10

8.8K 955 238
                                    

jungkook, mesaisinin nihayet bitmesiyle rahatlamış bir nefes verdi. soyunma odasına girdiğinde normalde es geçeceği duşlara baktı. eskiden olsa eve gider ve duşunu öyle alırdı ama şimdi taehyung'un yanına bu kadar terli bir halde gitmek istemiyordu.

hızla kendini boş duşakabine attı. olabildiğince hızlı yıkanması ve burdan çıkması gerekiyordu çünkü taehyung'u zaten yeterince bekletmişti.

elinden geldiğince hızlı bir şekilde duşunu alıp üstünü giyindi. ardından kenarda duran saç kurutma makinesine göz attı. hava soğuktu ve saçları ıslak dışarı çıkması aptallık olurdu ama jungkook, gerçekten taehyung'u bekletmek istemiyordu.

spor salonunun dışına çıkıp arabasına bindi. kısa bir mesafe yürüdüğü halde esen rüzgar başınu ağrıtmıştı ve saçını kurutmaması kesinlikle bir hataydı ama geri dönemezdi artık.

arabanın klimasını açıp taehyung'un çalıştığı yere doğru sürmeye başladı.

kendi iş yerine çok da uzak olmayan anaokuluna vardığında telefonunu çıkartıp taehyung'a onu kapıda beklediğine dair bir mesaj attı. ardından klimanın sıcak havasının kendisini mayıştırdığına karar verip dışarda beklemeye başladı.

çok geçmeden taehyung yüzünde hafif bir gülümsemeyle dışarı çıkmıştı. tabi gülümsemesi jungkook'un ıslak, atkuyruğu yaptığı saçlarıyla soğukta beklediğini görmesiyle anında sönmüştü.

kaşlarını çatıp sinirli nir ifadeyle jungkook'un yanına geldi. "ocak ayının ortasında olduğumuzun farkında mısın?"  dedi burnundan sinirli bir nefes verirken. ardından jungkook'un sabah kendisine zorla taktırdığı bereyi başından çıkartıp jungkook'a taktı.

"sen üşeyeceksin şimdi de." dedi jungkook dudağını büzerken. taehyung'un gözlerini devirdiğini görünce kıkırdamıştı. taehyung, sinir etmesi çok kolay biriydi ve jungkook eline geçen her fırsatta onu sinirlendiriyordu.

"hadi gidelim." dedi taehyung heyecanla ve bakışlarını arabaya çevirdi. ancak gördüğü bedenle heyecan dolu bakışları solmuş, yerini dehşet dolu bir ifade almıştı.

jungkook da taehyung'un yüzünün birden neden düştüğünü görmek için kafasını çevirdiğinde "orospu çocuğu" diye fısıldadı.

karşılarında duran adam siyah maskesi ve siyah kapşonlusuyla 'saklandığı' yerden taehyung'u izliyordu. ama ya elektrik direğinin arkasında gerçekten saklanabildiğine inanacak kadar aptaldı ya da taehyung'un kendisini görmesini istiyordu.

jungkook çenesini sıkıp adamın yanına doğru yürümeye başladı. bu sefer karşısında duruyordu ve kaçmasına izin vermezdi.

ancak bileğini sıkıca tutan elleri hissettiğinde istemeden de olsa durmak zorunda kalmıştı. ateş saçan gözlerini elin sahibine çevirdiğinde esmer tenlinin dolmuş gözlerle ürkekçe kendisine baktığını gördü. bakışlarını adama çevirdiğinde jungkook'un yanına geldiğini fark etmiş olacak ki hızlı adımlarla oradan uzaklaştığını gördü.

"jungkook sadece gidelim lütfen. başına bela almanı istemiyorum."

"hayır taehyung." dedi derin bir nefes alıp "bu adam senin iş yerine, çocuklarla çalıştığın yere gelmiş. ya çocuklara ya da sana zarar verseydi? sonsuza kadar ondan kaçıp seni takip etmesine izin mi vereceksin?"

taehyung pes etmiş bir şekilde sıkıca tuttuğu bileği bıraktı. jungkook'un dediği her şey mantıklıydı ama yine de zarar görmesinden korkuyordu.

"lütfen dikkatli ol." dedi jungkook adamın peşinden gitmeden önce son kez.

hızla başıyla onayladıktan sonra uzaklaşmaya başlamış bedenin peşinden koşar adımlarla gitmeye başladı. adamın kendisine zarar verebileceğini düşünmüyordu. kas gücü olarak kesinlikle jungkook avantajlıydı. yıllardır spor salonunda çalışıyordu ve bunun üniversitesini bile okumuştu. silah taşıyan birinin de bu şekilde ödlek gibi kaçmayacağını bildiğinden endişelenecek bir şeyi yoktu.

cavalier | taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin