Yarınim Ol 1. Bölüm

En başından başla
                                    

İkimizde sigarayı bitirinceye kadar hiç konuşmadık. Sigaralar bitince içeri geçtik ve ben Tunç’un ceketini teşekkür ederek geri verdim.

Hemen kendi ceketimi elime aldım ve içindeki mala baktım. Ama yoktu!! Allah kahretsin!! Şansıma tüküreyim! Kesin düşürdüm!

Küfürler savurarak bu gecenin de malsız geçeceğini düşününce kafayı yicek gibi oldum. Herkes yerlere, çakma divanlara uzanmış yatıyordu. Bende Melek’in yanına yattım ve gözlerimi kapattım. Aklımda iki şey vardı. Yeşil gözlerin sahibi ve benim beyaz malım..

Uyandığımda tir tir titrediğimi fark ettim. Başucumda Melek dikelmişti ve bağırıyordu. Buradaki tek masum oydu. Sigara hariç bir şey kullanmıyordu.

Melek: Hastaneye götürelim lütfen. Tedavi görsün söz ben tüm masraflarını karşılayacağım.

Titrediğim için hiç bir şey diyemiyor ve sadece boş gözlerle etrafı izliyor ve dinliyordum.

Tunç hiç bir şey demeden beni kucakladı ve üzerime ceketimi örterek dışarı fırladı.

-Gitmee, istemiyorum, diyebildim bir tek Tunç’a.

Tunç: Bak artık bundan sonra kullanmıcaksın Rüya. Tedavi göreceksin!, dedi ve ben hiç bir şey diyemedim. Arada Melek’in sesini duyuyordum.

Hastaneye getirdiklerinde sedyeye aldılar beni. Elime koluma ne geldiyse fırlatıyor ve istemiyordum.

Bana sakinleştirici yaptıklarında son gördüğüm şey o güzel yeşil gözlü adamdı.

---

Uyandığımda başımda bekleyen Tunç’u gördüm.

Pür dikkat beni izliyordu.

Tunç: İyi misin?

-İyiyim kardeşim , dedim yutkunarak. Boğazlarımın susuz kaldığını hissettim.

-Bana su getirir misin Tunç?

Tunç: Hemen getiriyorum, dedi ve odadan çıkıp gitti.

Kısa bir süre sonra içeri doktor girmişti. Beyaz önlüğüyle tepemde dikeliyordu. Yüzüne baktığımda yeşil gözlü adam olduğunu gördüm ve gözlerimi pörtlettim. Yatakta toparlanmaya çalıştım ama olmadı. Hareket edemiyordum etsem bile çok yavaş hareket ediyordum.

Doktor: Günaydın Rüya hanım, sakinleştirici yapıldığı için bir süre hareketlerinin uyuşuk olacak. Ama siz uslu durursanız bir daha bu iğneleri yapmayız. Aileniz burada mı?

Sanırım beni tanımamıştı. Ailemi sorunca gözlerim doldu bir anda.

-Öldüler, diyebilmiştim boğuk sesle.

Doktor: Sizi kim getirdi buraya?

Kapının açılma sesini duyduğumda Tunç’un geldiğini gördüm.

-Arkadaşım, dedim Tunç’u işaret etmeye çalışarak.

Doktor: Yaşınız kaç delikanlı, diyerek Tunç’a baktı.

Tunç: 19.

Doktor: Tamam o zaman tedaviyi kabul etdiyorsanız buraya imza atın.

-Ben istemiyorum, diye fısıldadım.

Doktor: Ne yazık ki küçük hanım sağlığınız için ayrıca yaşınız tutmuyor, dedi ve gülümsedi.

O an gözüme bir şey takıldı. Doktor önlüğünün cebinde bulunan ismimliği. Dikkatlice baktığımda ismini gördüm. Mert Gürel.

Doktorun gösterdiği yeri imzaladı Tunç ve doktor “geçmiş olsun” diyerek çıktı.

Tunç yanıma geldi ve elinde bulunan su şişesini gördüm. Çocuk benim yüzümden para harcadı! Allah kahretsin!

Tunç: Hadi bakalım içelim suyu, diyerek gülümsedi. Bende elinden aldım ve birkaç yudum aldığımda boğazımın rahatladığını hissettim.

-Melek nerde?

Tunç: Birazdan gelirler akşam ben göndermiştim onları.

-Tamam, dedim ve gözlerimi kapadığımda kendimi tekrardan uykuda buldum.

---

Tekrardan gözlerimi açtığımda Melek, Ali, Hasan, Tunç ve diğer arkadaşları gördüm. Gülümseyerek baktım.

Melek başucumda durmuş endişeli gözlerle bakıyordu bana.

Melek: Canım iyi misin, diyerek elimi tuttu.

-Çok iyiyim, diyerek gülümsedim. Yüzündeki endişe biraz daha azalmıştı sanki. Böyle arkadaşlıklara sahip olduğum için çok mutluyum.

Şuan yanımda olmasını istediğim kişiler yoktu. Annem, babam ve küçük kız kardeşim. Trafik kazasını hala hatırlıyorum

---

Annem ve babam önde oturuyorlardı. Ben ise 5 yaşındaki küçük kardeşimle arkada oturuyorduk. Mutlu aile tablosu vardı. Gerçekten birbirine aşık bir anne ve baba, birbirlerini çok seven kardeşler…

Karşıdan gelen tırı babam geç farketmişti ve o anda tüm dünya kararmıştı sanki. Sadece birbirimizin çığlıkları duydum o an.

Gözlerimi açtığımda bir hastanedeydim o an şimdi olduğum gibi…

Herkese anne ve babamı soruyordum ama hiçbir cevap alamıyordum. Sonradan anne ve babamın öldüğünü duyduğumda canım çıkasıya kadar ağladım. Ağladım sadece ağladım. O gün kimse destek olmadı yanımda. Kardeşimi sorduğumda onun iyi olduğunu öğrendim. Ben ona bakamayacağım için kaçtım. O belki çocuk esirgemede büyür sıcak bir lokma ekmek yerdi. Belki bende gitseydim oraya farklı olcaktı ama istemedim bir hapishane gibi yerde yaşamayı.

---

Ama şuan hata yaptığımı biliyorum. Belki o an kardeşimle beraber yuvada kalsaydık herşey belki çok iyi olacaktı..

Şuan kardeşim belki benide hatırlamıyordu.

Gözlerimden yaşlar aktığını farkettim gözlerimin puslu görmesiyle.

Tunç: İyi misin noldu, diyerek yanıma koştu.

-Ben ailemi istiyorum, dedim hıçkırıklarımın arasında. Küçük bir çocuk gibi ağlamaya başladım. Artık emindim o güçlü Rüya yoktu. Hayatım gitgide zorlanıyordu. Kardeşimi bulmalıydım. Onu mutlaka bulmalıydım.

Tunç: Tamam canım geçti, diyerek kafamı göğsüne yasladı. Orada sessizce ağlamaya başladım. Herkes ağladığımı biliyordu ama böyle yaparak görmedikleri için daha rahat ağladım. Arada çıkan hıçkırıklarımı umursamayarak..

HırçınHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin