40. Bölüm - Sonsuza dek!

En başından başla

 

“Kerem bey mi? Hahaha! Güldürme kızım ya, sevgilim desene ne beyi?”

Evet, Kerem, o güzel ağzını tutamayıp Aksel ve Can’a söyledi. Onlar da tabi ki güzel eşlerine söylediler. Böylece sırrımız, sır olmaktan yavaş yavaş çıkıyor!

“Kızım sussana sen! Sevim cadısı çıkacak birazdan bir yerlerden bir de onunla uğraşmak istemiyorum. Zaten derdim başımdan aşkın!”

 

“Aman nereden duyacak o sarı, senin ne derdin var be? Kerem Sayer gibi bir sevgilin var şurada, hala ‘herkesin bir derdi var tutar içerisinde’ diye Volkan Konak’a bağlayacaksın utanmasan.”

 

“Paket yap canım da evde güleyim! Ne diyorsun sen Yağmur ya? Geldiğimizden beri bir susmadın! Hem sen Can’ın ailesi ile ne zaman tanışacaksın bakayım?” diyorum konuyu değiştirerek yoksa yeni yıla çok sevgili kuzenimin iğrenç esprileri ile girmek zorunda kalacağım!

“Hafta sonu tanıştırmaya götürecek bakalım ne olacak? Hii! Zeyno! Giyecek elbisem yok benim?”

Really? Are you serious? İşte bunlar hep ‘The Wampire Diares’ izleme sonuçları! Allahım Damon Salvatore! Gözümden kalp çıkan emoji!

Neyse gerçek Dünya’ya dönüş, Gerçekten mi? Ciddi misin? Allahım Kerem Sayer! Ve son!

“Kızım nasıl yok ya? Dolabın ‘Bu Tarz Benim’ yarışması gibi ne arasan var?”

 İnce, anlayan anlar hesabı! Yamuk ağızlı emoji! Evet, bugünde delirmeye bir adım yaklaştım! Alkış tutan emoj- Sustum!

“Ha-ha ve ha! Onlara uygun giyinmek zorundayım kızım! Lüks, şık, sosyetik ve asil! Gerçi asillik benliğim de var!”

 

“Bende diyorum Yağmur’un egosu nerede kaldı, meğersem yanı başımızdaymış da ben fark edememişim!”

 

“Kızlar ya ne zaman yemek yiyeceğiz acıktım ben!”

Restoranda girdiğimizden beri ne gördüyse, canı ne istediyse yiyen Melis hala doymadı mı? Maşallah yiğenim, ye ye, ne diyeyim!

“Iıı birazdan yeriz herhalde Meliscim.” Diyorum yediklerini görmezden gelerek. Hamilelik böyle bir duygudur belki de. Hep aç olmak. E, bende çoğu zaman açım. O zaman ben hamile mi oluyorum? Hahaha! Kafam da deli sorular!

“Hanımlar?” yanımıza gelen Akselle birlikte hepimiz ona dönüyoruz. “Nasılsınız bakalım? Beğendiniz mi mekânı?”

 

“Çok güzel bir yermiş.” Diyorum

“Senin kadar değil ama!” diyor Kerem, Akselin arkasından. Eriyebiliyor muyuz?

“Duy Can duy!” diyor Yağmur iç çekerek!

“Aşkım? Ben acıktım?”

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!