Ta kendisiydi, her tarafı mum ışıkları aydınlatıyordu. Yerdeydiler. İçi harika gözüküyordu ve iskelenin sonundaydı. Yani tam anlamıyla yalnızdık. Etrafa serpilmiş gül yaprakları vardı. Klişe, ama mükemmel. Her taraf süslenmişti harikaydı burası. Şaşkınlığımı gizleyemeden onun kucağına atladım. Beni sımsıkı sardı ve saçlarımı kokladı.
'Aman Tanrım Jamie burası harika!'
'Beğendin mi'
'Çok'
Beni yere indirince mükemmel Bora Bora'nın kokusunu içime çektim. Elimden tutarak yürümemi sağladı ve beni küçük bir masanın olduğu yere götürdü. Üzerinde yemekler ve mumlar vardı. Doğal olarak elektirik yoktu burda.. Oturmam için sandalyemi çekti ve otururkende itti, kendiside karşıma oturup bardağıma şarap doldurdu. Hemen yudumladım, susamıştım. Tadı garip bir şekilde tanıdık geldi. Ona baktım gülümsedi.
'Mouton Cadet Rouge 1948 Bordeux Fransa'
Sırıttı ve başını salladı. Evet o gece içtiğimizdendi. Bi süre konuşarak yemek yedik gülüp eğleniyorduk. Hayatımda bu kadar mutlu hissetmemiştim. Siyah takım elbisesini çıkartmaya giderken yüzündeki gülümseme sürüyordu. Çok geçmeden döndü altında baksırı vardı ve üzerinede siyah tişörtünü giymişti. Gülümsedim ve ayağa kalkıp ona sarıldım. Belime ardında kalçalarıma sıkıca sarıldı. Boynunu ısırdım gülümseyip beni odaya çekti. Yatağın üzerine uzanıp biraz konuştuk. Başım sert göğüsündeydi. Kolu bana sarılıyordu..
'Jamie, şimdi biz, yeni bir hayata mı başladık'
'Evet sanırım, bunu daha önce kimseyle yapmadım'
'Ne demek yapmadım?'
'Yani, seninle imzaladığımız bu şeyin içindeki hiçbir şey başkaları için geçerli olmadı, onlar köleydi, seks objesiydi, sense, meleksin, sana nasıl hafif davranacağım hakkında hiçbir fikrim yok, buna alışık değilim, ancak tenine dokununca kırılacakmışsın gibi hissetmem buna engel olabilir..'
'Ben, buna hazır olduğumu düşünmüyorum'
'Sana öğreteceğim, bir anlaşma imzaladık ve hiçbir şekilde sana zarar veremem'
'Ah bebeğim, vermeyeceğini biliyorum, sadece, şu konulara açıklık getirsek'
'Hangilerine'
'Neden başına dokunamadığım ve sakız çiğneme gibi şeylere..'
Gözlerini yumdu ve kötü bir anısını hatırlamışçasına yüzünü buruşturdu. Doğru zaman mıydı? Evet kesinlikle doğru zamandı. Yalnızdık. Sadece ikimiz.
'Tamam, ah lütfen bu konuştuklarımız aramızda kalsın, sakız çiğneme.. Çok küçükken beni kaçırmışlardı, hala hatırlıyorum asla aklımdan çıkmıyor, annemin perişan bağırışları kulağımdan gitmiyor bir türlü.. Kaçıran adamlar sürekli sakız çiğniyorlardı, sürekli. Sonra annemi kandırıp onu da yanıma getirdiler. Sakızlarını annemin ipek saçlarına yapıştırıp çekiyorlardı. Onlardan kurtulunca saçını kazıtmıştı annem. Babamın olanlar yüzünden psikolojisi bozulmuş ve terk etmişti annemi. Sonra geri birleştiler, ama o görüntü aklımdan asla çıkmıyor. Çıkmayacakta, biliyorum.'
Gözlerini kapatıp burnunu çekti. Gözünden düşen bir damla yaşı görünce onu göğüsüme bastırıp sarıldım. Ağlamaya başladı. Bu her şeyi açıklıyordu, neden kendini kestiğini sakızları her şeyi.. Bir süre ağlamasına izin verdim ve başını okşayarak konuştum.
'Bana bak, bana bak bebeğim'
Yüzünü bana çevirdi. Gözlerinin altını elimle sildim ve yanağını okşayarak öptüm.
'Her şey geçti, yanındayım, bundan sonra hep yanındayım tamam mı? Hatırla hadi, güven konusu'
Boynuma sarılıp defalarca öptü. Onu bu kadar üzeceğini bilseydim asla sormazdım. Asla. Uzatmadım ve onu düz otutturup su verdim. İçti. Şimdi bile kötü olan bir şey kim bilir küçük bir çocuğun gözünde nasıl canlanıyordu. Jamie'nin içinde yatan küçüklüğünü görebilirdiniz gözlerine bakınca. Masumluğunu hissedebilirdiniz. Yanağını okşadım ve konuyu değiştirmeye çalıştım.
'Tamam, bunu boşverelim tamam mı,'
'Tamam'
'Tamam, şey hadi bana, sevişmek hakkında bi şeyler anlat'
'Gerçekten mi?'
'Evet, bilmek istiyorum hadi, hem sevişeceksek bilmem gerekir'
Toparlandı ve elimden tuttu onu öptüm konuyu dağıtmanın ve onu neşelendirmenin tek yolu buydu
'Ne bilmek istiyorsun'
'Bilmem ki, güzel hissedecek miyim?'
'Çok fazla'
'Canım acıyacak mı?'
'Kendini bana bırakacağına söz verirsen asla canını acıtmam, ne olursa olsun'
Derin bi nefes aldım ve başımı salladım. Ayağa kalkıp onu da kaldırdım, ilk önce telefonlarımızı kapattık. Biraz dışarı çıkıp korkuluklara dayandım kolumu omzuma doladı
'Jamie, söz veririm'
'Sen, gökyüzünden düşmüş yıldız gibisin, saflığın yüzüne vurmuş resmen'
'Ah hadi ama, yalakalık yapma bana'
Güldü ve başını hayır anlamında salladı, elimi sıkıca kavradı ve dudağımdan öptü.
'Son derece ciddiydim'
'Ciddiydin? Bir anlık mı?'
'Kızım seni varya..'
'Beni varya...?'
Yanağımı ısırdı ondan kaçtım, küçük bungalovumuzun etrafında koşuşturduk. Odada beni yakaladı ve dudağıma yapıştı güldüm ve karşılık verdim nefes nefeseydik
'Seni ısrırım ve hiçte şakam yok'
'Yokya'
'Bak kaşınıyorsun'
'Kaşınırsam ne olur?'
'Bu'
Hızla beni omzundan aşağı sarkıttı ve dışarı çıkardı suyun kenarına geldiğimizde beni aşağı sarkıttı
'Hayır! Jamie!'
'Bırakıyım mı seni ha?'
'Hayır lütfen yapma'
'Sihirli sözcükleri söyle'
'Özür dilerim!'
'Başka'
'Bidaha yapmayacağım söz üzgünüm nolur çek beni'
Güldü ve yere bıraktı. Ona sertçe vurdum kendini savundu ama devam ettim
'Tamam yeter'
Son kez sertçe vurdum güldü bende hafifçe güldüm birbirimize baktık yanıma yaklaşıp dudağımdan öptü karşılık verdim ve ellerimi göğüsüne yasladım belimi kavradı ve beni içeri sürükledi. Beni sertçe duvara yapıştırıp daha sert öperken elini başına koymuştum ki onları hızla alıp başımın üzerinde sabitledi. Tanrım, unutmuştum! Delice öpüşürken üzerimdekini fırlatıp attı bende onunkini çıkardım. Aman Tanrım bunu yapıyor muyduk gerçekten?

+30 vote +20 yorum sizi çok seviyorum umarım beğenmişsinizdir 💕😊
-fxxckoff

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!