2; resurrection

397 65 20
                                    

merhabalaaar, önceki bölüme not düşmeyi unutmuşum ama kore'de öyle olmadığı halde fikte okullar eylülde açılıyor çünkü böylesi işime geldi fdjgfkgsk iyi okumalar, mika out<33

______________



 geçmiş

Odasının kapısı çalındığında sıkkınca iç geçirmişti, tek yapmak istediği karanlık gökyüzüne bakarak sabaha kadar ağlamaktı çünkü. Yine bir iş çıkmıştı şimdi. "Gir." dedi ama izin vermekten çok küfrediyordu sanki. Masasının üzerindeki bir defteri alıp aslında onu inceliyormuş gibi yapmaya başladı.

"General," diye, önüne eğilmiş bir halde girdi muhafız odasına. Tüm vücudu titriyordu, bu hali Yoongi'nin kaşlarının çatılmasına yol açmıştı. "Ne oldu?" diye sordu.

"Prenses," dedi muhafız. "Prenses Jiyoon kayıp."

Üstünü değiştirdikten sonra saçlarını açmıştı, hali odasından ayrılmaya kesinlikle müsait değildi ama kınındaki kılıcını ve pelerinini alırken ikinci defa düşünmemişti, odadan fırlayıp herkesin konuyla ilgili konuşmak üzere toplandığını bildiği meclis odasına koştu. Haber verenle birlikte kendi odasını da gözetleyen muhafızlar ardından koşuyor, ona yetişmeye çalışıyordu. Meclisin kapıları açıldı önünde, sarı saçları siyah pelerinin üzerine dökülürken hışımla girdi içeri. Jimin'in tahtında oturan Kraliçe Kyungjin dışında herkesin başı ona döndü, odadaki kadınlar generalin giysilerini görünce utanarak eğdiler başlarını.

"Ne oldu?" diye sordu general, haberleri duyduğundan beri tuttuğu nefesini bırakarak.

Babası Min Sanggi de odadaydı, Yoongi'nin kraliçesine reveransta bulunmadığını fark ederken kocaman açtığı gözleriyle oğluna bakıyordu ama Kyungjin zaten Yoongi'ye bakmadığı için fark etmemişti. Genç kadın dirseğini tahtın kenarına, öne eğdiği başınıysa avuç içine yaslamıştı. "Odasında yok." dedi çatlayan sesiyle. "Saray hala aranıyor."

"Ne zaman fark edildi?"

Odada başka birisi "Bir saati geçti." diye yanıtladı Yoongi'nin sorusunu.

Sonraki saniye, Kyungjin dışında herkes, generalin "Bana şimdi mi haber veriliyor?!" diye kükreyen sesiyle yere çöktü. Kyungjin kirpiklerinin altından ona bakmakla yetinmişti. "Erler, benimle bahçeye çıkın. Hemen!"

Yoongi'nin emriyle odadaki bütün genç erkekler meclisten dışarı fırladı, saray aranırken onlar da bir yandan sarayın belki de altı katı büyüklüğündeki bahçeyi arayacaklardı. Yeniay olduğu için karanlık olan gökyüzünün altında.

"General."

Yoongi de meclisi terk etmeden önce kraliçe seslenmiş, genç adamın hiç istemediği halde durmasına sebep olmuştu. "Yaklaş." diye devam etti Kyungjin.

Kılıcının kınını tutan parmakları kasıldı, dışarı çıkıp bir an önce kızını bulmak ve güvenliğinden emin olmak istiyordu. Bunun yerine emre karşı gelmedi ve arkasına dönüp kraliçenin oturduğu tahta doğru yürümeye başladı. Bir metre ötesinde, dizlerinin üzerine çöktü. "Prensesin başına bir şey gelmişse," diye başladı Kyungjin konuşmaya. "Majesteleri Barışören Jimin seni de, beni de kılıçtan geçirir."

"Biliyorum." dedi yere bakarak.

Kraliçe öne doğru eğildi, Yoongi'nin çenesini sıkıca kavrayıp başını kalkmaya zorlamış, bakışlarını birleştirmişti. Kaşlarını kaldırdı, onun o hasta bakışlarında gördü general aslında hakkında endişelendiği şeyin prensesin sağlığı değil de kendi canı olduğunu. "Ölümüm Jimin'in elinden olmayacak." diye fısıldadı kraliçe. "Bundan emin olacaksın, general."

moontale // yoonminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin