1.Bölüm

6.2K 203 15

Helping Kyungsoo Come

1.BÖLÜM

Çeviri : Skull

‘’—soo! Kyungsoo! KYUNGSOO!’’

Kyungsoo’nun hülyalı gülümsemesi başına yediği şaplakla yüzünden silindi, gözleri çay tabağı gibi açılmıştı.

‘’Ha? Ne?’’

‘’Beni duyuyor musun?’’

Kyungsoo sandviçinden bir ısırık aldı. ‘’Üzgünüm. Ne demiştin?’’

‘’Jongin’le hiç yattın mı?’’

Kyungsoo boğulacaktı ve öksürüyordu yanında oturan Baekhyun durmadan sırtını pat patlıyordu.

‘’Ne?!’’

‘’Yani onunla daha yatmadın?’’

‘‘Hayır! Ne alaka, Sehun?!’’

‘’Hey Tanrım, sakin ol, sadece sordum.’’ Sehun gözlerini devirdi.

Kyungsoo diğerine sertçe baktı.

‘’Ne diye bunu sordun ki?’’

Sehun’un yüzünde şeytanca bir sırıtma belirdi. ‘’Çünkü ondan hoşlanıyorsun?’’

‘’Yok öyle bi şey!’’ 

‘’Var.’’

‘’Yok!’’

‘’Var.’’

‘’Öyle değilse neden 7/24 onu dikizliyorsun?’’Chen kötü bir şekilde sırıtarak sordu ve Kyungsoo kızardı.

‘’O kadar belli mi?’’

‘’Evet.’’

Kyungsoo inledi ve yüzünü kollarının arasına sakladı.

‘’Jongin sana en iyisini yaşatacaktır.’’ Sehun çekici bir şekilde söylediğinde Kyungsoo tekrar boğuluyordu.

‘’Ne?!’’

‘’En son ne zaman yaptın?’’

‘’……’’

‘’…...’’

‘’……’’

‘’… hiç orgazm oldun mu?’’

‘’…..’’

‘’…..’’

‘’…Hayır…’’

‘’NE?!’’ Üçü birden bağırdı ve Kyungsoo sağa sola sallandı.

‘’SHH!! Ve hayır… Henüz hiç o-..‘’

Sehun’un gözleri yerinden fırlayacak kadar açılmıştı, Chen’in çenesi yere düşmüştü ve Baekhyun’un bakışları donup kalmıştı.

‘’Uh… Çocuklar?’’

Bir milim bile kıpırdamıyorlardı ve Kyungsoo arkadaşlarının şoka girme ihtimaline karşı 112 acili arayıp aramamakta kararsız kalmıştı.

‘’Bir kez yapman gerek.’’

‘’Yapmalısın dostum.’’

‘’Çok şey kaçırıyorsun.’’

Kyungsoo onlara bıkkın bakışlarını dikti. ‘’Uh, ben böyle iyiyim, teşekkürler.’’

‘’Hayır iyi değilsin. Nasıl olurda bunca yıl hiç orgazm olmadan hayatta kalırsın?’’ İnanamayarak sordu Sehun.

‘’Evet, bunlar dünyanın en müthiş şeyleridir, tanrım!’’ Chen elini çenesine koyup belli belirsiz gülümsedi.

Kyungsoo delirmiş gibi görünen arkadaşlarına bakıyordu.

‘’O kadar mükemmel mi bu ?’’

‘’Uh, evet?’’ dedi Sehun. ‘’Bu hayatımda duyduğum en aptalca soru.’’

‘’Tanıdığım en aptal insansın.’’

‘’Kapa çeneni’’ Sehun ona bir patates kızartması fırlattı ama Kyungsoo aniden başka yöne döndü ve dilini çıkardı.

Günün geri kalanı boyunca öğle yemeğindeki konuşma hep aklını kurcaladı. Ve eve yürürken bu o kadar canını sıkmıştı ki o an bir masayı parçalamak istedi. Tamam, hiç orgazm yaşamamıştı ama bu o kadar kötü müydü gerçekten? Bu haliyle kendinden utanıyor değildi.

Kyungsoo dudağını ısırdı. Belki de bir kez yaşamak sorun olmazdı? Eğer herkesin dediği kadar muhteşemse buna değerdi değil mi? Di mi? Di mi? Dİ Mİ???

Kyungsoo dolgun alt dudağını ısırırken iç çekti. O her zaman masum bir ergendi. Her zaman böyle bir şey olduğunu biliyordu ama nasıl olduğuyla ilgili bir fikri yoktu. Nasıl olduğunu bilmiyordu. Ve kesinlikle bir orgazmın nasıl yapıldığını bilmiyordu. Öyleyse kimden bununla ilgili tavsiye alabilirdi?

--- 

Yaklaşık yirmi dakika sonra Kyungsoo kendini en yakın arkadaşı Jongin’in kapısında buldu.

Elini yukarı kaldırdı ama vurmadan önce bekledi. Aklından bir grup utandırıcı senaryolar geçti ve elini tekrar kaldırmadan önceki birkaç saniye inledi.

' Tamam. Hadi yap şunu.'

Kyungsoo yüzünü düzeltti ve kapıyı çalmadan önce derin bir nefes aldı. Kapı açıldığında kalbi yerinden fırlayacaktı, Jongin’i gördüğünde yanakları açık pembeye büründü.

‘’Hyung’’ Jongin şaşırarak konuştu ve gülümsedi. ‘’Ne yapıyorsun burada? İçeri gel.’’

Jongin kolunu yakaladı ve onu içeri çekti, ardından kapıyı kapattı. Tenleri birbirine değdiğinde Kyungsoo’nun kırmızılığı koyulaştı ve kızarıklığını saklamak için ayakkabılarını çıkardı. Her zaman yaptığı gibi çantasını yere, ayakkabılarının yanına atmıştı. 

‘’İçecek bir şey ister misin?’’ Buzdolabını açtığında sordu Jongin, bir şişe süt çıkardı. ‘’Hayır, gerek yok.’’ Kyungsoo terleyen avuç içini formasına sürterken nefes alıp verdi. Kyungsoo yukarı baktığında Jongin’in kapakla mücadele ettiğini gördü.

Kasları olan en iyi arkadaşı bile bir şişe sütü açamıyordu. 

İç çekti ve şişeyi aldı –ellerinin temasından kaçınarak—ve bir seferde açarak şişeyi geri verdi. Jongin sırıttı ve şişeyi ağzına götürmeden önce diğerine göz kırptı. Kyungsoo onu yutkunurken izledi ve dudağını ısırdı. ‘’Jongin…’’

Jongin hmm’layarak karşılık verdiğinde Kyungsoo en iyi arkadaşı dışında her yere bakıyordu. ‘’Bir orgazm nasıl hissettirir?’’

Jongin ağzındaki sütü etrafa püskürttü ve genişlemiş gözlerle diğerine bakmadan önce birkaç kez öksürdü.

‘’NE?!’’

‘’Bir orgazm nasıl hissettirir?’’

‘’Sen bir şeyler mi içtin?’’

‘’Hayır!’’

‘’Zehirli bir şeyler mi yedin?’’

‘’Hayır!’’

‘’Yoksa sen-- ‘’

‘’Hayır Jongin, kapa çeneni!’’Kyungsoo kollarını sağa sola savurdu ve inledi. ‘’Sadece merak ediyorum…’’

‘’Ne zamandan beri Do Kyungsoo bu tarz şeylerle ilgilenir oldu?’’

‘’Bugünden beri.’’

‘’… Hyung, nasıl yapıldığını biliyor musun ,eee, sevişmenin?’’ 

‘’Hayır,’’ Kyungsoo son harfi vurgulayarak söylemişti ve Jongin bakışlarını ona dikti.

‘’Yani sen… benim sana… göstermemi mi istiyorsun?’’

‘’Evet.’’

Jongin alt dudağını ısırdı ,gözleri etrafta cirit attı. ‘’Iım.. bilemiyorum…’’

‘’Oh, Jongin, lütfen! Lütfen, lütfen, lütfen!’’ Kyungsoo dudaklarını sarkıtarak yalvarıyordu ve ellerini birleştirmişti ve Jongin masum bebek Kyungsoo’ya ne haltlar olduğunu merak etti.

Jongin iç çekti, daha sonra pişman olacağını biliyordu.

‘’Pekala…’’

Kyungsoo’nun gözleri parladı ve sevinçle fırladı. ‘’Yay! Teşekkürler!’’

Jongin başını salladı. ' Kendimi neyin içine sürükledim ben? '

--- 

Jongin’in annesi eve gelip onlara akşam yemeği hazırladıktan sonra , Jongin’in odasına geçtiler. İkisi de yataktaydı, Jongin’in seçtiği korku filmini izliyorlardı. Kyungsoo birden buraya neden geldiğini hatırladı ve kalbi heyecanla çarpmaya başladı. Bakışlarını ekranda insanları yiyen zombilere odaklanmış Jongin’e çevirdi. Sakinleştirici bir nefes alıp verdi ve yüzünü Jongin’e döndü.

‘’Uhm, Jongin…’’

‘’Hmm?’’ Jongin ekrana bakmaya devam ediyordu.

‘’Şey… Şimdi gösterebilir misin?’’

Jongin’in kalbi göğsünden çıktı ve bir süreliğine nefesi durdu. ‘’Uh, evet olur.’’ Oturuşunu dikleştirdi ve daha rahat bir pozisyon bulmayı denedi, tüm durum rahatsız ve tuhaf olsa da. 

Odadaki tek ses televizyondaki zombilerin gürültüsüydü ve Jongin hayatında hiç olmadığı kadar tuhaf hissediyordu.

‘’Bundan emin misin?’’

Kyungsoo kararlı bir ifadeyle başını salladı. ‘’Evet, Jongin lütfen. Başka kimseye güvenemem.’’

Kahrolası derecede garip hissetmesine karşın, Jongin etkilenmişti ve başını sallarken hafif kızarmıştı.

Sessizliğe geri dönmüşlerdi ve Jongin boğazını temizledi. ‘’O zaman um… uya-uyarıldığında--‘’ 

‘’Jongin, bunun yararı olmayacak.’’

Jongin diğerine baktı. ‘’O zaman sana nasıl gösterebilirim?’’

Kyungsoo odanın içine bakındı, elmacık kemikleri pembeleşmişti. ‘’B-bana fiziksel olarak gösterebilir misin?’’

‘’Fi-fi-fiziksel?!’’

Kyungsoo başını salladı ve baş parmağını dizinde döndürdü. Jongin utançtan ölecek gibi hissediyordu ve iç çekti.

‘’Ta-tabi…’’

Kyungsoo gülümseyerek başını önüne düşürdü ve tekrar sessizliğe büründüler, tansiyon gözle görülür derecede yüksekti.

‘’B-biz… Ö-öpüşebilir miyiz?’’

Jongin tekrar kızardı—sonra tekrar öyle kaldı—ve Kyungsoo’ya söyleyiverdi. ‘’Ö-ö-ö-ö-öpüşmek?’’

‘’Y-yani, umm, belki böylece ben ta-tahrik olurum? Ve s-sen de bana gö-gösterebilirsin…’’

Jongin tereddütlüydü, aklından öpüşmeleriyle ilgili milyonlarca senaryo dönüyordu ve bir animedeymiş gibi kulaklarından buhar çıkabilirdi. 

‘’Ta-tamam..’’

Kyungsoo dudaklarını ısırırken gözlerini ona dikti ve Jongin bakışlarıyla ellerini deliyordu.

‘’Um.. O- o zaman…’’ Jongin tedirgince mırıldandı ve yakına kaydı, Kyungsoo da aynısını yaptı. Yavaşça, çok yavaşça Jongin’in hafifçe titreyen eli yükseldi ve nazikçe Kyungsoo’nun yanağını okşadı.’’Şimdi ya-yaklaşıyorum…’’ Jongin kekeledi ve Kyungsoo gözlerini kapatmadan önce hafifçe başını salladı. Kyungsoo onu göremezken Jongin en yakın arkadaşının yüzünü inceliyordu. Kirpikleri göz kapaklarına mükemmel bir şekilde oturuyordu, elmacık kemiklerinde hafif bir kırmızılık vardı, yüzü hassas ve yumuşaktı, ve dudakları belli belirsiz dışa doğru büzülmüştü. 

Yavaşça eğilmeden önce sessiz, sakinleştirici bir nefes aldı, gözlerini kırpıştırarak kapattı. Dudakları Kyungsoo’nunkilerle buluştu ve bir elektrik kıvılcımının parmaklarından geçtiğini hissetti. Ayak parmakları kıvrıldı ve birkaç saniye sonra geri çekildi, eli hala Kyungsoo’nun yanağındaydı.

‘’Na-nasıldı?’’

Kyungsoo alt dudağını emdi, Jongin’in dikkatini çekmişti, ve hafifçe başını salladı. ‘’İ-iyi…’’

Jongin tekrar eğildi, dudaklarını Kyungsoo’nunkilere bu kez daha sıkı bastırdı, ve Kyungsoo’nun kırmızılığı koyulaştı, kan yanaklarına hücum etmişti. 

Jongin belli belirsiz ayrıldı, başını yana eğerek Kyungsoo’yu tekrar öptü. Kyungsoo’nun elleri beyaz yumruklara dönüşmüştü ve gözleri sıkıca kapandı.

Tekrar tekrar yaptılar ta ki tuhaflık yavaş yavaş ortamı terk edip, daha cüretkar olana kadar. Nefesleri birbirine karışmaya başlamıştı ve Jongin’in eli yavaşça Kyungsoo’nun boynuna kaydı, hafifçe saçlarının ucunu kavramıştı. Dudakları birbiriyle çarpışıyordu, Jongin diliyle Kyungsoo’nun dudaklarına hafifçe vurdu. Kyungsoo tereddütle ağzını araladı ve Jongin’in sıcak dilinin içeri kaydığını hissetti, bu nefesini tutmasına sebep olmuştu.

Ve Kyungsoo aniden geri itildiğini hissetti, dirsekleri onu yakalamıştı, ağırlığını tutuyordu ve Jongin’in boynundaki eli aşağıya, kalçasına doğru kaydı, parmakları giysiyi zorluyordu. Jongin’in dili ağzını keşfediyordu, Kyungsoo’nun diliyle karışıyor, bulduğu her noktayı yalıyordu. Dudakları hararetle Kyungsoo’nunkilere gömülüyor nefesleri sertçe birbirine vuruyordu. Jongin’in dişleri en yakın arkadaşının dolgun alt dudağını hafifçe ısırdı ve Kyungsoo küçük bir inilti bıraktı. Jongin kanın kasıklarına hücum ettiğini hissetti ve kalçaları aşağı doğru hareket etti, kazara Kyungsoo’nun pantolonundaki şişliğe sürtünmüştü.

Jongin oturma pozisyonuna geri döndü, yanakları parlak kırmızıya bürünmüştü ve dudakları kesik kesik aldığı nefeslerle aralıktı. Kyungsoo geniş gözler ve kırmızı dudaklarla gözlerini ona dikti, göğsü inip kalkıyordu. Jongin ıslak dudaklarını elinin tersiyle sildi, aşağıya bakıyordu. 

‘’A-artık tahrik oldun…’’

Kyungsoo kendininkine baktı ve kızardı, dişlerini dudaklarına geçirdi.

‘’Yani um, orgazm nasıl olacak?’’

‘’Şe-şey… Şimdi se-sertleştiğine göre kendine do-dokunmalısın..’’

Kyungsoo beceriksizce başını eğdi. ‘’Yani, um, ne ya-yapmalıyım?’’

‘’Şi-şimdi pa-pantolonunu çı-çıkar..’’ Kyungsoo tekrar başını sallarken Jongin dudaklarını kanatacak kadar sert bir şekilde ısırmıştı. Kyungsoo’nun elleri pantolonun düğmesine gitti ve onu çözdü, elleri titreyerek fermuarı da indirdi. Baş parmakları pantolonun yanlarını yakaladı ve belinden aşağı kaydırdı, boxer’ıyla birlikte.

‘’Dur,’’pantolon uyluklarına geldiğinde birden söyledi Jongin. Kyungsoo’nun daha fazla aşağı indirmesini istemiyordu çünkü onun süt beyazı bacaklarını görürse nasıl tepki vereceğini bilmiyordu. Jongin gözlerini Kyungsoo’nunkine dikmişti, karnına doğru uzanıyordu, bilinçsizce dudaklarını dişledi.

‘’Şi-şimdi, um, onu e-eline al..’’

Kyungsoo başını salladı ve elini yavaşça ona doladı, neredeyse geri çekiliyordu. 

‘’Şi-şimdi sadece elini a-aşağı ve yukarı ha-hareket ettir..’’

Kyungsoo itaat ederek elini aşağı yukarı kaydırdı ve yüzünü buruşturdu. ‘’Ga-garip hissettiriyor. Sen ya-yapar mısın?’’

Jongin öylece bakakalmıştı. ‘’Ne-Ne?’’

‘’Lütfen, Jongin.’’ Kyungsoo yalvarınca Jongin iç çekti ve yanına yaklaştı. Titreyen elini kaldırdı ve Kyungsoo’nunkinin etrafına sardı, ani bir şekilde Kyungsoo’yu inletmişti. Jongin’in eli sanki elektrik çarpmış gibi aniden geri çekildi.

‘’Ü-üzgünüm..’’

Kyungsoo’nunkini tekrar yakaladı, ufak git gellere başladı. Kyungsoo’nun göğsünün daha hızlı inip kalktığını görüyordu, aşağı inerken elini büktü. Kyungsoo’nun kirpiklerini kırpıştırarak gözlerini kapatışını ve ağzının açık kalışını izledi, başı hafifçe geri düşmüştü.

Jongin bundan daha seksi bir şey görmemişti ki bu pantolonun neredeyse acı verici derecede sıkılaşmasından anlaşılıyordu. Elini daha hızlı hareket ettirdi, Kyungsoo’nun sıcak nabzını dokunuşunda hissediyordu. Kyungsoo kısa sürede daha hızlı solumaya başladı ve Jongin diğer elini Kyungsoo’nun karnının üzerinde gezindirdi. Alt taraftaki sıkılaşmış kasları hissetmişti ve bi anlığına Kyungsoo’nun gelişmekte olan karın kaslarını gördü. Gömleği Kyungsoo’nun boynuna doğru kaldırarark eliyle araştırma yapıyordu, parmaklarını hafifçe üzerinde gezdirerek aşağı indi.

Kyungsoo’nun kalçaları birden hareketlendi ve soluğu kesildi, başı öne düşerken gözlerini açtı.

‘’Mmm. Jongin, daha fazla!’’

Jongin’in eli daha da hızlandı ve Kyungsoo’nun dirsekleri çöktü, vücudunun yarısını yatağa düşmesine sebep olmuştu. Şakaklarında fark edilebilir derecede ter birikmişti. Başı geriye düşerken elindeki sertliğe dişlerini gıcırdattı, kalçaları kendi kendine aşağı, yukarı hareket ediyordu. Boştaki eli hızlıca yukarı saçlarına kalktı inleyerek, Jongin’in elinin verdiği muhteşem hislerin tadını çıkarıyordu. 

Jongin önündeki manzaranın keyfini çıkarıyordu. Kyungsoo’nun vücudu parlak bir kırmızılığa sahipti. En iyi arkadaşının gözleri yuvarlanarak kapandı ve Jongin bunun hoşuna gittiğini fark etti, Kyungsoo’nun sırtı kavis çizerek eğildiğinde ya da Kyungsoo, Jongin ve ya oh Tanrım gibi sözler fısıldadığında. 

Aniden Kyungsoo sert bir itiş gönderdi ve sırtı o kadar yüksek bir kavis çizdi ki neredeyse omurgası kırılacak gibi görünüyordu.

‘’Jongin!’’

Jongin bunu geleceğine dair bir işaret olarak aldı ve boştaki elini Kyungsoo’nun kalçasının içine doğru yerleştirdi, sertliğini sıkıyordu. Baş parmağı Kyungsoo’nun yarığının üzerinden geçirdi ve tüm bunlar Kyungsoo’nun Jongin’in ismiyle çığlık atmasından hemen önceydi, ve boşaldı çarşafların üzerine ve Jongin’in eline. Jongin pompalamaya devam etmişti ta ki Kyungsoo eline doğru hareket etmeyi bırakıp, geri yatağa düşene kadar.

Jongin ağır bir şekilde iç çekti ve parmaklarındaki beyaz sıvıya baktı. Banyoya gitti ve biraz peçete alarak geri geldi, parmaklarını ve çarşafı temizledi. Peçeteleri attı ve pat diye Kyungsoo’nun yanına gitti.

‘’Eee..Nasıl hissettirdi?’’

Kyungsoo hiçbir şey söylemedi ve Jongin başını biraz eğdi. ‘’Nasıldı?’’

Hala sessizdi, Jongin yüzüne doğru şöyle bir baktı. Kyungsoo’nun gözleri kapalıydı ve ağzı hafifçe aralıktı. Göğsü sakince inip kalkıyordu. Ağzından hafif bir horultu yükseliyordu.

Jongin ona ağzı açık bakakaldı.

' Uyudu mu yani?! '

Jongin elini saçlarından geçirerek iç çekti, Battaniyeyi Kyungsoo’nun üzerine örttü, nazikçe kollarının altına sardı. Çabucak Kyungsoo’nun ailesini arayıp onun geceyi burada geçireceğini söyledi ve yatağa yerleşti, Kyungsoo’yla arasında biraz boşluk bırakarak. Kendini rahatlattı ve yastığa sarıldı. 

Uykuya dalmadan önce gördüğü son şey Kyungsoo’nun huzur dolu yüzü olmuştu.

Helping Kyungsoo Come (Çeviri)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!