2.Bölüm: Öyle Değil

127 17 4
                                    

🪡

"Hey, Noh! Ne oldu?" Öfkeyle kulüp odamıza döndüğümde her zamanki gibi beni ilk karşılayan kişi Om'du. Yarım saniye nefes aldıktan sonra konuşmaya devam etti.

Açıkçası ona nasıl bir cevap verebileceğimi bilmiyordum. Demek istediğim, kızgındım. O Phun kim oluyordu da benimle böyle uğraşmaya çalışıyordu? Onu uzaktan da olsa uzun zamandır tanıyordum ama bu kadar ucube biri olduğunu hiç bilmiyordum.

"Ben gay değilim!"

Beş dakika önce ofisten çıkıp doğruca kulüp odasına gelmeden önce ona bağırdığım tek cümle buydu. Kulaklarıma inanamadım. Bu sözleri mükemmelliğin özü olan Phun Phumipat'tan duyacağımı hiç düşünmemiştim. O her şeyin en iyisine sahipti. Bakışları. Ailesi. Davranışları. Kişiliği. Notları. Arkadaşları ve dahası güzeller güzeli sevgilisi.

Güzeller güzeli sevgilisi mi?

Doğru, onun zaten bir sevgilisi var, değil mi? Sevgilisi, okulundaki en popüler kız!

Artı olarak, Phun'u çok uzun zamandır tanıyordum. Birbirimizle karşılaştığımızda sadece gülümsüyorduk ya da şanslı bir günümdeysem ve kantindeki sırada o önümdeyse, benim için bir şeyler almasını istiyordum. Bazen de kulübümüz bir konser verdiğinde bilet satmak için yanına uğruyordum.

Daha önce böyle düşündüğünü hiç hissettirmemişti.

Ve aslında, bana okuldaki hangi öğrencilerin gay olduğunu soracak olursanız Phun muhtemelen aklıma gelecek son kişi olurdu.

Belki de...yanlış duymuştu?

***

Hava artık soğumaya başlamıştı. Muhtemelen kışın başlangıcı olan kasım ayında olduğumuz için üşümeye başlamıştım. Vaktimi odamda video oyunları oynayarak geçirmem gerekmiyor muydu? Ama bir şey beni motosikletime bindirip bu büyük malikaneye gelmeme neden olmuştu.

Bu malikaneye en son iki yıl önce gelmiştim. Bu ailenin en büyük oğlu 15 yaşına gireceği için ihtişamlı bir doğum günü partisi düzenlemişti. Ona yakın falan değildim. Ama aynı sınıftaydık ve evlerimiz birbirine yakındı. Bu çocukla yakın olan arkadaşım, partiye beraber gidebilmemiz için bana yalvarmıştı.

Bu malikaneye tek başıma döneceğimi hiç düşünmemiştim. Ve kulağa tamamen saçma gelen bir nedenden dolayı dönmüştüm.

Motosikletimi demir kapının önüne park ettim ve ileri geri adım atmaya başladım. Kapı zilinin tam önümde basılmak için beklediğini biliyordum ama burada olma sebebim bunu yapmamı zorlaştırıyordu.

Neden buraya kadar geldim? O şerefsiz Phun, eğer dediğini yapmazsa yüzünün ortasına yumruğumu çakacağım.

Kendi kendime bağırmadan önce bahçede yürüyen uzun bir insanın gölgesini gördüm. Dikkatimi tamamen ona vermiştim.

Bu evde sadece bir tane genç vardı!

"Phun! Phun!" Gölgenin sahibinin adını seslenmeye çalışıyordum. Çok yüksek sesle bağırmak istemedim çünkü dikkat çekmek istemiyordum.

Çabalarım karşılığını almış gibi görünüyor! O yakışıklı pislik arkasını döndü ve şaşırmış gözlerle bana baktı. Beni gördüğümde ağaçların gölgesinden çıktı, birisiyle telefonda görüştüğünü fark ettim.

Oh, böldüğüm için özür dilerim.

Ama görünüşe göre bu çocuk, hiç rahatsız olmamıştı. Yine de beni görünce biraz ürkmüş ve görüşmeyi hemen bitirmişti.

"Hey. Naber, Noh?" Demir kapıyı açtı ama ben ona söyleyecek hiçbir cümle bulamıyordum.

"Uh..." Ona ne söylemeliydim? "Şey, ben..." Ah, ne söylemeliyim? "Ben..."

"Bu saatte neden buradasın?" Evet! Konuşmayı başlattığın için teşekkür ederim!

"Evet!" Parmağımı yüzüne doğru kaldırdım. "Konuşmamız lazım. Bugün öğrenci konseyine gittim ve orada seni gördüm. Bütçemiz hakkında bir şeyler anlattım ve sen, bunun nedeninin Ngoi'nin sessiz kalması olduğunu söyledin. Bu yüzden ben..."

"Ne olduğunu hatırlıyorum, Noh." Tüm anlattıklarımı dinlemek istemiyormuş gibi sözümü kesti. Hey! Hatırladığını biliyorum ama en azından ses tonunu ayarlayamaz mısın?!?

"Hatırladığın için teşekkür ederim. O zaman kulübüme yardım edeceğini de hatırlıyorsundur. Ama karşılığında ne istemiştin? Seni yanlış duyduğumu düşünüyorum. Erkek arkadaşın olmakla alakalı bir şeyler zırvaladın. Bende sana küfrettim ve gittim. Özür dilerim, işitme problemleri yaşadığımı düşünüyorum."

"Ama dediklerimi doğru duymuşsun, Noh."

"Evet! Yanlış anladığımı biliyordum zaten. Ha?! Ne dedi o? Bana ne dedi? Sanırım onu doğru duymadım yine. Eve geri döndüğümde kulaklarımı gerçekten temizlemem gerekiyor.

"Beni doğru duyduğunu söylüyorum. Benimle çıkar mısın?"

Phun! Yani sen gerçekten gaysin!

Ve ben ayağına kadar evine geldim. Bana bir şey yapacak mı?

Bu düşünceler kafamın içinden geçerken birdenbire omurgamdan aşağı bir ürperme hissettim. Yüzümün tamamen beyaza büründüğünden neredeyse emindim.

Bana açıkça gülümseyen yakışıklı yüzüne bakmak için döndüm. Doğal olarak bana anlatmaya çalıştığı şeyi dinlemek ve bilmek istemiyordum. Benim için gitme zamanının geldiğine emindim!

"Hey, Noh! Az önce ne dediğimi duydun." Gitmeme izin vermiyor! Kolumu tuttuğunda neredeyse motosikletime ulaşmak üzereydim.

Düzgünce düşündüğümde geri dönüp onunla yüzleşmeliydim çünkü artık arkamı ona dönmenin güvenli olmayacağını hissediyordum.

Kollarımı çılgınca sallarken gözlerimi kapayıp ona yalvarmaya başladım. Şu anki durumum tamamen acınası, bakılamayacak kadar acınası...

"Ben öyle değilim! Lütfen beni sevme! Özür dilerim ama seninle gerçekten çıkamam!" şu an ona resmen yalvarıyordum. Eğer yapabilseydim dizlerimin üzerine çökebilecek hale gelmiştim. Sana gitmeme izin vermesini istiyordum, bıraksın gideyim. Bugün buna hazır değilim.

"Hey! Konuşmamı bitirmemi bekle, Noh! Ben de öyle değilim." Phun tüm vücudumu sallayarak sonunda gözlerimden birini açmama neden oldu.

Ehh!? Yani ben mi yanlış anladım?

"İçeri gel, sana her şeyi anlatacağım."

Kolumdan tuttuğu gibi evine doğru sürüklenmeye başladım. Buradan çıkabilecek miyim?!

LOVE SICK (Turkish Translation)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin