1; topal kahraman

334 52 33
                                    

uibyeong: kore düzenli ordusu işgalci devletler tarafından dağıtıldığında ortaya çıkan halk güçleri, bizdeki kuvayi milliye gibi düşünebiliriz. gerçek hayatta gampo'da 1945'te aktif olduklarına dair bir bilgi yok ama ben fik için uydurdum hgfkhfsgkdgs iyi okumalar!!

_____________________________





günümüz

"Bu kasabada taksi çalışmaz öğretmen bey, siz iyisi mi istasyondan merkeze gidecek biri çıkana kadar içeride bekleyin."

Bu sözcükleri duyalı neredeyse iki saat oluyordu, içeride beklemekten sıkılmış ve bavulumu da peşimde sürükleyerek istasyonun dışındaki metal banklara yönelmiştim. Gitmem gereken kasabaya yolculuk eden birisi çıkmamıştı hala, tanrının unuttuğu bir yere kim, neden yolculuk etmek istesindi ki zaten?

Benim dışımda.

"Öğretmen bey?" İstasyondaki görevli kendi suçu olmadığı halde mahcup bir şekilde yanıma geldi, elleri önünde bağlı, beli hafifçe öne doğru kırılmış. "Yarım saat sonra kasabanın minibüsü geçecek bu istikametten, kusura bakmayın, arabalı yolcu çıkmadı hiç."

"Sorun değil, sorun değil," dedim hemen, kendini daha da kötü hissetmesini önlemek için. "Gelmeden önce hiçbir şey araştırmamak benim hatamdı, minibüs saatlerini bilseydim tren biletimi de ona göre alırdım."

"Minibüsün saatleri yok, öğretmen bey." dedi bu sefer. "Sabah yedide kasaba merkezinden ilçeye gider, akşam yedide ilçeden kalkar kasabaya döner."

"Anladım." diye karşılık verdim. "Öğrenecek çok şeyim varmış." Gülümsemeye çalıştım. O da zoraki çabama içten bir karşılık verip istasyonun içine, görevine geri döndü. Derin bir nefes alıp sonbahara girdiğimiz için artık kararmaya daha erken başlayan gökyüzüne çevirdim bakışlarımı. Yeni bir başlangıç yapma uğruna hiçbir şey bilmeden, hiçbir şeyi kontrol etmeden bavulumu alıp gelmiştim ta buralara. Şu an yaşadığım şey, yaşayacaklarımın en önemsiziydi belki de. İnternet altyapısı var mıydı? Telefonlar kasabada çekiyor muydu? Bana çıkan lojman ne kadar kullanışlıydı, diğer öğretmenlerle aynı binada mı kalacaktım?

Telefonumun ekranını aydınlatıp saati kontrol ettim, akşam, altıyı otuz sekiz geçiyordu. Yeni hayatım hakkında bildiklerimi düşündüm bir süre, kendi içimde bir aşinalık yaratıp boğuştuğum tüm bu kaygı bulutlarını dağıtmaya çalıştım. İlköğretim reformu yapıldı, artık çocuklar üçüncü sınıftan itibaren tarih dersi görmeye başlayacak, yirmi dokuz yaşındayım ve en sonunda atanabildim. Lojman hakkım var, ufak bir yer olduğu için kasabadaki diğer bütün memurlarla aynı yerde kalacağım, toplamda kaç öğretmen var bilmiyorum ama yerleşimin iki ucunda olmak üzere toplamda iki ilkokul olduğunu biliyorum. Benim okulum batıda, deniz kenarına birkaç yüz metre uzaklıkta.

Minibüsün gelmesine yarım saat olduğuna ve ilçeden de yedide kalktığına göre, istasyon ilçeye oldukça yakındı. Bunu iki saat önce öğrenmiş olsaydım beni ilçeden kasabaya götürecek bir taksi bulabileceğime ve kasabadaki ilk günümü bomboş geçirmemiş olacağıma emindim, görevliye sinirlenmemeye çalıştım. Öğretmen olduğumu duyunca bana son derece saygılı davranmış ve elinden gelen yardımı etmeye çalışmıştı.

Kalacağım yerin durumuna bakıp temizlik malzemesi almaya giderim diye düşünüyordum ama beklemekten yorulmuştum resmen ve lojmana varır varmaz kafayı vurup yatmanın hayalini kurmaya çoktan başlamıştım.

moontale // yoonminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin