3; dertler, sırlar ve arkadaşlıklar

895 63 33
                                    

merhabaaaa bölümdeki geçmiş kısmı daha önce yazdığım geçmişlerden farklı bir geçmiş skdgjskgf sadece geçmiş diye belirttiğimde ilk hayatlarından, jimin'in kral yungi'nin general olduğu hayattan bahsediyorum. o hayat dışında yazdığım diğer reenkarne hayatlarda da bu bölümde olduğu gibi tarih vereceğim. iyi okumalar<3

__________________



günümüz

"Yavaş, yavaş olalım," Genç hemşire doğrulmama yardımcı olurken kollarına sıkıca tutunmuştum, hareket ettikçe beynim kafatasımın içinde zıplıyormuş gibi hissediyordum. Doktor masasında, doksanlardan kaldığına yemin edebileceğim bir bilgisayar monitörüne bakıyordu. "Park Öğretmen," diye seslenerek benimle konuşmaya başladı. "Sevkinizi açıyorum, ilçe hastanesinden bir ambulans sizi almaya gelecek."

"Ne?" diye bağırdım biraz şaşkınlık biraz da korkuyla. Gözümü burada açmıştım, odada benimle beraber bulunan diğer iki kişinin doktor ve hemşire olduğunu varsaymıştım ama konu da buydu zaten: varsaymıştım. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum, buraya nasıl geldiğimi bilmiyordum, kafamdaki yara ne durumda bilmiyordum. "Hayır, hayır, sevk falan istemiyorum ben!"

Hemşire birkaç adım geriye gidip bana baktı, doktorun suratında da aynı şaşkınlık mevcuttu. "Bugün okullar açılıyor, dersim var," diye açıklamaya çalıştım. "Sadece düşüp başımı yaraladım, hastanelik bir durum yok. Gerçekten!"

Hemşire dönüp doktora baktı, onlar kendi aralarında bakışarak iletişim kurarken ben de fırsattan istifade kendime göz atmıştım. Ellerimdeki kanı temizlemişlerdi ama giysilerim berbat durumdaydı, pantolonumun halini görünce bir an duraksadım, sonra gece olup biten her şey beni baştan aşağı sarstı; korkudan altıma yaptığımı hatırladım ve panik içinde kalktım oturduğum sedyeden. Doktor da oturduğu yerden kalkmıştı şimdi, hemşire beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Halüsinasyon olduğunu biliyordum ama o kırmızı gözleri hatırlamak bile omurgamın kasılmasına sebep olmuştu. "Öğretmen bey!"

"Üzgünüm, ben-" Öksürüklerimi kontrol edemedim, ellerimle pantolonumun önünü gizlemeye çalışıyordum, arka tarafımı zaten göremiyorlardı. Hemşire sakinleşmeme yardımcı olup beni yeniden sedyeye oturtmaya çalıştı ama oturunca leke bırakacağım diye korkudan titremeye başlamıştım. Zaten üzerinde uyandığım için olan çoktan olmuş olmalıydı ama bana her şey geriden geliyordu. "Park Öğretmen," dedi doktor yavaşça. "Burası bir sağlık ocağı, biz sana gereken tedavinin tamamını veremeyiz."

Elimi kaldırıp yaraya götürdüm, başım ağrıyordu ama uyandığımdan beri bölgede hiç acı hissetmemiştim. Elimi gezdirince orada hiçbir şey hissetmediğimi fark ettim. Kaşlarımı... çattım? Galiba? "Lokal anestezi," diye açıkladı doktor halimi görünce. "Dikiş atıldı."

"Tamam bakın, ambulans çağırmayın." dedim, kasabalının ambulansı görüp de dedikodu yapmasını istemiyordum, buraya nasıl geldiğim zaten hala meçhuldü. "Ben şimdi okula gidip dersime gireyim, zaten tek dersim var bugün. Sonra kendim giderim hastaneye."

Kendim gidemezdim, minibüs sadece sabah yedide kalkıyordu ama şuradan kurtulduktan sonra kimseye hesap vermeyecektim zaten. Eve gidip hemen bedenimi yıkamak ve temiz kıyafetler giyinmek istiyordum, çarşamba günü dersim yoktu, hastaneye o zaman gidip gereken diğer ekstra tedavileri yaptırabilirdim. Şu an için dikişlerim zaten atılmıştı.

"Gerçekten iyi hissediyor musunuz kendinizi?" diye sordu doktor.

"Evet!" dedim hevesle, sorusunu yanlış anlayarak. Ben sanmıştım ki kendimi iyi hissediyorum diye gitmeme izin verecekti, ben de temizlenip derse girdikten sonra satın aldığım yatağın gelmesini bekleyecek, gece boyunca da o kırmızı gözleri, bir sürüngen, bir etçil hayvan gibi sakince yaramı süzen o bakışları düşünecek ve uykusuz kalacaktım. Ama en azından yerde yatmayacaktım.

moontale // yoonminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin