Bölüm 5 - Sendeyiz Noyan.

38 4 0

Noyan şaşkın bir ifadeyle beni izlerken ben o an hissettiklerimi hatırlayıp gülümsemiştim. İnsanlar bu tepkimi hep dehşet verici bulurlardı ama o an ki küçük hissizlik cidden pahabiçilmezdi. O anın her saniyesi ruhuma işlemişti. Bileklerimi gösterdim, dikiş izlerim bana hep güzel gözükürdü. "Sanırım bileklerimi dik kesmeyi akıl edemediğim için şanslı olmalıyım." dedim alayla sırıtarak. "Bunu sakın bir daha deneme olur mu?" "Söz veremeyeceğim." sinirle baktı. Sanırım böyle bir konuda alay etmem onu sinirlendirmişti. Ama ona neydiki, bu benim hayatımdı. "Ciddiyim Eva, sakın böyle bir şeyi aklından geçirme her ne olursa olsun." "Biliyormusun bazen yarım kalan işimi bitirmek istiyorum. Bazen işler iyice bir çıkmaz halini alıyor. Bayıldığımda, ailemi o şekilde görüp bayıldığımda bütün kalbimle uyanmamayı diledim." "Peki seni bundan alıkoyan ne?" "Umut!" deyiverdim. Çok ani olmuştu sanki beynim bu konuyu tekrar tekrar düşünmüştü ve cevabını çoktan hazırlamıştı. "Kendimi bildim bileli umut edicek bir şeyler hep bulmuşumdur. Hatta bazen bu yüzden kendime kızdığım zamanlar oluyor, en olmadık şeylere bile umut bağlayabiliyorum. Şimdide her ne kadar sonunda elimize bir hiçlik geçme ihtimali olsada diğer ihtimali göz ardı edemiyorum, Noyan." "Seni anlayabiliyorum. Arkadaşlarının hala yaşıyor olma ihtimali seni yiyip bitiriyor değil mi?" "Aslında beni yiyip bitiren onların yaşıyor olma ihtimali değil, bana ihtiyaçlarının olması ihtimali ve benim bu konuda hiç bir şey yapamayışım. İşte bu beni deli ediyor." "Peki bunu yapan kişileri merak etmiyor musun?" "Ah hemde nasıl! Aslında ne var biliyor musun? Ben artık intikam peşinde değilim. İlk başlarda çok sinirlenmiştim hem de çok. O adamlar karşıma çıksa ve benim elimde bir silah olsa onları gözümü bile kırpmadan öldürebilirdim." "Değişen ne?" "Ben."

"12 yaşındayken, diğerlerinden ayrılıp bir süreliğine başka bir okula gitmek zorunda kalmıştım. Çok popüler sayılmazdım o okulda. Aslına bakarsan 'bayan herkes tarafından nefret edilen'dim. Nedenini hiçbir zaman tam olarak anlayamayacağım. Ama öyleydi işte. Zor zamanlar geçirmiştim. Bir gün okuldan ağlayarak döndüğümde, koşarak yatağıma girdim. Çok sürmeden babam yanıma geldi ve beni teselli etmeye başladı. O kadar sinirliydimki okuldakilere lanetler okuyor ve hepsini öldüreceğimi haykırıyordum. Yapabilirdimde. Asla o pısırık tiplerden olmamıştım, ama onlara karşı herhangi bir şey yapamazdım çünkü o okula gelmemin sebebi diğer okulumdan bir çocuğu bana sataştığı için fena dövmemdi. Babam bana öyle bir bakış atmıştıki bu bana bir ömür yeterdi. Bu yüzden okuldakilerin hepsini öldüresiye dövebilecek olmama rağmen hiç bir şey yapamıyordum. Savurduğum tehditlerin arasında babam 'ben seni böyle yetiştirmedim' dedi. Bu anında susmama neden olmuştu. 'Hayat mükemmel değildir. Karşına iğrenç insanlar çıkartabilir ya da sana zor zamanlar yaşatabilir. O zamanlarda savaşman gerekir ama bunu başkalarına zarar vererek değil kendini iyileştirerek yapmalısın. Yaptıklarının hesabı bir gün sorulacak bunu biliyosun ama hesap soran kişi sen olma tatlı kızım bu sadece kendini kirletmek olur.'"

"Anladın mı şimdi neden intikam istemiyorum. Ben öyle yetiştirilmedim Noyan. Ölü bile olsalar ailemi hayal kırıklığına uğratmayacağım." "Seninle gurur duymalılar Eva. Gerçekten iyi bir insansın." sadece gülümsemekle yetindim. "Peki nasıl dayanıyorsun tüm bunlara? Benimde geçirdiğim zor zamanlar olmuştu. Şu anki gibi. Hala içimde kopan fırtınalar var. Nasıl dayanıyorsun?" "Hayatta kalmak için tutunacak bir şeylere ihtiyaç duyarız. Ve ben dalımı buldum. Ben amacımı buldum. Şu an derdim intikam veya ona benzer bir şeyler değil. Şu an tek gayem arkadaşlarımın yaşıyor olması. Şu an tek amacım o notu çözmek ve beni nereye ve hangi yollara sokacağını öğrenmek." umut dolu gözlerle harmanlanmış içten bir gülümseme yolladım ona. Onunda bana cevap vermesi uzun sürmedi. Ve kahvesini içmeye başladı. Ondan sonra hiç konuşmadık. Sessizce fincanlarımızdaki huzura odaklanmıştık. Dışarıdaki manzarada benim için cabasıydı. Benim yaşlarımda bir kız gördüm ailesiyle karşı kaldırımdan geçiyordu. O kadar mutlu görünüyorlardı ki kalbim sızladı.

İşte o an adaletin gerçektende bu dünyada görülmeyeceğini anladım. Adalet, salyasında şifa dişlerinde zehir olan bir canavar misali bekliyordu köprüde. İnsanoğlu ne kadar da kibirliydi, halbu ki her şey o köprünün ucuna gelene kadardı. Hayat tam anlamıyla bir ilüzyondu. Adalet burada değildi. Burası sadece bir gözlem odasıydı. Önümüze bir şeyler koyuluyordu ve bizim tepkilerimiz rapor ediliyordu. Köprü mahkeme salonuydu, canavarda hakim. Dünya'da adalet yoktu. Her şey canavarın karşısında olacaktı. Bazılarımız canavarın berrak salyasında yıkanacak, bazılarımız ise canavarın yakıcı zehrinde sonsuz ateşle yanacaktı. Bu dünyada tek dayanağım işte bu düşüncelerdi.

Eve döndük. Hava kararmaya başlamıştı bile, orada baya kalmış olmalıydık. Çok yorgundum, "Büyükanne erken biliyorum ama çok yorgunum yatabilir miyim?" "O nasıl soru kızım bunun için izin istenirmi hiç" "Peki o zaman yatıyorum ben. İyi geceler." "Bende yatıyorum büyükanne" "Tamam hayatım. İyi geceler çocuklar." "İyi geceler büyükanne."

"Günaydın!" "Tünaydın Eva!" tünaydın mı? Saate baktım 1 olmuştu. İnanılmaz o kadar uyumuş muydum gerçekten? Gözüm duvardaki boy aynasına ve oradaki yansımama kaydı. Gözlerimi görünce anladım. Evet kesinlikle çok uyumuştum. Kahvaltı yeni hazırlanmış gibiydi. Sanırım beni beklemişlerdi, bu beni biraz mahçup etsede oturdum ve kahvaltının tadını çıkardım.

"Evet sanırım artık notla ilgilenebiliriz." "Kesinlikle!" büyükanneninde onayıyla notun başına tekrar oturmuştuk. "Peki nereden başlayacağız büyükanne?" diye sordum "Ah bilemiyorum tatlım." düşünceli bir hal almıştı yüzü. "Sanırım benim bir fikrim var." "Sendeyiz Noyan."

Medya- Noyan










KÖR ZİNCİRBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!