İki kardeş aynı mekan için farklı iki endişeye sahipti. Büyük olan karşı karşıya geleceği omegaya nasıl davranması gerektiğini düşünürken; küçük olan ise sevdiği adamı uzunca bir süre sonra görecek olmanın buruk heyecanıyla kıvranıp aşık olduğu gözlerde kendisini bulamama endişesiyle kavruluyordu.
"Hazır mısın Min?" Genç alfa kapıdan kafasını uzatıp kendisini kontrol eden abisine gülümsemişti. Aynaya son bir kez bakıp ihtiyacı olmadığını bilmesine rağmen üstünü düzeltti.
"Çıkalım hyung."
Hoş geldin partisinin yapılacağı mekan sitenin içinde bulunan sarmaşık ev diye adlandırdıkları evdi. Uzun süredir satış aşamasında olduğu bilinen bir gerçek iken hala rahat bir şekilde kullanabiliyor olmaları evin sadece bir yatırım olarak istendiğini düşünmekten ileri götürmüyordu genç grubu.
Evden çıktıkları an yürüyecekleri iki sokak onları endişelerinin merkezine bırakacaktı. Bunun farkındalığıyla ikili yavaş adımlarla yürümeyi sürdürüyordu. Ancak bahçede bekleyen ekip onlar kadar sabırlı değildi. Jisung sevgilisinin kolunu dürterek araması için sürekli baskı yapıyordu. O iki kardeşe güvenemiyordu, gelmekten vazgeçmiş bile olabilirlerdi.
"Birkaç dakika daha gelmezlerse arayacağım Ji, söz." Sevgilisinin kendisini dürten elini kavrayıp parmaklarını geçirdiği sırada konuştu alfa.
Jisung evin mutfak kapısından çıkan arkadaşını gördüğünde sevgilisine döndü. "Evin anahtarını nasıl buldunuz siz? Hırsızlık yapmadınız değil mi?" Minho kıkırdayarak omuz silkti. Eh, kolay oldu diyemezdi.
Felix elindeki tabağı masanın ortasına bırakıp geri çekildi ve kontrol etti. Eksik olan bir şey görememişti. İkizinin yanına adımlayacağı sırada kucağındaki Jeongin'i fark ettiğinde rahatsız etmek istemedi. Genç omeganın okulu yüzünden zaten yeterince vakit geçiremiyorlardı. Fırsatları varken özlem gidermelilerdi. Yeni hedefi tek başına oturan hyungu, Changbin'di.
Geldiğinden beri olan sessizliği elbette gözünden kaçmamıştı minik omeganın. L şeklindeki koltuğun en ucunda hyungunun yanına bıraktı kendini. Düşüncelerinde boğulmuş alfa yanındaki hareketlenmeyle irkildi. Gördüğü çilli genç ile gülümsemişti. "Bitti mi her şey?"
"Evet hyung, gelmelerini bekliyoruz."
Elbette bekliyorlardı. Changbin iç çekti. Nasıl davranacağı ya da bir şekilde davranabilecek miydi orası muammaydı. Gelmişti. Changbin göreceğini bilerek gözlerini çitin arkasına çevirdi. Hiç değişmemiş olan çam kokusu burun deliklerinden içeri dolmuş, haber vermişti ona geldiğini.
Chan uzandığı çitin kapısını ittirerek açtığı sırada herkes toparlanıp selamlaşma için ayaklanmıştı. Hyunjin dostunu gördüğünde yüzündeki gülümsemeyi genişleterek kollarını açtı. "Hoş geldin Minnie!" Seungmin bakışlarını uzun saçlı alfada tutarak gergince gülümseyip sarılmıştı. Dostunun sıcaklığından bir şey kaybetmemiş olması içini rahatlatmıştı. Ancak hala karşılaşma tamamlanmış değildi.
Bahçe içerisindeki küçük grup birbirine karışıp gelen alfayı selamlarken Changbin göz göze geldiği hyungu ile adımlarını geri itmekten kaçıp genç alfaya adımladı. Seslenmeden önce boğazını temizledi. "Seungmin." Seungmin kulaklarına dolan tınıyla gözlerini yan tarafındaki adama çevirdi. Boğazındaki yumruyla cevapladı. "Hyung." Söylenebilecek onca şeyden en sadesiydi bu, hyung.
Changbin küçük olanın omzuna hafif bir dokunuşla selamladı. "Evine hoş geldin." Seungmin dudaklarını ıslatıp gülümsemeye çalıştı. "Hoş buldum." Birkaç saniye süren göz kontağı Changbin'in kafasını çevirmesiyle son bulmuştu. Saç diplerinde ter birikintileri hissediyordu. Eliyle saçını karıştırarak masaya adımladığında onu takip ettiler.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ikigai | chanlix
FanfictionLider alfa olmak için yetiştirilen genç kurt, her şeyi tamamlamıştı. Bütün bilgi birikime, örf ve adetlere hakimdi. Sadece tek bir şeyi eksikti; kendine ait bir omega.
