9

4.3K 487 76
                                        

Uzun zamandır sıkı dostluğa sahip iki aileydi; Hwang ve Bang aileleri. Şimdi ise her zamankinden farklı bir hava içeriyordu buluşmaları. Bu kez saatlerce eğlenerek makara yapacakları bir yemek masası değildi sadece amaçları. Yanı sıra en değerlileri bir bütün olmaya karar vermiş; kendilerinden destek bekliyorlardı. 

Felix elindeki tabağı ikizine uzatmış eksik servis kalmamış olması için gözleriyle masayı kontrol ediyordu. Kendisi de yerini aldığında herkes aynı anda kaşıklarına uzanmıştı. Onlar için önemli şeydi, birlik. 

Sessiz başlayan yemek Hyunjin'in her seferinde yaptığı gibi Seungmin'in ekmeğine uzanmasıyla sessiz kalmamıştı. "Ya Jin!"

"Ne yapayım aç mı kalayım?"

Seungmin elindeki kaşığı arkadaşına doğru salladı. "Kibarca ekmek rica et mesela."

"Yemek yeme süremi uzatıyor ve o da sindirim süremi."

"Sen.. Ah-" Yine pes etmiş kafasını sallayarak yemeğine dönmüştü küçük Bang. 

Felix ise ikizini alttan dürtmeyi ihmal etmemişti elbette. Ardından yan tarafındaki ekmek sepetini önüne bıraktı. "Afiyet olsun Jinnie." Sevimli ses tonunun altında yatan anlamı Felix'i tanıyan herkes alabilirdi. 

Hyunjin tehditten etkilenmemiş aksine gülümseyerek öpücük atmıştı kardeşine. Büyükler kıkırdayarak çocuklarını izlerken Chan gözlerini Felix'e çevirmişti. Bundan tamamen habersiz olan küçük omega gözlerini masada gezdiriyor sürekli bir eksik var mı diye kontrol etmekten kendini alamıyordu. 

Chan küçük olanın ince telaşına gülümsedi. Mükemmeliyetçiydi omega. Gözleri birbirini bulduğunda Felix gülümseyerek bakışlarını bir başka noktaya çevirmişti. Yemek bittiğinde ebeveynler salona geçerken geri kalan masayı toparlamaya başlamıştı. Felix, her ne kadar ikizi ile halledebileceğini söylesede Hyunjin, Seungmin'e sataşacak fırsat bulduğu için o olmadan yardım etmeyeceğini söylemiş böylece kesin bir ret yemişti. 

Felix mutfakta hızlı hareket ederek gelen kirlileri makineye yerleştirip toparlamaya dalmıştı. Son parçaları getiren Chan diğerlerinin içeriye gitmesini işaret ederken tezgaha bırakmıştı elindekileri. Dirseklerini ve sırtını mutfak barına yaslayarak omegayı izliyordu. Felix, bitirdiği sırada üstünde hissettiği bakışla arkasına döndüğünde gördüğü alfayla duraksamıştı. "Ah, masa bitti mi?"

"Hmm." Chan aynı zamanda kafasıyla da onaylamıştı.

"Ayakta kalma, içeri geç istersen. Ben de tatlıları hazırlayıp geleceğim zaten."

Chan hareketlenmemişti. Felix de tekrar etmedi. Büyüğünün yanında kalan fırından tatlıları tezgaha çıkardığı sırada hissettiği gerginliği bastırmaya çalışıyordu. Hadi ama! İzlendiğini bile bile nasıl iş yapacaktı ki?

Alfa elini cebine atarak doğrulduğu sırada seslendi. "Felix." Küçük olan elini uzattığı tabaklardan geri çekerek arkasını döndü.

"Bir şey mi istiyorsun?"

Chan ona yaklaşırken sadece izledi. Anlamamıştı. Bir şey mi vardı? Chan avuç içinde sıktığı yüzüğü cebinden çıkarırken dudaklarını araladı. "Özür dilerim, elinden güzel ve özel olabilecek her anını aldığım için." Küçüğünün şaşkın bakışları arasında eline uzanıp kendi eli arasına aldığında devam etti. "Eminim ki sevdiğin adamdan romantik bir teklif ile daha özel bir an yaşamak isterdin." Dudaklarını ıslatıp nefes aldı. "Bu senin için." Elindeki halkayı küçüğünün parmağına yerleştirip geri çekilmişti.

Felix parmağında hissettiği soğuklukla bakışlarını eline çevirdi. Uçurtma kesim taşın iki yanına da üç küçük elmas yerleştirilmişti. Ortadaki geniş taşa parmağını sürttüğü sırada bakışlarını büyüğüne çıkardı. 

ikigai | chanlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin