21

7.6K 846 149
                                    

önceki bölümü okumayı unutmayın

uyarı : aşırı kısa bir bölüm

-

jungkook iş yerinden yemeğini bile yemeden çıkıp direkt arabaya atmıştı kendini. heyecandan avuç içleri terliyordu ve umursayacağı son şey masada bıraktığı soğumuş yemeğiydi.

trafiğin boş olması sebebiyle ve normalden biraz daha hızlı sürmesiyle söylediğinden çok daha kısa sürede dışı çizgi film karakterlerine boyanmış anaokulunu binasına varmıştı.

arabayı hemen park edip içeri girmeden önce güvenliğin yanına uğramış, gerçekten kimlik kontrolü yapıyor mu bir nevi kontrol etmişti.

adam kimliğe baktıktan sonra "bay kim geleceğinizi haber vermişti, girebilirsiniz." dedi.

jungkook kısaca teşekkür edip yerinde nerdeyse sıçrayarak taehyung'un sınıfına doğru yol almıştı.

kapıyı çalıp taehyung'un kalın ancak yumuşak sesinin "girin" dediğini duyunca gülümseyerek içeri girdi.

taehyung, gelenin jungkook olduğunu anlamıştı, kapının açılmasıyla yerinden kalkıp heyecanla içeri giren bedeni süzdü.

"hoş geldin." dedi gülümsemesini saklamak için ısırdığı dudağıyla. 

jungkook cevap vermek hafifçe yerine kıkırdamış ve taehyung'un kendisini bileğinden tutup çekmesine izin vermişti.

taehyung masaya oturduğunda jungkook bacaklarının arasında duruyordu böylece. jungkook elini masaya, taehyung'un kalçasının hemen yanına yasladığında üstüne eğilmişti.

bir süre ikili sessizce bakıştığında jungkook gülümseyip taehyung'un yüzüne düşen saçları kulağının arkasına itmişti.

taehyung derin bir nefes alıp "bu anın gerçek olduğuna inanamıyorum." dedi "bir daha kimseden hoşlanamayacağıma çok emindim ama karşıma sen çıktın işte."

"benden hoşlanıyor musun?" dedi jungkook nerdeyse fısıldayarak. cevabını bilse de yine de taehyung'un itiraf ettiğini duymak istiyordu.

"hoşlanıyorum."

"ben de senden hoşlanıyorum."

taehyung, utancını gizlemek için ufak bir kahkaha attığında jungkook'un gözleri karşısındaki kare gülüşe adeta kilitlenmişti. 

"gülüşünü ne kadar sevdiğimi anlatsam bana inanmazsın."

duyduğu itirafla biraz daha gülümseyen taehyung "beni ne zaman öpeceksin?" diye fısıldadı.

jungkook, taehyung'a yaklaşıp nerdeyse dudaklarının dokunacağı yakınlığa geldiğinde "beni öpmek için çağıran sensin." diye fısıldayarak karşılık verdi.

"ikidir ilk adımı ben atıyorum ama." diyip dudaklarını büzdü taehyung ardından daha fazla uzatmadan jungkook'u ensesinden kendisine çekti ve ince dudaklarını jungkook'un dudaklarıyla birleştirdi.

başta yavaş bir şekilde başlamıştı öpücük, dudaklarını sakince hareket ettiriyor ve birbirlerini hissediyorlardı. jungkook ellerini taehyung'un ince beline sarmış sakince okşuyordu.

aradan geçen pek de kısa olmayan bir sürenin ardından jungkook dilini taehyung'un dudakları üstünde gezdirmeye başlamıştı. taehyung ne istediğini anlayıp dudaklarını aralamış, jungkook'un dilinin içeri girmesine izin vermişti.

jungkook'un dili, ağzını keşfederken taehyung boğukça inlemişti. ikisinin de ciğerleri nefes almak için çığlık atıyordu ama birbirlerinden ayrılmak istemiyorlardı.

taehyung, genzi parçalanırcasına yutkunduğunda omuzlarında hissettiği baskı masaya uzanmasını sağlamıştı. jungkook üstüne eğildiğinde anında bacaklarını beline sarmış, daha fazla ayrı kalmalarına izin vermemişti.

henüz soğumamış dudaklar tekrar birleştiğinde taehyung hiç hissetmediği kadar iyi hissediyordu. üstünde ona güven verircesine belini okşayan el ve ince dudaklarını açlıkla yiyip bitiren dudaklar ile uçuyormuş gibi hissediyordu.

jungkook, taehyung'un alt dudağını nazikçe dudakları arasına alıp belini okşamaya devam ettiğinde taehyung da yavaşça üst dudağını emiyordu.

ikili ne kadar süre öpüştüklerini bilmiyordu bile ancak oldukça uzundu. hatta öğle arasının bittiğini haber veren zil sesini duymalarına engel bile olacak kadar uzundu.

ince bir sesin "bay kim?" diye seslenmesiyle taehyung anında jungkook'u üstünden itmişti. masadan kalkıp dağılmış üstünü düzelttiğinde öğrencilerinden birinin ağzı açık bir şekilde kendisine baktığını gördü.

"jihoon? ne işin var senin burda, zil mi çaldı?" dedi yumuşak bir sesle. bir yandan da jungkook'u sınıfın dışına sürüklüyordu.

"evet öğretmenim."

"tamam yerine geç sen ben hemen geliyorum."

"peki."

jihoon'a sıcak bir gülüş verdikten sonra jungkook'u nihayet kapıya getirebilmişti. bir yandan da "bittim ben" diye söyleniyordu.

jungkook gülüp "3 yaşında değil mi? bir şekilde kandırırsın." dediğinde gözlerini devirdi.

"evet ama ailesine anlatırsa biterim."

"ikna edersin sen." dedi ve taehyung'un saçlarını okşamaya başladı. taehyung başta mayışsa da başka öğrencilerin de sınıfa doğru geldiğini görünce jungkook'u karnından iterek kendisinden uzaklaştırdı.

"git hadi başımı daha fazla belaya sokma."

"ne utangaç çıktın sen." diye cevap verdi jungkook küçük bir kahkaha atarken. taehyung'un kendisine sinirle bakan ifadesini görünce ise daha da sinirlenmemesi için gülümsemesini bastırmaya çalışmıştı.

bir süre taehyung'un yüzünü izledikten sonra kendisine kaş göz işaretleriyle gitmesini söylediğini fark etmiş, eğilip son kez dudaklarına hızlı bir öpücük bırakmıştı.

ardından jungkook azar işitmemek için hızla kaçarken taehyung ise gözlerini kocaman açmış kimsenin görüp görmediğini kontrol ediyordu.

öğrencilerin görmediğinden emin olduktan sonra ise jungkook'un gittikçe uzaklaşan bedenini izlemişti bir süre. bir yandan da parmaklarını dudağına bastırıyor, istemsizce yüzünde gülümseme oluşturuyordu.

kendini aptal aşık gibi hissediyordu ki, bir bakıma da öyleydi zaten.

-

merhaba nasılsınız önceki bölümü dershanede yazınca evde de bir bölüm yazabilirim diye düşündüm full öpüşme oldu ama olsun işte napalım bol bol öpüşsünler

cavalier | taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin