Hızla beni aldı ve arkamı döndürerek tezgaha dayadı. Korktum ancak bekledim. Onu istiyordum. Hemen şimdi burada. Altımdakini hızla indirdi ve o şeyi içimden çıkarıp çöpe attı. Utanç verici bir şey daha. Küçük folyonun sesini duydum ardından fermuar sesini. Beklemediğim bir anda içime girdi. Çığlık attım acımıştı. Ellerini belime koyup hızlıca hareket etmeye başladı inliyordum ve acısada umrumda değildi. Bir süre devam etti tezgaha sıkıca tutundum ve titremeye başladım bunu ayakta yapmak oldukça zordu. Bağırdım. Saçlarımı eline dolayıp geriye doğru çekti devam ediyordu. Çok geçmeden o da arkamdan geldi ve durdu. Nefes nefeseydik. İçimden çıktı ve tezgaha dayandı bende onun yanına dayandım. Prezervatifi çıkarıp attı ve yeniden yanıma dayandı. Birbirimize bakıp güldük.
'Seni tam anlamıyla becerdim Jessica'
'Acıdı'
'Biliyorum, buna dayanabilecek misin?'
'Bilmiyorum, hemde hiç'
Derin bir nefes aldık. Üzerimi giyindim ve o şeylerden tekrar takmak için koşarak yukarı çıktım ardından takıp geri indim. Geçerken Paul'ü gördüm büyük ihtimal bizi duymuş ancak yine sessizliğini korumuştu. Zaten ne diyebilirdi ki? Pencerenin kenarında dışarıyı izliyordu. Beni görmemesine dua ederek Jamie'nin yanına ilerledim. Mutfakta tezgahı siliyordu güldüm.
'Sonuçta burda yemek yeniyor'
Güldüm ve belinden sarıldım. Dönüp bana sarıldı ve oturmamı sağladı. Kendide mutfak kapısını kapatıp karşımdaki sandalyeye oturmadan önce çayımı önüme koydu ve o da oturdu. Hemen yudumladım bu çayı seviyordum.
'Ben, güzel hissettim, teşekkür ederim'
'O zevk bana ait'
Gülümsedi ve o da çayını yudumladı. Bu çay gerçekten harikaydı ve bitmesini istemeyerek tekrar yudumladım.
'Jamie, Paul'ün sorunu ne?'
'Ne değilki, insanların sorunları olabilir Jessica'
'Yani sen biliyorsun'
'Tabii ki biliyorum, beni en iyi tanıyan kişi o,'
'Tatlı bir adam'
'Öyledir'
Gülümsedi bende öyle. Ardından aynı anda yudumladık.
'Ee anlat bakalım'
'Bence asıl anlatacak olan sesin ha?'
'Tamam haklısın, şey nerden başlasam bilmiyorum Jessica, seni oraya, o eve, götürdüm çünkü biz aptal geçmişim yüzünden kavga ettik, iyi olacağını düşünmüştüm ama eve gidince olan yine bana oldu. Senden ayrı kalamadım ki zaten, abimin mezarını neden oraya koyduğumuz hakkında ne söyleyebilirim bilmiyorum annemler geçmişe dair her şeyi o evde bulunduruyorlar sanırım bu yüzden o mezarda orada. Annem ve babam her gün onu görmeye giderler, çünkü tek gerçek çocukları o. Üvey olduğumu öğrendin, annen ve baban zaten biliyordu ancak sana söylemek istememişlerdi. Üvey olmam onların umrunda bile değil beni en az abim kadar severlerdi. Bizi hiç ayırmadılar. Hep ona ne aldılarsa bana da aynısını almışlardı ve ben böyle yaparak onlara yük olmaktan başka hiçbir şey yapmıyorum. O evde gerçekten çok fazla anım oldu ve ben o anda bana sarılmanı dilemekten başka hiçbir şey yapmadım. Çünkü ağlayacaktım ve gözünde düşmek veya güçsüz görünmek istemedim açıkcası. Ama yapmadın. Bu da beni bitirdi. O aptal eve en son ne zaman gittim bilmiyorum ama bir daha asla gitmeyeceğim, tek bildiğim bu.'
'Jamie özür dilerim, sana çok kızgındım, ve anneme dua etmelisin o olmasa seninle barışmayacaktım.'
'Anneni seviyorum'
Güldüm ve tekrar yudumladım. Ah evet bu çay harika..
'Evde olduğun sürece ne yaptın'
'Bildiğin üzere kafayı yedim Jess, bir daha asla bana bunu yapma, ne olursa olsun. Lütfen.'
'Tamam merak etme, özür dilerim'
'Peki sen? Sen ne yaptın'
'Aptal hayatıma devam ettim sadece, Matt ve Anne yanımdaydılar.'
'Duygusuz seni'
'Duygusuz mu? Her gece ağlamaktan deliye dönecektim'
Gülümsedi ama üzüldüğü her halinden belliydi. Çayımı yudumlarken Paul kapıyı çaldı ve içeri girdi.
'Şey, özür dilerim bölmek istemedim sizden biraz izin isteyecektim'
'Ne hakkında?'
'İzin verirseniz biraz dışarı çıkmak istiyorum'
'Nereye gideceksin? İyi misin sen?'
Ayağa kalktı ve ellerini omzuna koydu o iyi değildi..
'Evet efendim ben iyiyim, sadece biraz dolaşacağım sanırım'
'Arabayı ister misin?'
'Şey aslında..'
'Tamam anahtarların nerede olduğunu biliyorsun'
'Teşekkür ederim efendim'
'Sorun yok Paul, geri geleceksin değil mi?'
Paul güldü ardından Jamie'de güldü.
'Fazla geç kalma'
'En fazla bir saat efendim'
'Tamam, keyfine bak'
'Teşekkürler Bay Vincent, Bayan Carter'
Başıyla bizi selamlamasının ardından çıktı. Jamie'de yerine oturup çayını yudumladı. Güler yüzlü biriydi ve onu seviyordum. Bende çayımı yudumladım. O sırada Jamie'nin telefonu çaldı. Hızla açtı.
'Evet. Ne olmuş ona? Şimdi mi? Hayır. Tamam.'
Kapattı ve ayağa kalktı bende ayağa kalktım.
'Nereye?'
'Çok acil bir işim var bebeğim hemen döneceğim tamam mı'
'Jamie gitme'
'Bebeğim lütfen, hemen döneceğim söz veriyorum'
'Ne olduğunu söyle bari'
'Seni ilgilendiren bir şey değil'
Elini yanağıma koydu ve dudaklarını anlıma bastırdı. Ona sarıldım. O da bana sıkıca sarıldı ve başımı okşadı.
'İstediğini yap tamam mı ev boş zaten sadece beni bekle lütfen'
'Tamam merak etme'
Tekrar beni öptü ve çıktı. Sıkılarak çayımı yudumladım. Zaten Paul'de yoktu. Sıkıntıdan patlayacaktım. Birlikte geçireceğiz sanıyordum.. Çayım bittikten sonra onunkinide içtim ve bulaşıkları yıkadım. Ev fazla sıcaktı bu yüzden biraz dışarı çıkmaya karar verdim. Kapının önüne çıkıp biraz oturdum ve boş sokağı izledim. Bir çok BMW ve Audi vardı, renkli Lamborgini'ler etrafa renk katıyordu açıkcası. Evlerin hepsinin beyaz ama Jamie'ninkinin pembe olduğunu fark ettim. Neden? Bunu gelince ona sormayı unutmamalıydım. Ve birden aklıma onun üvey olduğu geldi. Bunu bana neden söylememişti ki? Annem ve babam biliyordu peki ya onlar ne diyordu bu duruma? Derken uzun boylu, kumral, güzel giyimli bir çocuk bana yaklaştı. Ayağa kalkınca gözlerinin yeşil olduğunu fark ettim.
'Merhaba, Jamie yok mu?'
'Hayır, sen kimsin?'
'Tabii ne kadar kabayım, ben Sam şuradaki evde oturuyorum, ona bir şey soracaktım sadece, sen, kız arkadaşı mısın?'
'Evet, şey ben, Jessica'
Elini uzattı karşılık verdim gülümsedik tatlı birine benziyordu ama Jamie'ye ne sorabilirdi ki? Yaklaşık yirmi beş yaşında gibi gözüküyordu okulunu bitirmiş miydi? Birden bire neden tanımadığım biri hakkında bu kadar şey merak etiğimi merak ettim. Ve bunları neden merak ettiğimi merak etmekte merak uyandırıcı bir konuydu.
'Tamam, ben sonra gelirim, teşekkürler'
Gülümsedim ve el salladım. Fazla yakışıklı olabilirdi ama bir Jamie değildi. İçeri girip biraz evi dolaştım. Zaten biliyordum ki, sıradan zengin evlerindendi işte. Büyük salon büyük odalar büyük ama sevimli mutfak... Salona oturup biraz televizyonu açtım. Salak saçma programlar vardı ve Jamie beklediğim zaman bitmek bilmiyordu. Yaklaşık bir saat oyalandım ve Jamie'yi aramaya karar verdim diyecekken kapı açıldı ve Jamie içeri girdi. Gülümsedim ve koşarak kucağına atladım boynumdan sertçe öptü.
'Jamie sonunda ya'
'Özür dilerim bebeğim, üzgünüm'
'Önemli değil ama bir daha gitme lütfen,'
'Merak etme, gitmem'
'Sen yokken bi çocuk geldi, Sam miş galiba adı bir şey söylecekmiş'
'Tamam, ben ona sonra uğrarım, odamda olacağım'
Suratı asıktı. Yavaş yavaş odaya çıktı mutfağa gidip bir bardak su aldım ve bende yukarı çıktım. Ona ne olmuştu? Eminim bana söylemeyecekti ama yine de soracaktım. Odaya girip kapıyı kapattım. Yatağın kenarında sadece oturuyordu. Yatağın üzerinde emekleyerek arkasından yaklaştım ve suyu ona içirip kenara koydum ardından karnına sarıldım ve yanağımı boynunun biraz altına koydum.
'Jamie, iyi misin'
'İyiyim'
'Değilsin... Biliyorum anlatmak istemeyeceksin ama yine de konuşmak istersen ben buradayım'
'Teşekkürler, istemiyorum'
'Tamam'
Burnumu çektim. Bir süre sadece öyle durduk elimi tişörtünün içine soktum ve elimi göğüsüne ilerleterek okşadım. Pürüzlüydü ve bu hoşuma gidiyordu.
'Ne yapmak istersin?'
'Jessica..'
'Sevişmek ister misin?'
'Hayır, hiçbir şey yapmak istemiyorum'
'Tamam'
Bir süre daha öyle kaldık. Gerçekten böyle mi geçecekti zaman? Hayır. Bir şeyler söylemeliydi.
'Tehlikede misin?'
'Hayır'
'Tehlikede olan biri var mı?'
'Var'
'Kim?'
Derin bir nefes aldı ama cevap vermedi. Boynundan öptüm.
'Kim Jamie?'
'Sen.'
'Ben mi?'
'Evet.'
'Neden?'
'Bunu sana söylersem beni bırakırsın ve asla geri dönmessin'
'Seni bırakmam ki ben'
'Hayır Jessica, sadece yanında olduğum sürece güvendesin bebeğim'
'Biliyorum, zaten benim tanıdığım Jamie korur ki, elinden gelen her şeyi yapar sevdikleri için'
'Yapar, dimi?'
'Yapar.'
Burnumu sırtına sürttüm ve elimi içinden çıkartıp yeniden karnına sıkıca sarıldım. Omzundan öpüp çenemi omzuna koydum. Bana baktı ardından başını geri yere çevirdi. Yanağından öptüm.
'Neşelenmeni istiyorum, ben, eğleneceğiz sanıyordum'
'Özür dilerim Jess, sadece, özür dilerim'
'Konuşmak ister misin? Eğer istersen kaldığımız yerden devam edebiliriz'
'Tamam'
'Tamam, hadi gel bakalım'
Üzerindeki hırkayı çıkarıp kenara attım ve onu yatağa çekip otutturdum. Bende düz oturdum. Göğüsüme yatıp bana sarıldı. Başından öptüm ve yanağını okşadım. Şu anda saçlarıyla oynamak için her şeyimi verebilirdim ama izin vermeyecekti. Bunu biliyordum.
'Bana, üvey olduğunu neden söylemedin?'
'Söylemek istemedim, kimseye söylemek istemedim'
'Ailen seni seviyor, bence keyfini çıkarmalısın'
'Öyle yapıyorum.'
'Odanda bir ay boyunca ne yaptın?'
'Kendimi kestim, uyudum ve kendimi kestim'
'Bir daha bunu yapma, canım çok yanıyor'
'Bakma bana sen,'
'Nasıl bakmam, böyle deme bir daha asla deme.'
Bana sıkıca sarıldı bende onun başından öptüm. Tanrım bakma mı?
'Jamie neşelen'
'Canım hiçbir şey yapmak istemiyor Jessica,'
'Biliyorum, ama aklıma gelebilecek her şeyi yaparız istersen, seni yalarım, sevişebiliriz, ya da beni becerebilirsin, dışarı çıkarız, sana çay yaparım, duşa gireriz birlikte, eğer seni mutlu edecekse uyuruz, televizyon izleriz. Ne biliyim işte her şeyi yapabilriz'
Bana baktı ve doğrulup öptü. Bende onu öptüm birbirimize sıkıca sarıldık.
'Seni becermek istemiyorum, seni boşaltmak istiyorum'
'Yap öyleyse'
'sen istiyor musun?'
'Hayır ama seni mutlu edecekse eğer yap işte'
'Emin misin?'
Yatakta yan yana oturuyorduk. Derin bir nefes alıp elini tuttum ve altıma sabitleyip hareket ettirdim. Elini geri çekti ve karnımdan sarılarak boynuma gömüldü
'Seninde istediğin bir zaman yaparız'
'Ama isyorum'
'Hayır Jessica sonra'
'Tamam, şey, sana çay yapayım mı?'
'Mükemmel olur'
'Tamam'
Gülümsedim o da gülümsedi ve beni öptü elinden tutarak onu kaldırdım ve aşağı indirip otutturdum. Suyu kaynatırken bir yandanda konuşmaya çalışıyordum.
'Paul nerde kaldı'
'Hala gelmedi mi?'
'Hayır,'
'Biraz yanlız kalması iyi olacaktır,'
Çayını hazırlayıp önüne koydum ama yine de Paul'ü merak ediyordum kendine bi şey yapmış olabilirdi. Sonuçta Jamie'nin yanında çalışıyordu. Çayını verirken yanağından öptüm ve bende karşısına oturdum.
'Yine de onu bi arasan'
'Neden bu kadar korkuyorsun ki?'
'Kendine bi şey yapmış olabileceğinden korkuyorum. Sonuçta senin yanında çalışıyor.'
Güldü ve telefonunu çıkarıp onu aradı. Bir süre konuştular ardından geri kapattı. Tamam. O iyiydi.
'İyiymiş Jessica birazdan burada olurmuş'
'Ah tamam'
'Mutlu oldun mu'
'Evet oldum, teşekkürler'
'Güzel, yarın ne yapıyoruz?'
'Okula gidiyoruz sonra bize gelirsin şu anlaşmayı yeniden konuşuruz olur mu?'
'Neyi merak ediyorsun'
'Belki de başlamak istiyorumdur'
'Peki tamam'
Gülümseyip çayını yudumladı. Bitirince biraz salonda televizyon izledik. Paul hala yoktu.
'Seni en yakın zamanda yemeğe çıkarmak istiyorum'
'Öyle mi Bay Vincent? Neden?'
'Bilmem ki, seni özledim, birlikte biraz vakit geçiririz işte'
'Aslında ailemden çok seninle görüşüyorum'
'Biliyorum ama senden bir dakika olsun ayrılmak istemiyorum Jessica'
'Biliyorum bende, bize gel yarın, otururuz, annenleri de unutma onları çok ihmal ediyorsun'
'Ah farkındayım, belki onlarda gelirler'
'İyi olabilir'
Ona sarıldım ve sertçe öptüm. Annem evde sıkılıyordu belki onunda ailesinin gelmesi iyi olurdu. Bunu anneme söyleyecektim...

***
'Paul sende gelmek ister misin?'
demişti Jamie montunu beyaz askılıktan alırken. Jamie'nin evindeydik ve bizim eve gitmek için hazırlanıyorduk. Sabah okul çok sıkıcı geçmişti. Akşam ailesiyle bize gelecekler düşüncesiyle geçiştirmeye çalışmıştım aptal okulu. Dün Paul eve geç geldiği için Jamie biraz ona kızmıştı ama bugün siniri hemen geçmiş onu bizim eve davet ediyordu. Güzel olabilirdi. Belki.
'Teşekkürler efendim burada kalsam daha iyi'
'Emin misin?'
'Ah evet eminim teşekkürler'
'Sen bilirsin, biz çıkıyoruz'
'İyi akşamlar Bay Vincent, Bayan Carter,'
Başıyla selam verdi gülümseyip el salladım. Birlikte çıktık Jamie siyah arabanın kapısını açtı. Onunki gri olan sanıyordum. Onun yanına yürüdüm açtığı kapımın üzerine kafasını koydu ve gülümsedi.
'Jamie?'
'Güzel mi?'
'Bayıldım ben'
Sırıtarak oturdum. Kapımı kapattı ve o da bindi. Eğilip onu yanağından öptüm.
'Nerden çıktı bu?'
'Aldım. Sabah.'
'Bu araba Çok güzel Jamie.. Diğerine ne oldu?'
'Duruyor arkada'
Güldüm ve onu tekrar öptüm. O da beni öptü ve arabayı sürmeye başladı. Annesi ve babası çoktan gelmiş olacaklardı.
'Jamie lütfen yavaş sür'
'Tamam, sen nasıl istersen'
Biraz yavaşladı. Yine de korkuyordum ama ona güveniyordum. Uzun süre yol aldık. Yanımdaki koltukta çok seksi görünüyordu ve ona dayanamıyordum.
'Şey Jamie,'
'Evet?'
'Fark ettin mi, Biz, Bugün hiç..'
'Bugün hiç?'
'Şey yani bugün hiç şey yapmadık'
'Ne diyorsun Jessica'
'Diyorumki biz bugün hiç birlikte olmadık, h-hiç mi istemedin beni?'
Güldü ve bana bakıp ardından yola baktı. Cevap vermedi. Zaten çok geçmeden evdeydik. Arabayı park etti ve inip kapımı açtı. İnip eve doğru yürüdüm kolumdan tutup beni durdurdu. Eminim şu an hepsi camdan bizi izliyorlardı.
'Sorunun cevabını merak etmiyor musun?'
'Hayır. Dalga geçer gibi gülüp geçiyorsun benim için bi anlamı kalmadı Jamie'
Yeniden güldü ve elini yanağıma koydu. Baş parmağıyla yüzümü okşarken anlını anlma yasladı derince nefes aldım.
'Tüm gün boyunca, dün gece, geçirdiğim her dakika seni istemedim mi sanıyorsun? Bi ara seni okulda becermeyi bile düşündüm. Ve tek umudum bugün sana dokunabilmek. İnan bana.'
'Gerçekten mi?'
'Gerçekten'
Yüzümü sert göğüsüne dayadım o da başıma burnunu bastırdı ve sıkıca sarıldı. İnce beline sarılırken annemler kapıyı açtı ve bizi içeri çağırdılar.
'Seni seviyorum Jamie'
'Bende seni Jessica'
Elimden tuttu ve beni içeri götürdü. Ailesi çoktan gelmişti. Geçip oturmadan önce anneme sıkıca sarıldım. Ardından babama ve ailesine sarıldım ve bende oturdum. Hayli acıkmıştım ve annemin güzel yemeklerini yemek için sabırsızlanıyordum. Çok geçmeden sofraya oturduk. Annem harikaydı!
'Ee ne yaptınız bakalım anlatın'
'hiçbir şey'
Evet baba, hiçbir şey yapmadık, sadece defalarca seviştik ve çok önemli şeyler öğrendik.
'Gerçekten mi?'
Annesi imalı gözlerlerle ikimize bakarken gülümsüyordu. Bende güldüm. Ama Jamie ciddiydi ve başını hayır anlamında salladı.
'Gerçekten anne.'
'Peki, öyle olsun'
Tabağımdakileri bitirdim ve bi tabak daha aldım. Çok mükemmel olmuştu. Jamie bana baktı
'Şişmanlıyıcaksın ya çok yiyorsun'
'Sus. Ben yerim'
Onunkinden de biraz yedim güldü. Kendiminkini bitirdim ve tabağımı mutfağa götürdüm. Jamie'de arkamdan geldi ve hızla beni mutfak tezgahıyla arasında sıkıştırdı.
'Ne yapıyorsun biri gelecek'
'Gelmeyecek'
Dudağıma yapıştı ve elini tişörtümden içeri soktu. Onu engellemeye çalıştım ama çok güçlüydü. O sırada annesi kapıdan içeri girdi ve bizi umursamadan tabakları lavabonun önüne koydu.
'Odada sevişin burda değil'
İkimizde güldük Jamie'ye sarıldım başımdan öptü. O sırada annemde geldi.
'Duydun, bence yukarı çıkmalıyız'
'Çıkmayacağız Jamie'
'Burda mı yapalım?'
'Jamie!'
Annem ve annesi hafifçe güldüler ve işlerine devam ettiler.
'Hadi ya benimle yukarı çık'
'Hayır dedim'
'Kızı zorlama Jamie.'
Annesine şükrettim. Yüzü düştü ve bana baktı. Elimi yanağına koyup okşadım ve kulağına eğildim.
'Sonra, söz'
'Bugün mü peki'
'Bugün, hem istersen, ve beklersen, seni yalarım'
'Aman Tanrım'
Bana sarıldı bende ona sarıldım. Çok kısık konuşmuştuk bu yüzden kimse duymadı. Sırtını sıvazlayıp onu öptüm o da beni öptü.
'Hadi içeri git bende annemlere yardım ediyim'
Başını salladı. Tam o sırada telefonum çalmaya başladı. Çıkarıp baktım. Brad'di..

+35 vote +20 yorum sizi çook seviyorum umarım beğenmişsinizdir ve umarım uzun olmuştur 💕😊
-fxxckoff

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!