BÖLÜM 1\ BAŞLANGIÇ

700 63 55
                                    

"BAŞLANGIÇ"


Kaktüsleri sulamadığımız zaman kendi içindeki sular ile hatta kalmaya çalışırlarmış. Bu yüzden bir saatten sonra buruşurlarmış. Biz de tıpkı onlar gibiydik bir çok ölümle mücadele etmiş ve hayatta kalmak için kendimize su olmuştuk. Dostluğun ve ailenin değerini daha fazla anlamıştık şimdi ise birbirimize daha fazla kenetlenmiş tek evde kocaman bir aile olmuştuk. Normal yaşamımda devam ederken hiç beklemediğim bir günde önceki hayatımın aşkı ile karşılaşmıştım. Fakat o kadar duygusuz görünüyordu ki bunun nedenini uzaktan gören başkaları klasik okulun gizli çocuğu sanarlardı. Ben ise onu ilk gördüğüm zamandan beri kendisini bu hale ne getirdiğini anlamaya çalışmıştım. Sonunda öğrenmiş ve kanayan ruhuna yara bandı uzatmak istemiştim. Başlarda istemese de bir süre sonra ruhunu yara bere içerisinde bırakan kadının ben olduğumu anlamıştı.

Bir çok zorlu yoldan geçmiş bir çok engeli aşmış ve sonunda ellerimizi birleştirebilmiştik. Hatta birleştirdiğimiz avuçlarımızın arasından bir çiçek bile doğmuştu. Bir bebeğimiz olacaktı aşkımızın meyvesi hayatımızın mucizesi yeniden içtenlikle gülümsememizi sağlayan bu minik bebeğin doğmasını dört gözle bekliyorduk.

Bir ilk büyük melezin asla yapmayacağı hatta uzaktan görenleri şaşkınlığa uğratacağı bir şey yapıyordum şu an, elimde küçük ibrik ile bahçedeki çiçeklerimizi suluyordum. Rengarenk olan bu çiçekler beni sebepsizce mutlu ediyor ayrı bir enerji katıyordu. Elimi bir dünya olmuş karnıma indirip elimdeki ibriği çiçeklerin etrafını kaplayan taşa koydum. Yeni taşındığımız bu ev fazlasıyla büyüktü çünkü bütün dostlarım bu evde yaşıyordu. Karan ile evlendikten sonra ayrı bir eve çıkmak istememiştik. Dostlarımızla beraber kalmak onlarla gülüp eğlenmek özellikle de mucizemizin doğuşuna kadar biriktirebildiğimiz kadar anı biriktirmek istiyorduk. Doğduğu zaman fotoğraflarımızı incelerken beni ne kadar heyecanla beklemişsiniz diye yüzünde bir tebessüm oluşsun istiyorduk.

Nare'nin söylediğine göre bir doğa üstünün özellikle de vampir kanı taşıyan bir doğa üstünün doğum ayı dört aymış. Ben henüz üçüncü ayındaydım bebeğimin doğmasına tam bir ay kalmıştı. Derin bir nefes alıp büyük dağ evimize baktım. Herkesten uzakta bir ev bulmak istemiştik çünkü bazen aramızdan birileri öfkelenebiliyor insanların yapamayacağı hareketleri sergileyebiliyordu.

Evimizin dış kapısının üstünde kocaman bir tabela vardı ve üzerinde ise mucize aile yazıyordu. Biliyorum fazlasıyla saçmalıktı fakat o kadar savaştan ve kaybettiklerimizden sonra kazanmamız özellikle de bir bebeğimizin olacağını öğrenmemiz tamamen mucizeydi.

"Sima!"

Şimdi başlıyorduk, Karan yine aynı öfkeyle evin bahçesine girmiş etrafa köpürüyordu. Ona neler oluyordu hiç bilmiyordum fakat bu aralar bana fazla sarıyordu. Sürekli kırıyor döküyor ve ağır konuşuyordu.

"Buradayım Karan." Dedim sakin bir ses tonuyla. Çünkü onunla aynı yoldan ilerlersem çok büyük tartışmalar ortaya dökülüyordu. Öfkeli bakışları beni bulduğunda saniyeler içerisinde karşıma gelmiş ve yüzüme soluyarak ilk konuşmayı başlatmıştı.

"İstediğin o lanet şeyi bulamıyorum!"

Sesi o kadar gür çıkmıştı ki evdekiler hemen bahçeye dökülmüştü. Bu öfke problemlerinin bende olması gerekirken Karan'da olması beni daha fazla geriyordu. Sakin ve derin bir nefes alarak birkaç saniyeliğine gözlerimi kapattım.

"Sürekli bir şeyler aşeriyorsun nerede imkansız şeyler var onlardan istiyorsun! Sen ilk büyük melezsin neden sürekli yiyecek şeyler tüketiyorsun!" dedi ve işaret parmağını yüzüme doğru sallayarak sözüne devam etti. "Hatta şöyle söyleyeyim en son ne zaman kan tükettin?"

KARANLIK SIRLAR 2 Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin