27. HATIRALAR UNUTULMAZ

1.8K 63 23
                                    

BERDEL TÖRE 27. BÖLÜM "HATIRALAR UNUTULMAZ."

Terk edilmek hissini, şimdi anladım. Kalbinin sıkışması, nefes alamamak gibiydi. Tek kelime bile edememek, yok oluş gibi bir şeydi.
Dondum kaldım, bir şey diyemedim. Göz yaşlarımı silmekle yetindim.

"Ama artık bunlar geride kaldı. Sen buradasın, yine bizimlesin. Artık yeni bir sayfa, yeni bir düzen oluşturacağız." Dediğinde gözlerinin içine baktım yaşlı gözlerimle.

"Ya yine bir şey olursa? Ya yine ayrı düşer, ya da kötü bir şey olursa?" Dediğimde başını iki yana salladı.

"Bizi bundan sonra anca ölüm ayırır." Dedi emin kararlarla. Ve ardından "Senin ailen artık benim." Diyerek konuşmasını bitirdi. Ani bir istekle boynuna sarıldığımda burnumu boynuna dayayıp, kokusunu ciğerlerime depoladım. Oda bana sımsıkı sarıldığında bir süre o şekilde durduk. Rahatsız etmedik. Sanki ikimizde halimizden memnunmuş gibiydik. Gerçi ben memnundum.

"Hey çifte kumrular!" Diye bize bağıran Gökhan ayrılmamıza neden oldu. Dönüp ona baktığımızda elindeki poşeti sallayarak yanımıza oturdu. "Bakın ne aldım." Dedi çocuk gibi sevinerek. Siyah poşeti açtığında bizi bir sürü bira kutuları karşıladı. "Hadi içelim." Diyerek elimize birer tane tutuşturdu.
Bira kutusunu açtığımda bir yudum aldım.

Özgür, "Ne ara gidip aldın?" Dediğinde Gökhan sırıttı.

"Bizim çocuklar içerken yakaladım." Dediğinde Özgür'ün kaşları çatıldı. Gökhan göğsünü gererek konuşmaya başladı. "Ben dedim ki onlara: 'Siz iş başındayken nasıl içersiniz? Gerizekalılar!' Dedim. Onlar tabi hemen korkudan altlarına yaptı. Yani kesin yapmışlardır. Sonra onlar hemen: 'Ne olur Özgür beye söylemeyin.' Diye ayaklarıma kapandılar." Deyip birasını içmeye devam etti.

"Şerefsizler, nöbette olduklarını bilmiyorlar mı?" Dediğinde Gökhan Omuz silkti. "Ben yarın konuşurum." Diyerek yeni birasını açtı ve büyük yudumlar almaya başladı.

_

Biralarımızı içmiştik. Ben tek kutu içmişken, Gökhan ve Özgür kaç kutu bitirdiler sayamadım bile. Saat geç olmuştu ve Özgür ve Gökhan biraz mayışmış gibiydiler.

"Hadi yatalım." Diye Özgür'e başımı salladım ve boş kutuları poşete doldurup kalktım. Özgür bana elini uzattığında tutup onu yerden kaldırdım. Gökhan ise yalpalanarak kalktığında sarhoş oldukları o kadar barizdi ki. Poşette biradan başka içki şişeleri de vardı ve onlar onu da içmişlerdi. Özgür kolunu omzuma attığında yükünü bana vermişti.

"Sanki ben zorla teptim boğazınıza. Ne demeye içiyorsanız?" Dedim sinirle. Gökhan eve girip kendini koltuğa attığında anında uyudu. Elimdeki poşeti orta sehpaya bırakıp Özgür ile yukarı çıktık. Yatak odasının kapısını açtığımda Özgür'ü yatağa yatırıp ayakkabılarını çıkardım. Üzerini örttüğümde tam gidecekken bileğimden tuttu.

"Nereye?"

"Uyumaya." Dedikten sonra bileğimden beni kendine çekip kollarının arasına aldı.

"Hmm. Anladım. Ee? yat o zaman." Dediğinde kollarının arasından çıkmaya çalıştım.

"Özgür bıraksana! İçerideki odada yatacağım." Dedikten sonra beni bırakıp doğruldu ve gömleğini çıkarmaya başladı.

"Kaşındırıyor." Dedi ve gömlek yeri boyladı. Daha sonra bana tekrardan sarılıp "Uyu Erva. Mızmızlanmanın sırası değil." Dediğinde pes etmiş bir şekilde başımı salladım. Ayakkabılarımı zar zor da olsa sonunda çıkarmıştım. Özgür burnunu saçlarımı sürttüğünde dondum kaldım.

SANA SAKLANDI RUHUM Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin