Bölüm 34: Cehennem-Kaos

147 18 4

-Arc-

"Ne demek Victoria ha? Sen ne biçim bir manyaksın James?"

İç geçirdim. Odadan çıktıktan sonra Victoria da fırtına gibi peşime takılmıştı. E tabi o hareketten sonra beklenmedik birşey değildi. Amma velakin yine de sinir bozucu.

"Bu tımarhanede sıkılmışsındır diye düşündüm."

Bir sessizlik oldu. Cevap arıyordu.

"Ben asker değilim James."

Dalga geçer gibi güldüm çünkü dalga geçiyordum. Bir, o büyük protez silsilesinden önce gayet de askerdi. İlk dönemlerde dış tehdit çok daha fazlaydı ve biz de sayıca gayet azdık. Yani bütün eskilerin kanında o pislikten bir miktar vardı.

İki, o protezleri ben yaptım. Şu an kadın yok edilemezdi. Yani belki edilebilirdi ama harcanacak güç herhangi başka bir şovalye için harcanacak güçten bayağı bir fazla olurdu. Göğüs boşluğundaki şey o eski Volvo V10 dizel motorların on veya yirmi katına eşdeğer be.

Üç, normalde savaşmayı sever ama niye karşı çıkıyor bilmiyorum.

Benden cevap gelmeyince tekrar konuştu. "Kolonideki en iyi doktor benim Arc."

"Sanki kolonideki tek doktor sensin."

"Ama-..."

"Zaten genetik şeysilerin hepsi askıya alınacak. Diğer doktorlar da kendi aralarında idare etsin biraz." Güldüm. "Zaten grip tedavi etmekten başka bir halt yediğiniz yok."

"Ama Arc-..."

Anide arkamı döndüm ve yüz yüze geldik. Fazla yakındık. Gerçi ikimizin de bununla bir sorunu yoktu ama olsun.

"Victoria. Adamlarım beni şu an canavarın daniskası olarak görüyor."

"Öylesin zaten."

"Evet. Ve bunu dengeleyecek birine ihtiyacım var. Ahlaki değerleri olan birine."

Bir an gözlerini kaçırdıktan sonra tekrar gözlerimin içine baktı. "O zaman bunun o herzamanki amacı farklı işlerinden biri olduğuna yemin et."

"Yemin ederim."

"İnanmıyorum."

Bir adım geri çekildikten sonra topukları üzerinde geriye dönüp hızlı denebilecek şekilde yürümeye başladı. İçten içe güldüm. Geri dönecekti. Sadece naz yapıyordu o kadar.

-

Koğuşun kapısını yavaşça açtım. Odada sadece Claire ve Noire vardı. Beraber. Aman ne tatlı.

Noire 204 santimetre uzunluğunda olmasaydı durum belki tatlı olabilirdi.

Banyodan da sesler geliyordu. Yani.

Kızlarımın yanına çöktüm. Noire de kızım sayılırdı artık. Sayılır mıydı? Sayılabilirdi. Gibi gibi.

"Noire hadi uyan."

Kız yavaşça gözlerini açıp suratıma baktı. Gülerek gözünün önüne gelen saçlarını kenara çektim. O da gülümsedi.

"Claire sen de kalk artık. Uyanık olduğunu biliyorum."

O da aynını yaptı. "Günaydın baba."

"Günaydın." Burnumun direğini kıran ter kokusunu daha fazla görmezden gelemeyerek devam ettim. "Akşam banyoya girmiş miydiniz?"

Başını salladı.

"Tamam o zaman yürüyün."

Kızları banyoya yolladıktan sonra ofise girdim ve etrafıma hiç bakmadan kendimi normalde asıl yatmam gereken yer olarak hazırlanmış yatağın üstüne attım.

Proje E.D.E.N. [Son]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!