5. BÖLÜM: ''BOZ BULANIK ZİHİN.''

71.9K 4.3K 3K
                                        

Merhabalar! Lütfen oy ve yorumlarınız eksik olmasın. Satır araları sizindir; tüm gece sizleyim, yorumlarınızı okuyacağım... Yorumlarınızı satır aralarında görmek istiyorum! :)

Tüm bölümler 600 oy olursa çok mutlu olurum, bu bir sınır değil, o tarz şeylerden hoşlanmıyorum. Çok sevgiler, keyifli okumalar!

🌨

Melike Şahin & Dijf Sander, Hançer

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Melike Şahin & Dijf Sander, Hançer

Ghostly Kisses, Empty Note (Acoustic)

5. BÖLÜM: ''BOZ BULANIK ZİHİN.''

İnsan hafızası, sert bir darbe aldığında anıların üzerine bir ateş gibi serilmeye meyillidir. Bir anıyı hafızamızda sonsuza kadar tutmanın iki yolu vardır; bir anıyı değerli kılmak, hayatındaki tek anlam bütünüymüşçesine kabul etmek ve tersine, yaşadığın bir olayın yıkıcı ve yaralayıcı gücü karşısında mağlup olmak.

Kelebek kolyem, benim için değerli bir anı mıydı yoksa tersine, yaralayıcı gücü karşısında mağlup olduğum mu? Bu soruyu kendime dair bir şey daha hatırladığımda cevaplayacağımı düşünüyordum. Ne kadar süre uyudum bilmiyorum, gözlerimi açtığımda odadaki kasvet gitmiş, sabahın körü noktasından sabaha varmıştık. Yerimden hafifçe doğruldum, başımı sol tarafa çevirdim ve siyah, dijital başucu saati gördüm.

09.57'ydi.

''Günaydın,'' dedi, yabancı bir ses. Başımı sesin geldiği tarafa çevirdim. Orta boylarda, geniş omuzlu; uzun yüzlü, gergin ciltli kır saçlı bir kadın bana bakıyordu.

''Günaydın,'' dedim, kısık bir ses tonuyla. Boğazımı temizledim, hissettiğim ağrı sayesinde zorlukla yutkundum.

''Serum akış hızı nasıl?'' diye sordu, gözleri keskin bir ilgiyle beni izlemeye devam ederken. Saatler önce uyandığımda, acısını umursamadan elimin üstünden söktüğüm serum iğne izine baktım. Beyaz bir sargıyla kapatılmış, kuruyan kanlar temizlenmişti. ''İyi, teşekkürler.'' Bir elimi zorla kaldırdım, yastığa dağılan saçlarımı parmaklarımla kavradım ve burnuma götürdüm. Kesinlikle daha iyi kokuyordum. Sorgulu bakışlarım, kadının üzerinde gezinirken saçlarımı serbest bıraktım. ''İsminiz ne?''

''Beria,'' dedi. ''Senin ismin... Nare'ymiş... Vural Emir öyle dedi.''

''Öyleymiş, ben de yeni öğrendim,'' Dudaklarımdan küçük, alay dolu bir mırıltı döküldü. ''Vural Emir... O gerçekten asker mi?''

Orta yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim kadının kaşları çatıldı. ''Anlayamadım? Siz... Arkadaşı değil misiniz?''

Gergin bir ifade yüzüme yerleşirken dudaklarımı tedirgince dişledim. ''Hergele komutan...'' diye, kızgın bir tavırla konuşmaya devam etti. ''Senden çok yakın olduğum bir arkadaşım diye bahsetti. Ben hemşireyim. Buraya yakın bir köyde kızımla beraber yaşıyorum.''

VURGUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin