▨ 3

81 46 57
                                    

Nikol'u görebilmek için arkamı döndüğümde ayaklarım birbirine dolaştı ve şaşkınlıktan dolayı düşeyazdım.

Sıska kel adam gitmiş, yerine sarışın minyon bir kadın gelmişti. Kısacık bir zamanda peruk takmış, gömleğiyle pantolonunu çıkarmış, önceden altına giydiği mavi çiçekli elbisenin içine çoraplarını sıkıştırmak suretiyle de vücudunu kadın biçimine sokmuştu.

Ağzımdan "Yuh!" nidası kaçtığında Nikol bana dönerek ince bir sesle "Ne oldu canım?" diye sordu. Sesini değiştirdiğini anlamak, asıl sesini duymayan birisi için olanaksızdı. Hangi halinin gerçek olduğu konusunda şüpheye düştüm.

"Ne yaptın kendine ya?" dedim.

Bana yaklaştı. "Gördün ya, cinsiyet akışkandır. Ne istersem o olurum ben. İster adam, ister madam!" dedikten sonra afallamış suratıma bakıp kahkaha attı.

Seçiciler bizi bekliyordu. Sahneye çıkmadan önce kulağıma "Niye doğaçlama yaptığını sorduklarında hazırcevaplık yap biraz," diye fısıldadı.

Nasıl yani? Ne diyecektim ben? Kafamda bu düşüncelerle üç basamaklık merdivenden çıktım. Yüksek platforma ayak basıp da bir sürü insanı karşımda görünce karın boşluğuma yanan otlar düştüğünü sandım. Terlemeye başladım, boğazım kurudu ve başım dönmeye başladı. Nikol'un koluna tutunmasam düşüp bayılacaktım.

Jüriler en ön sırada oturuyordu. İçlerinden birisi "Kendinizi tanıtın arkadaşlar." dedi.

"Adım Nikol Vova," dedi bir adım öne çıkan rol arkadaşım. "Kırk sekiz yaşındayım."

Hayretin ikinci dalgası idrakımın kıyılarına vurdu. Hayatının baharında, taş çatlasa otuz yaşında görünen bu adam -ya da madam, her neyse!- nasıl bu kadar uzun süre önce doğmuş olabilirdi? Cinsiyeti gibi yaşı da akışkandı anlaşılan yahut belki de kırk sekiz çok büyük bir yaş değildi, benim sayı algım bozuktu. Bilemedim.

"Doğu Avrupa'da doğdum. Yedi yaşından beri dünyayı geziyorum. Sokakta taklit yaparak, dans ederek, amatör stand-up gösterileri yaparak büyüdüm. Kılık değiştirmekte uzmanlaştım. Baylar ve bayanlar, ben bir erkeğim ama kadın gibi görünebilirim. Yaşlıyım ama genç olabilirim gözlerinizde ya da insan olmama rağmen hayvan taklidi yapabilirim. Nasıl isterseniz."

"Teşekkürler Nikol, şimdilik verdiğimiz kağıtta yazan rolü oynaman yeterli." dedi jüri. "Evet, sıra sende."

Bu sözü yüzüme bakarak söylemişti. Bu an beynimi yerinden fırlatacak kadar korkutucu gelmişti bana, konuşacaktım, önlerinde konuşacaktım! Öksürdüm. "Şey, ben..." demeye çalıştım ama sesim çıkmadı. Konuşamadıkça telaşlanıyor, telaşlandıkça nefesim kesiliyor, nefesim kesildikçe de doğal olarak konuşamıyordum, bu fasit daire beni saniyeler içerisinde hapsetmişti.

Elime soğuk bir nesne tutuşturulduğunu hissettiğimde kaçamak bakışlarım sağına döndü. Nikol kaşla göz arası sahnenin arka tarafında duran masaya gitmiş ve oradaki su şişelerinden birini alıp getirmişti. "Sağ ol," diye fısıldasam da minnettarlığımı anlatmaya kelimeler yetersizdi. Birkaç yudum su, birkaç öksürük derken dudaklarımdan bir sözcük damladı.

"Rizado."

Gerisi yoktu. Derin bir sessizlik sis gibi çökmüştü salonun üzerine. Utancım patlama noktasına gelen bir volkanın sıcaklığı gibi artıyordu. Sahnenin tam ortasından ikiye ayrılmasını istiyordum, yarığa girip saklanmak. Jüriler birbirlerine dönüp bir şeyler fısıldaştı, ardından ilk sıradaki, bana dönüp "Sanırım ilk deneyimin." dedi. "Heyecanlı gördük seni."

"Iıı, evet." Tekrar boğazımı temizledim, artık nasıl bir boğazsa bir türlü temizlenmiyordu. "Adım Rizado. İlk kez oyunculuk yapacağım."

Yenilmişlerin RomansıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin