*Seviliyorsunuz canlar ♡ Jared karakterini Andreas Eriksen adındaki model olarak hayal etmeye başladım :) İyi okumalar! *

Korkumu göz ardı etmeye çalışmamın yanı sıra kendimi teselli etmek için kendi kendime bir şeyler zırvalıyor idim. Aklım o kadar doluydu ki Jared'ın ve diğerlerinin beni kimden koruduğunu bile tahmin edemiyor hatta düşünemiyordum. Ayrıca içimden geçirdiğim saçmalıklar belli bir süre sonra Barney & Friends çocuk programındaki şarkıları bile iç sesim söylemeye başlamıştı. Böyle bir konumdayken istediğim son şey 'otobüsün tekerleklerinin hangi şekilde dönüyor olduğu' ile ilgili bir şarkıydı. Bir süre daha o şekilde yol aldıktan sonra dikiz aynasındaki değişikliği fark ettim. "Peşimizde bir araba ve bir motor var." dedim ses tonumu sakin tutmaya çalışarak.

Jared emin olmak isterce aynaya baktıktan sonra "Robin'i ara. Bunu ona da söyle. Acele etmelerini istediğimi de belirt." dedi katı bir sesle. Bir yanı gergin olsa da diğer yanı eğleniyormuş gibiydi. Telefondan o üç numaraya baktım ve rastgele birine bastım. Şansıma Robin'i aramıştım. "Yine ne var?" dedi temkinli bir sesle. "Bir motor ile araba ardımızdan geliyor ve Jared acele etmenizi söyledi." dedim. Onaylayan bir yanıttan sonra telefon yüzüme kapandı.

Ben daha ne olduğunu anlamadan önüme bakacaktım ki Robin'in hızla o külüstür arabayı daracık başka bir yola soktuğunu gördüm. Bir süre sonra da biz başka bir yola saptık. "Sana bir numara söyleyeceğim. Onu çevir. Bir motor ve bir cip iste. Siyah kod dersen anlayacaktır." dedi Jared. Başımı sallayıp numarayı söylemesini bekledim. Telefon açılınca "Söyle." dedi karşıdaki kişi. Ona söylenenleri ilettim ve telefon bir kez daha beni şaşırtmayarak yüzüme kapandı.

Hızlı bir takip sonrası peşimizdeki araba bizi kaybetti. Bunu fırsat bilen Jared aracı gelişi güzel bir yere resmen bırakıp beni de yanında sürükleyerek koşmaya başladı. Bir süre koştuktan sonra ciğerlerimdeki yanmayı hissettim. Uzun süredir bu denli koşmamıştım ve hantallaşmıştım.

Bizi bir halka açık otoparka soktuğunda ona şaşkınca baktım. Ne işimiz vardı ki burada? Daha güvenilir bir yere kaçamaz mıydık sanki? Bir motora ve yanında duran siyah cipe bakıp zaferle gülümsedi. Moturun üzerindeki kasklardan birini bana uzattı. Diğerini de kendisi taktı. Hızla motora yerleştik ve ben onun beline sıkıca tutunduğum an grubun geri kalanını gördük. Onlarında koştuğu belliydi. Brad yanlarında değildi ki bu beni düşündürecek bir durumdu. Zihnim yerli yerine gelip yaşananları hazmedebildiğinde düşünebilecektim.

Jared son sürat gazı kökledi ve zeminde siyah lastik izlerinin yanı sıra kulaklarımı patlatacak bir ses çıkartarak yola koyuldu. Başımı onun sırtına yaslayıp kollarımı biraz daha sıkılaştırdım. Aklımda dönüp duran soru aynıydı. Neler oluyor?! Bu soruya yanıtı yakın zamanda bulamayacağımı bilsem bile beynim bunu algılayamıyordu ve aynı soruyu yeniden ve yeniden soruyordu.

Bu defa yolculuk daha kısa sürmüştü. Şehir içine girdiğimizde trafiğe karışamama sebebimiz Jared'ın hızlı sürüşüydü. Arabaların arasından bebek işiymiş gibi kolayca sıyrılabiliyordu. Oldukça lüks bir otele geldiğimizde motoru kapının önünde dikilen erkeğe verdi. Kaskını çıkarmadan lobiye girdi ve kalabalık bize yüzünü dönüp şaşkınca baksa da umursamadı. Odaları insanlara dağıtan görevli anlayamayan bakışlarıla yanımıza geldiğinde kaskını çıkardı fakat benim çıkarmama izin vermedi.

Görevli ile tek kelime etmeden kısa süre bakıştıktan sonra "Güvenliği sağla." diye onu kaba bir şekilde uyarıp üst kata tırmanırken beni bileğimden yakalamayı da ihmal etmedi Jared. Birkaç kat çıktıktan sonra soluklanmak için ara istememe rağmen beni reddetti. Asansörü neden kullanmadığımızı sorduğumda "Sonra biri gelip asansörü bozsun ve biz içine tıkılıp kalalım. Ah, ve tabi ki asansörün kablolarını kessinler ve bizde beş saniye içinde zemin kata çakılıp ölelim. İyi düşündün, Midye." dedi.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!