Felix karşısındaki adamın bardağı kavrayışına bile aşık olabileceğini düşünüyordu. Bu düşünce Chan'ın kendisine seslenmesiyle aniden son bulmuştu. "Ah, dalmışım, ne demiştin?"
Chan, omeganın şaşkın bakışlarını sıcak bir gülümsemeyle karşıladı. "Ben de onu diyordum, dalgınsın. Bir problem yok değil mi?" Felix kafasını iki yana sallayarak elindeki çatalı tabağındaki orta pişmiş ete batırdı.
Chan sessiz kalmamaya yemin etmiş gibi yeni bir soruyla konuşmaya başladı. "Hazırlıklar nasıl? Yardım edebileceğim bir şey var mı?"
Felix ilk an, "Yok, her şey tamam." dese de sonrasında gözlerini alfanın gözlerine çıkarıp ağzını araladı. "Aslında, var." Chan elindeki çubukları bıraktığında dirseklerini masaya yaslayıp ellerini birbirine kenetledi. Omeganın söyleyeceklerinde odaklanmıştı. "Takım giyeceğini var sayarak hangi renk giyeceğini sorabilir miyim?" Chan yan gülüşle Felix'e baktığında anladı küçük olan. "Siyah mı?"
"Senin için lacivert yapabilirim." Elini anlaşma yapmak istermişçesine Felix'e uzatmıştı.
Felix önündeki biçimli ellere bakakaldı, içlerini yediği dudaklarına işkence etmekten vazgeçmedi bunu yaparken. Berelediği dudağında dilini gezdirip parlak bir hale soktu. "Benim için beyaz yapsan, olur mu?" Chan'ın havada duran eline uzanırken sormuştu.
"Çok tercih etmediğimi biliyorsun." İkisinin havada buluşan elleri Chan'ın yönlendirmesiyle masayı bulmuş, Chan küçük eli kendi eliyle örtmüştü.
Felix son kez şansını denemek istiyordu. "Ben.. Şey aslında.." Gözleri ellerine düştü. "Senin için bir ceket dikmiştim." Boğazını temizledi. "Tabii, giymemen sorun değil. Yanlış anlamam, siyah giymek isteyeceğini tahmin ediyordum." Omega konuşurken omuzlarını silkmişti.
Chan, Felix'in elini sıkarak kendisine bakmasını sağladı. Samimi bir gülümsemeyle konuşmuştu. "Umarım omuzlarımın genişliğini doğru ayarlamışsındır. Düğünümde ceketim yüzünden kasıntı ve gergin durmak istemem Lixie." Alfanın gözleri omegadan saniyelik dahi ayrılmadığı için çilli gencin an be an yüzünün aydınlandığını ve ardından gün ışığı kadar sıcak bir gülümsemeyle kendisine baktığını fark etmişti.
Felix gülmekten toparlayamadığı dudaklarıyla konuştu. "Teşekkür ederim Chan." Gülümsemesini toparlamaya çalışırken alt dudağını ısırıp sakinleşmeyi bekledi ancak düşündükçe daha fazla gülesi geliyordu. Utanmasa sevinçten kahkahalar atacaktı.
"Teşekkür etmek istiyorsan tabağını bitir."
Felix gözlerini devirip boştaki eliyle -diğeri hala Chan tarafından hapsediliyordu- çatalına uzandı. Alfanın yüzüne bakarak dilim eti ağzına attı.
Chan karşısındaki omeganın şirinliğine kıkırdadı. "Gözlerini devirme bana. Kötülüğünü istemiyorum."
Chan kalan içeceğini yudumlarken Felix tabağındaki son birkaç parça etle savaş veriyordu. En sonunda pes edip mırıldandı. "Benden bu kadar."
"Az bir şey kalmış zaten, hadi at onları da ağzına."
Felix etleri çatala takıp alfaya uzattı. "O kadar az ise sen bitir." Chan bir omegaya bir de çatala baktı. Bezgin bir ifadeyle kendisine bakıyordu Felix, daha fazla zorlamanın anlamı yoktu. Uzanıp Felix'in çatalındakileri yedi.
Omega, Chan'ın kabullenişiyle rahatça geri yaslanmıştı. Gözleri çevresinde gezerken birkaç masanın onlara takılmış olduğunu fark etti. Kaşları çatılırken Chan'a döndü. "Bize mi bakıyorlar? Ben mi yanlış anladım?"
Chan çiğnediği yemekle etrafına bakındı, omuz silkti. "Kim olduğumuzu biliyorlardır." Lider alfa adayı ve omegası. Chan'ın alışık olduğu bakışlara Felix'in de alışması gerekecekti. Ancak ikilinin farkında olmadığı şey, yemek sırasında gerçek bir çiftten farksız davranışlarıyla harika bir ilişki gösterisi yapmışlardı. Onlar hissettiklerini yaşayadursunlar çevredekiler ne kadar yakıştıkları hakkında dedikodulara başlamışlardı bile.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ikigai | chanlix
FanfictionLider alfa olmak için yetiştirilen genç kurt, her şeyi tamamlamıştı. Bütün bilgi birikime, örf ve adetlere hakimdi. Sadece tek bir şeyi eksikti; kendine ait bir omega.
