Felix hissettiği sıcaklıkla araladı gözlerini. Terleyen alnına yapışan saçlarını parmaklarıyla geriye doğru ittirirken arkasında hissettiği nefes dudağını ısırmasına neden olmuştu.
Sessizce yerinden kalkıp odanın içerisindeki banyoya ilerlerken Chan'ın yatakta dönmesiyle kısaca göz attı. Henüz uyanmamıştı. Uyanana kadar beklemeli miydi? Uyandırmalı mıydı? Ne yapacağını bilemiyordu. Yüzünü yıkadığı soğuk su kızarmış yanaklarına bir nebze olsun ferahlık sağlarken üzerindeki sweatshirti atıp içindeki tişörtüyle kaldı. Gözüne takılan küvetle duş almak istese de çözümünün bu olmayacağının farkındaydı.
Chan'ı bunun için uyandırabilecek kadar rahat değildi ona karşı. Odaya girdiğinde kendini tekrar yatağa bırakıp alfanın sıcaklığına sığındı. Kısa bir süre içerisinde uyanmasını dilemekten başka bir şey yapamamıştı. İçerisindeki arsız omega ise alfanın teması için çırpınıyordu. İç çatışmasının ortasında kasıklarına vuran sancıyla dudaklarından kaçan yüksek sesli inlemeye engel olamamıştı.
Chan derin olmayan uykusundan bu ses ile koparken hemen önündeki bedenin ısısının yükselmiş olduğunu hissetmişti. Gözlerini araladığında sırtını kendisine dönmüş omega cenin pozisyonunda yatıyordu. Boğazını temizleyerek seslendi. "Felix?" Küçük olanın hafif kıpırdanması ile devam etti. "İyi misin?" Omegadan çıkan cılız inleme alfanın kulaklarına ulaştığında doğrulup çilli gencin yüzünü görmeye çalıştı.
Felix sırtüstü döndüğünde Chan gencin çillerinin bulandığı kızıllığa hayran kaldı. Odanın içerisindeki feromonlar sanki ilk defa kendisine değiyormuş gibi nefes aldı. Omegası kızgınlığa girmişti. Parmakları genci yatıştırmak istercesine saçlarında gezdi. "Nasıl hissediyorsun?"
Felix kafasında hissettiği dokunuşla gözlerini kapattı. "Yoğun." Bayık bakışlarını alfa ile kilitledi. Ondan gelecek bir adımla tüm vücudu baştan ayağı titreyecekti, biliyordu Felix.
Chan parmaklarını gencin alnından çenesine doğru kaydırdı. "Yardım edebilir miyim?"
Omega doğrulup dizleri üzerinde alfayla aynı seviyeye geldiğinde konuştu. "Lütfen." Felix'in dudaklarından sızlanırcasına çıkan minik yalvarış Chan'ın içini kaynatmaya yetmişti.
Küçüğün çenesini daha düzgün kavrayıp kendisine çekti. Omeganın kapanan gözleriyle kendi gözlerini de yumduğunda nemli ve sıcak dudaklara kavuşmuştu dudakları.
Felix'in aralık dudaklarından içeri sızıp alt dudağını kavradığı gibi emmeye başlamıştı. İlk kez öpüştüklerinde hissettikleri kadar çarpıcıydı yine hissettikleri ancak bu sefer kendisini tutmasına gerek yoktu. Narin bir çiçek gibi titreyen omegayı sakinleştirmek adına feromonlarını serbest bıraktığında Felix'in minik eli Chan'ın yüzünü kavrayan elini kavramıştı.
Uyum içerisinde hareket eden dudaklar Felix'in nefeslenmek için geri çekilmesiyle birbirinden ayrılmıştı. Chan omeganın gözlerine bakarak göz göze gelmeyi bekledi. İstediği olduğunda araladı dudaklarını. "Emin misin Lix?" Kendisini tutma sınırının sonundaydı.
Felix kafasını geri çekip yüzünü kurtardığında üstündeki tişörtü çıkarıp yere attı. Alfanın kararan bakışlarına şahit olduğunda gittiği yolun doğruluğundan emin olmuştu. Kafasıyla onayladı.
Chan de Felix'i tekrarlayıp üzerine doğru uzandığında nazik ancak hızlıydı. Felix'in çıplak sırtı yatağa değdiğinde irkildi. Serindi. Chan elini küçüğün belinden geçip sardığında Felix'in aralık dudaklarından hızlı bir nefes kaçmıştı.
Chan burnunu omeganın boynuyla kulak memesi arasına sürttüğünde mırıldandı. "Harika kokuyorsun. Harika." Felix dudağını yalayıp alfanın ensesine sarıldı. Kafasını bilinçsizce boynuna daha da yaklaştırıyordu. Chan'ın bıraktığı ıslak öpücükle titredi. Yetmiyordu. Dokunuşların daha fazlasını istiyordu omega.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ikigai | chanlix
FanfictionLider alfa olmak için yetiştirilen genç kurt, her şeyi tamamlamıştı. Bütün bilgi birikime, örf ve adetlere hakimdi. Sadece tek bir şeyi eksikti; kendine ait bir omega.
