Üç Hafta Sonra

Annem arkadaşının yanında, babam ise işteydi. Bende bu fırsatı değerlendirip müziği son ses açtım ve mutfakta kendime bir tost yapmaya karar verdim. Dans ederek etrafta dolaşıyordum ve mutluydum. Tüm önemli sınavlar bitmişti Jamie hastaneden çıkmıştı ve sağlığı da yerindeydi. Annesi ve babası için sevinmiştim ve onun içinde tabii. İki hafta önce dost olacağımıza söz vermiştik. O olmadan hayatım daha rahattı açıkcası Matt ve Anne'le daha çok görüşüyor daha fazla ders çalışıyordum. Babam her ne kadar içten içe sevinsede annem halime üzülüyor ve babama kızıyordu. Babam haklıydı kızının mutlu olmasını istiyordu. Ama annemde haklıydı çünkü kızının mutlu olmasını istiyordu. Peki ya kızı Jamie olmadan gerçekten mutlu muydu? Evet karşıma başka erkeklerde çıkacaktı elbet. Tabağıma tostumu koyup meyvesuyumla birlikte onu masaya bıraktım. Televizyonda en sevdiğim programı açtım ve yemeye başladım hayli acıkmıştım bu iyi gelmişti. Portakal Suyumu yudumlarken kapı vuruldu. Annem olmalıydı, koşarak gidip açtım, ama annem değildi.
'Jamie?'
'Gidiyoruz'
'Nereye, seninle gelmeyeceğim'
Beni hızla omzundan aşağı sarkıttı ve arabasına bindirdi çığlık atıp ona vurdum beni kaçırıyordu! Kemerimi zorla taktı ve kapılarıda kilitledi bağırdım
'İndir beni!'
Yemek üzere olduğum bir tostum vardı sonra kaçır.
'Hayır,'
Kaza yaptığımızdan beri onunla arabaya binmemiştim ve tüm olanların sebebi de bu kazaydı belki. Hastanede olmayacak burada kalıp sınavlarımıza girecektik annemlerde böyle bir istekte bulunamayacaktı doğal olarak. Düz yolda ilerliyorduk ve delirecektim nereye gidiyorduk? Hemde üzerimdeki pijamalarla! Ayağımda sadece çorabım üzerimde sıradan tişörtüm ve altımda da kuzulu şortum vardı. Tanrım hadi ama bunu giymek için bu günü mü seçtim? Düşüncelerimi okurmuşcasına konuştu
'Oradaki poşettekileri giy.'
'Hayır'
'Pijamayla mı gitmek istiyorsun?'
'Nereye gittiğimizi söylersen karar verebilirim belki!'
Sinirle poşeti açtım güldü. Bu duruma gülüyor muydu? Poşette bir çift ayakkabı ceket tişört ve şort vardı. Onun önünde giyinemezdim. Bekledim
'Hadi giy şu lanet şeyleri'
'Sen bakarken olmaz!'
Sinirle ıssız yolun kenarında arabayı durdurdu ve bana baktı. Ardında derin bir nefes alıp öbür tarafa döndü.
'Sakın bakma'
Kafasının üzerine hırkamı sardım ve öbür tarafa döndürdüm.
'Bak bakarsan burdan giderim'
'Sanki görmediğim bir şeyden bahsediyoruz'
Ona sertçe vurdum güldü. Komik değildi. Hiç değil. Gerçi gidecek bir yerim yoktu ama bakarsa arabadan inerdim.
'Tamam lütfen çabuk ol, bakmıyorum'
Diğer tarafa gömüldü hemen giyindim ve ayakkabıların bağcıklarını bağladım. Zevkini beğeniyordum aldıkları çok güzeldi. Deri bir siyah ceket, siyah bir şort siyah vanslar ve beyaz tişört. Evet. Beğendim.
'Bakabilirsin'
Hırkamı bana uzattı ve beni süzerek gülümsedi.
'Yakışmış' hiçbir şey demeden diğer tarafa baktım. Gülüp arabayı sürmeye başladı. Engebeli yolun sonunda ki kocaman evin önünde durduk. Çok eski ve yıkılmak üzere gibi görünüyordu. Korku filmlerindeki o perili evlerede benziyordu. Jamie'ye baktım. Korkmuştum.
'İn'
İnmedim tabii ki inmeyecektim nasıl inebilirdim ki? Derin bir nefes alıp indi ve benimde kapımı açtı, yavaşça indim. Ev zamanında güzel olmalıydı. Ormanın içinde ve huzurlu görünüyordu böyle bir yerde yaşamak isterdim ancak bu kadar korkunç bir evde değil elbette.
'Neresi burası'
'Seni öldüreceğim ev'
'Jamie! Komik değil'
'Tamam, gel'
Elimden tuttu ve beni sürükledi. Elimi geri çektim yürüyebiliyordum. İlerledik Jamie elindeki anahtarla eski kapıyı gıcırdatarak açtı birlikte içeri girdik şimdi elini tutma fikri cazip geliyordu. Korkuyordum ona baktım
'İşte, geçmişimi bilmek istiyordunya, benim geçmişim burada geçti, cumartesileri hariç şu köşede beni her gün döven bir bakıcım vardı. Şuradaki mutfakta bir gün büyük bir yangın çıktı söndürmek uzun sürmüştü evin yanıp kül olacağına ne kadarda korkmuştum. Burası salon beş yaşında bir çocukken oyuncaklarımla oynadığım küçük salon. O zaman bile gıcırdayan parkeler, burası işgence odası. Yani ben öyle adlandırıyorum. 'Gerçek' annem ve babam beni terketmeden önce burada bana neden gitmeleri gerektiklerini anlatmışlardı. Çok iyi insanlardı ama neden beni bırakıyorlardı? Bu evle birlikte beni şu anki annem ve babama sattılar. Gerçi onlarında haberleri yoktu beni içinde buldular. Asosyal bi çocuktum bir gün yanlışıkla kolum demirlere takıldı ve derin bir kesik açıldı. Ah bu arada asıl adımın Tyler olduğunu biliyor muydun? Tabii ki biliyordun ama bu ismi bana gerçek annem ve babamın verdiğini bilmiyordun. Herneyse. Bu kesik hoşuma gitmişti böylece on yaşlarında kendime zarar vermeye başladım beni engelleyen kimse yoktu çünkü annemler tüm gün çalışıyor ya da sevişiyorlardı. Beni çok severlerdi ve gerçek olanlardan çok daha iyilerdi. Aslına bakarsak onlara çok şey borçluyum. Ah bide unutmadan buraya her çarşamba gecesi gelip bana tecavüz eden bir adam vardı. Bakıcının kocası. Tam bir nekrofili hastası. Beni uyutup becerirdi. Asla unutamayacağım şeylerden biri bu. Annemler çarşambaları çok geç gelirdi. Onlara kaç kere bakıcı istemiyorum bana zarar veriyor gibi şeyler desemde bana asla inanmadılar. Bu evde böyle çok fazla anım var. Sadece gör istedim. Geçmişimi. İstediğin buydu, değil mi?'

+30 vote +20 yorum sizi çok seviyorum umarım beğenmişsinizdir çok teşekkürler 😊💕
-fxxckoff

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!