içkisine odaklanmaya devam etmişti. jimin flörtöz biriydi, buna alışmıştı artık ancak kendisine asla ihanet etmeyeceğini de biliyordu, bu yüzden sorun etmiyordu.

hoseok kolundaki saate bakıp iç çekti. "saat 2 olmuş, dağılalım mı artık?"

"2 mi?" diyerek şaşkınca gözlerini büyüttü taehyung. buraya geldiklerinde saat 8 bile olmamıştı. ne ara bu kadar oturduklarını bilmiyordu bile.

jungkook sevgilisine gülüp bakışlarını tekrar masaya çevirdiğinde "yorulduysanız kalkabiliriz." demişti.

birkaç kişi yorulduğuna dair bir şeyler mırıldandığında, doğum günü olduğu için hoseok hariç herkes, hesabı bölüşerek ödemişti.

"yarın pazar kahvaltısı için bize gelsenize." dedi taehyung herkes kendi arabasına doğru ilerlerken.

"kahvaltı yapacak kadar erken bir saatte uyanmayı düşünmüyorum ben." diye yanıtladı hoseok esnerken.

jungkook kolunu taehyung'un omzuna attığında "erken yapmayız biz de."  demişti. sevgilisinin bunu ne kadar istediğini biliyordu çünkü birkaç kez konuşmuşlardı ve gelecekleri kesin bile olmasa bir sürü hazırlık yapmıştı taehyung.

bu heyecanlı halini şimdi de saklamıyordu. kocaman açtığı gözleri ve gizlemeye çalıştığı gülümsemesiyle dururken hoseok iç çekmiş ve kabul etmek zorunda kalmıştı.

cavalier | taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin