kaybetmiş.

269 68 13
                                    

"yanaklarımı avuç içlerine alıp bana gülümsedin içtenlikle ve 'gözyaşlarına kurbanım be kadın.' dedin ya tufan vurdu çehreme zamanında. gözyaşlarıma madem kurbandın, neden sel ettin rafet?

sol göğüsümün üzerinde bir sızı ile güne gözlerimi açıyorum ve sol yanımdaki o sızı ile uyku dileniyorum gecelerden. bir kuş olsam kursağımın boş olmasına karşın doluluğundan soluk alamaz yere çakılırdım da insanım ve imkanı yok. soluklarım kesilse bile öldürecek cinsten değil.

ben deneyemedim de rafet, yapamadım. bileklerimi kesemedim ya da ciğerlerime su çekemedim çünkü verilen canı almaya benim hakkım yok. bu acı ile yaşamak da zor.

gözyaşlarıma zamanında kurban olan adamın bol bol akıtması kadar acı bir şey yaşamadım bu yaşıma kadar. yaşadıysam da canıma eş bir adamın yapması en zoru olduğundan yaşamadım bu yaşıma kadar böyle sızılı bir acı.

tırnaklarım sana yazmak için yerlerinden çıkarcasına sızladı ama ben sana yazamadım. yazamadım rafet. istenmeyen bir kadın olarak sana yazamadım.

can da sızlarmış. kemikler de batarmış bedene. ruh bedene asılı kalırmış. ben gezinir sanırdım da ruh asılı gezerken ayakları yerden kesilmeye mahkum kılınmış.

insan askılık sanki ve ruha sarılmış.

acıymış. rafet, acıymış.

sevmeyi tattığın insanın bir zamanlar her şeyi olup sonrası solan yaprak gibi yere düşüp ezilmesi acıymış. damarlarımdan çıkan öz suyumun yere bulanması can yakıcıymış.

sen bu acıyı anlamayamazsın rafet. anlatsam da anlayamazsın. her sabah uyandığında aklına gelen adamın acı vermesi acıymış. acı.

kayısıdan çok çekirdeğini kırıp içini yemeyi severdim. senin acı olduğunu bilemedim ama nasıl tatlıydın bilemezsin. zamanla için bana acımış ve ben bunu tattığımda elimden bir şey gelemeyeceğini bilmek öyle acıydı ki... acı.

rafet, biz birleşsekte ayrılsakta acımışız ama acıyı her halükarda çekecek bendim çünkü sevginin tadını sende tattım.

ama rafet, sevgi de acırmış. canım ne denli yandıysa bile sevmekten alıkoyamıyorum bana ettiğin laflardan sonra seni.

zormuş unutmak. acı."

yerden doğrulamadı adam. beş dakikasını dahi almayan satırları çömeldiği yerde hareketsiz kalarak hazmetmeye çalıştı. katlanan sayfayı açmamalıydı ama açıp okumuştu bile. kağıdı yine ikiye katlayıp kitabın arasına koydu. aynı kitabı, yeraltından notlar, bir başka kitapçıdan almak üzere çıktı bulunduğu dükkandan. 

"kaybetmiş." diye mırıldandı adam.

"kuruyan bir yaprak olmuş, haberi yok. güzel insanların parmakları ile okşadığı bir kitabın arasına konacak güzel bir yaprak olmuş, kurumuş, haberi yok."

"zor olmuş ama kurtulmuş kuru bir daldan haberi yok." 

"sevdiği kaybetmiş."

"eşsiz bir kadını,
seni kaybetmiş."

.48

ben deneyemedim de rafet, yapamadım.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin