14

4.3K 464 99
                                        

Felix, Chan'ı ikna etmesinin ardından ev için kollarını sıvamakta gecikmemişti. Tabii, balayından yeni dönen Jisung da bu telaştan nasibini alıyordu. Felix sabahın erken saatinde can dostunu arayarak eşinin kollarından ayırmış; şimdi de yenilenen mutfağın eşyalarını yerleştirmek için yanına çağırıyordu.

Minho omegasının evden çıkışının ardından yatakta tepinip telefonuna uzandı. Arayacağı kişi belliydi. Çalan telefonun yanıtlanması ile karşısındakine izin vermeden konuşmuştu. "Hyung! Nişanlına bir şey söyle ya! Sevgilimi kollarımdan söküp aldı."

Chan kıkırdadı. "Neler oluyor?" İyi geçen toplantısının ardından Minho ile uğraşacak enerjisi vardı genç adamın.

"Sen bilmiyorsundur ama ben biliyorum. Han Ji'm kollarımdan kayıp giderken öğrendim, mutfağınız tamamlanmış."

"Hadi görelim o zaman."

"Nasıl? Anlamadım."

"Götünü yataktan kaldır Minho, mutfağı görmeye gidiyoruz."

Minho yatakta sağa döndü. "Hayır. İş kilitler o çilli şeytan."

Ofisinin kapısını çekip sekreterine çıktığını işaret ederken bir yandan da sırıttı. "Demek Jisung'un yorulması senin için önemli değil. İş yükünü hafifletmek istemiyorsun demek.. Tamam, ben bir o tarafı arayay-"

"Hyung ya!" Minho yerinden doğrulmuştu. "Tamam. Sen kazandın. Ben hazırlanıyorum, geçerken alırsın."

"Yola çıkıyorum, duş için vaktin yok."

Minho oflayarak telefonu büyüğünün yüzüne kapattı. Keşke aramasaydım demeden de edememişti. Odanın içerisindeki banyoda saçlarını yıkayıp havluyla kurulayarak dolabının önüne geldi. Zorunlu yardımda rahat olmalıydı. Eşofmanını giyip dolaptan bir tişört çekti ancak diğerleri de onunla birlikte gelince söylenerek geri yerleştirdi. Aksi halde güzel omegası kafasını boynundan ayırabilirdi. 

Havluyu banyoya atıp kirlileri de sepete bıraktığında mutfağa inip bir şeyler atıştırmaya vakti kalmamıştı. Kapıdaki korna sesi -aslında kornayı çalan alfa- sinirini bozuyordu. Sırıtarak kendisini beklediğine adı kadar emindi. Bu adam ne ara evlilik meraklısı olmuştu? 

Asık suratla ön koltuğa yerleşen dostuna baktı Chan. Kahkaha atası geliyordu onu böyle gördükçe. Takılmadan edemedi. "Evlilik yaramadı mı sana Minho?"

Emniyet kemerini takıp göz göze geldi büyüğüyle Minho. "Evlilik yolu sana baya yaramış anlaşılan hyung." Kafasını başlığa yaslayıp gözlerini kapattı. "Açım."

Chan arabayı sokağa çıkarıyordu ki küçüğünün dediğiyle sola kırması gereken direksiyonu sağa kırmış favori pastanesine doğru yola çıkmıştı. Omegalar da yorulmuş, acıkmış olabilirdi. Bir şeyler alıp gitmeleri daha mantıklıydı. 

Caddenin sonundaki dükkanın önünde durduğunda Minho gözlerini açtı. "Geldik mi?" Gördüğü pastane ile sırıttı. "Felix'ten sonra odunluktan duygulu bir odunluğa evriliyorsun sanki."

Chan anahtarı alıp arabadan inerken söylenmişti. "Şımarma. Aç kalırsın."

Girdikleri dükkandan elleri oldukça dolu ayrıldı ikili. Yol üzerinde aldıkları kahve kokusu arabaya sinerken asfalt yol toprağa geçiş yapmış az kalan yolun habercisi olmuştu. 

Öte yandan Felix, mutfak eşyalarını yerleştirirken gülümsemeden duramıyordu. Jisung ise bununla dalga geçerek eğleniyordu. Elindeki kaseleri arkadaşına uzatırken sordu Jisung. "Hyung ile kızgınlığını konuştun mu?"

Felix bu eve birlikte gelişlerinde yaşadıkları özel anı tekrar hatırladığında kızardı. "Evet." 

Jisung devam etmesi için teşvik etti arkadaşını. "Eee? Ne dedi peki?"

ikigai | chanlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin