'Ver elindekini

3.5K 191 28
                                    

***

İnsanın hayatında yer edinmesi gereken şeylerden birisi umutdu.

Fark etmez her hangi bir şeye karşı ufakta olsa umut güzel bir şey.

Ama benim içimde umut kelimesinin u harfi bile yoktu.

Buradan kaça bileceğime kendimi inandırmıştım evet ama bu imkansızdı.

Çevremde beni merak edecek kimse yoktu.

Jimin:Jimin benim çocukluk arkadaşımdı.

Ailelerimiz yakındı.Onun ailesi benim ailemin aksine Jimine fazlasıyla düşkünlerdi.Jimini çok severlerdi.

Onunla nefes alıyorlardı desem yalan olmazdı.Her zaman keşke Jiminin ailesi benim ailem olsaydı diyordum.

Çünki çocukluğumdan beri asla aile sevgisi görmemiştim.

Ailemi seviyordum evet sonuçta "anne ve babamdı".Ama babamın bir katil olduğunu ve ortada rahatça nasıl gezindiğini düşününce onlardan tamamen kopma isteğime hayır diyemiyordum.

Sonuçta kim babasının katil olmasını isterdiki?

Babamdan bunu yapmasını beklemiyordum.

Belki de Jungkook beni kandırıyordur diye düşünüyordum ama bunu gerektirecek bir sebep yoktu.

Beni kandıracağını düşünmüyordum.

Bu mevzular derindi ,oturup uzunca konuşulması gerekiyordu.

***
Saat 1di.

Odamda oturmuş camdan dışarıya bakıyordum.

Buradan nasıl çıkacağımı ve ya çıka bileceğimi düşünüyordum.

Jungkook şerefsizdi.

Beni tanımıyordu ,sevmiyordu fakat burada zorla tutuyordu.Bana ihtiyacı yoktu ,cidden.

Becermek istediği kişileri zaten beceriyordu.

Hergün birisiyle zaten birlikte oluyordu.

İstese onlara da bu şekilde zarar vere bilirdi.

Ama neden beni seçmişti? Neden sadece bana bu denli zarar veriyordu ,kullanıp atıyordu?

Tanrım ,ben neden bunları kabul etmiştim?

Kabul etmeye bilirdim.Bunu yapmaya bilirdim.

O benim sahibim değil ,o benim tanrım değil.

Peki neden ona karşı gelmiyorum?

Neden buradan kaçmak için çabalamıyorum.

Çünki gerizekalıyım.

Bana çektirdiği acılardan zevk alıyorum.

Kalın penisi her içimi doldurduğunda zevkten gözlerim kayıyor.

Deliğim kaşındığında içimi Jeon'un doldurmasını istiyorum.

Kollarımı kelepçeledikten sonra büyük ve damarlı ellerinin arasında kaybolmuş belimi görmek istiyor ,kucağında sekmek istiyorum.

Belki de bu yüzden bunları hak ediyorumdur.

Onunla birlikteyken mantıklı düşünemiyor hatta hiçbirşey düşünemiyorum.

Kalbimi bir kenara bırakıyor sadece mantığımla hareket ediyorum.

Sonda ise kalbim kırıldı diye isyan ediyorum.

***
Jungkook evde yoktu.

Sanırsam bugün yeni bir projesi vardı ve eğer bu iş hall olursa çokca mutlu olacaktı.

Açlıktan başımın döndüğünü fark etdiğimde mutfağa doğru gitdim.Acılı ramenden bir paket aldım ve pişirmeye başladım.

Dolapta her şey vardı.Sanki neleri sevip sevmediğimi biliyordu da ona göre alıyordu her şeyi.

Pek yemek yemiyordu kendisi ve ya evde bulunmadığı için dışarda mı yiyordu bilmiyordum.

Ama ben karnıma düşkün birisiydim.

Ne bulursam afiyetle yerdim ve kilo da almazdım.

Fiziğim düzgündü.

Uzun boylu değildim.

Gerçekten kendiminde yükseldiğim derecede ince belim ,ince belime zıt olan son derece dolgun ve sık kalçalarım vardı.

Esmer tenim her zaman parlardı.

Etraftaki insanlar yanımdan geçerken hep dönüp bir kez daha bakarlardı.

Güzeldim ,kabul ediyordum.

***
Ramenler piştikten sonra çubukları alıp yemeğe başladım.

Televizyona bakarak yemek yemek her zaman favorim olmuştur.Ama televizyonda ne olduğunu anlamadığım bir film vardı.

Bir şey anlamıyordum fakat izlemek için izliyordum.

Yemeğimi bitirdikten sonra ramenin kabını direkt çöpe atdım ve odama geri döndüm.

Biraz kitap okumaya karar verdim ve Jeon'un odasına gitdim.

Çünki odasında bir kitaplık vardı.Adını hep duyduğum fakat hiç okumadığım bir roman vardı bu kitaplıkta.

Hemen onu aldım ve kendi odama döndüm.

***
Tam kitabı açıcakken içinden birer zarf düştü.

Zarfı elime aldım ve okusam mı okumasam mı diye düşünmeye başladım.

Muhtemelen şirketle alakalıdır diye okumak istemedim fakat merak duygusu içimi kemiriyordu.

Zarfı açtım ve içinde Jungkook'un küçüklük fotoğrafını gördüm.

Yanında bir adam vardı ve Jungkook'un elinden tutuyordu.

Fotoğraf siyah beyazdı.Tahminimce Jungkook burada 3 ve ya 4 yaşlarındaydı.

Fotoğrafın arkasına baktım ve arkasından el yazısı ile 1995.07.21 (Korea ,Busan) yazıyordu.

Yanındaki adamın babası olduğunu düşündüm ve fotoğrafa bir kez daha baktım.

Yüzümde istemediğim bir gülücük belirdi.

Jungkook çok tatlıydı.Siyah uzun saçları vardı ve tavşan dişlerini göstererek gülüyordu.

Çok mutlu gözüküyordu.Fazlası ile.

Yanındaki adamın elini asla bırakmak istemiyormuşcasına tutuyordu.Belki de bu adam düşündüğüm gibi onun babasıydı ve o öldükten sonra Jungkook böyle değişmişti.

Belki de cidden benim babam bir katildi ve bir can almıştı.Bu düşünceler kafamı bir hayli oyalıyordu ki birden kapım açıldı.

"Ne yapıyorsun?".

"B-ben şey ,hiç bir şey yapmıyorum"

Dedim ve elimdeki fotoğrafı arkama saklamaya çalıştım.

"Elindeki ne? Neden saklıyorsun?".

"Hiç bir şey değil.Bir şey saklamıyorum".

"Ben kör ve ya aptal değilim.Ver elindekini".

"Elimde bir şey yok dedim!".

Çatık kaşlarıyla üzerime geldi ve elimden fotoğrafı aldı.İşte şimdi sıçmıştım sanırım...

***
Bölüm sonuu.Geç atdım bölümü üzgünüm.Kontrol etmeden atıyorum bu arada yanlışlar varsa sorry 😩 Umarım beğenirsiniz ,oy vermeyi unutmayın lütfen muahh 💋

Lap Dance / TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin