Yaşadığım şoku birkaç saniyede atlatmak kolay olmasa da dikkatimi arkamdan gelen seslere odaklayarak arkama döndüm ve polis veya vampirin arkadaşları olabileceğini düşündüm ama karşılaştığım benim arkadaşlarımdı. Bunu pek beklememe rağmen beni şaşırtan kendileri değil Emir ve Demet’in elinde tuttuğu bir kılıç kadar uzun olmasa da keskin görünüşlü bıçaklar oldu.

            Belki o an yapmam gereken arkadaşlarımın arkasına geçip saklanmak olmalıydı ama tabi ki psikopat ruhum ortaya çıkıp kendimi vampirin önüne atmış arkadaşlarımı durdurmak için elimi yukarıya kaldırmıştım. Ah şu an sıkı bir dayağı hak ediyordum yaa neyse…

            Ben önüne atladığım halde Anna denilen kadın önüme geçip gururlu bir tavırla diğerlerine gülümsedi ‘’ Merak etme bana bir şey yapamazlar yasa izin vermez’’. Benim suratımdaki wtf diyen bakışa dikkat etmeden devam etti ‘’ Tekrar merhaba çocuklar beni özlediniz mi? Kocamı bulmama yardım ettiğiniz için teşekkürler her ne kadar kaza sonucu da olmuş olsa da.‘’

            ‘’Neler söylediğini biliyor musunuz ve daha önemlisi kılıçlar da neyin nesi?’’ sustuğum anda Ela arkalardan açıklama yapmak için çıktığını fark ettim Anna onu durdurmuştu.

            ‘’Bir dakika hiçbir şey anlatmadınız mı? Tabi anlatmamışsınızdır.’’ ne çok soru vardı etrafta keşke bir de cevap olsaydı diye düşünürken Anna bana döndü ‘’ Canım şöyle ki dediğim gibi sen benim eşimsin, ben bir vampirim, şu elinde kılıç tutanlar birer gardiyan ya da avcı her neyse, ve daha önemlisi sen…’’ sözü göz kamaştıran parlak bir ışık tarafından kesilmişti.

            Işık birkaç saniyeliğine çıkmıştı ama etkisi büyüktü çünkü Anna yerinde değil ve fark etmiştim ki Ela elini havaya kaldırmıştı. ‘’Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz hele de bugün bana attığınız bakışlardan sonra buraya nasıl gelirsiniz’’

            ‘’Her şeyi anlatacağız Özgür ama önce gitmeliyiz buralar çok güvenli sayılmaz ayrıca o yaptığım bir vampir kovan büyüsüydü teşekküre gerek yok’’ kimsenin de yapacağını sanmıyordum ama daha önemlisi büyü yaptım mı demişti?

            …

            Evime vardığımızda önce onlar içeri girip evi kontrol etmeye başladılar ve güvenli olduğuna karar verdiklerinde beni içeri aldılar. İçeri girmiştim ama kafam neyin ne olduğuna hala kara verememişti bir tür Harry Potter –en sevdiğim kitaptır- veya Ölümcül Oyuncaklar kitaplarının rol oyununda mıydım anlayamıyordum. Böyle olsa bile o uzayan dişler o parlar ışıklar nasıl açıklanacaktı efekt dense bile benim için çok zahmetli bir işe girişmiş olurlardı.

            Üst kata çıkmış benim odama geçmiştik. Odam ne kadar geniş olsa da altı kişinin aynı anda oturacak kadar boş yer yoktu bir yatağım bir sandalyem bir de kitap okumak için köşeye aldırttığım şekilsiz rahat koltuk vardı.

            ‘’Evet bir açıklama bekliyorum hepinizden.’’ yatağıma oturmuş onların suratına bakıyordum.

            Bir tarafta Güray ellerine birbirine sokuşturmuş ne diyeceğini bilemez halde dudaklarını birbirine bastırıyordu diğer tarafta Emir ile Ela hiç oralı olmayıp masamdaki dergiye bakıyorlardı. Demet’e döndüğümde ağzını açacak oldu ama hemen kapadı. Son olarak Ayça’ya döndüğümde gözlerimi ona diktim ve sonunda dile geldi.

            ‘’İşin gerçeği başından bakacak olursak biz, sen dâhil hepimiz aslında on yedi yaşlarında değiliz. Aslında olduğumuzdan daha yaşlıyız örneğin ben 318 yaşındayım’’

            Ona inanamayan gözlerle bakmıştım ve izlediğim yabancı dizilerden öğrendiğim tüm küfürleri sayıyordum ama Demet ezilmiş bir ifadeyle elini kaldırıp konuşmaya başladı ’’Senin için biraz garip kaçabilir ama bunlar doğru. Tabi bir de…’’ önce diğerleriyle göz teması kurduktan sonra bana döndü ‘’Sen de bizim gibisin tabi hepimiz aynı değiliz mesela ben ve Emir avcıyız, Ela bir büyücü.’’

            Bu kadarını tahmin etmiştim ama bunlar nasıl olurda gerçek olurdu. İmkânsızdı. Bunlar sadece kitaplarda olurdu zaten bu yüzden kitapları okumaz mıydık hiç sahip olmadığımız dünyalara giriş kapılarımız… Gözüm bir anlığına kitaplığıma kaydı sonra direkt olarak arkadaşlarıma döndüm.

            ‘’Tamam hadi bunları kabul ettim diyelim. Peki şu kaçırdığınız vampir eşim olduğunu ve adımın başka bir şey olduğunu söylemişti Ata mı ne demişti.’’

            ‘’Atanas ve evet gerçekten senin karın. Üzgünüm bunu böyle…’’ dedi Ayça ama araya girmiştim. Bugün kimsenin kimseye saygısı kalmamıştı.

            ‘’Her neyse peki siz ikiniz nesiniz’’ diye gözlerimle Ayça ile Güray’ı işaret ettim.

            ‘’Şey… Biz hala belli değiliz bir süre daha insan olarak düşünebilirsin bizi.’’ geldiğimizden beri ilk defa sesi çıkmıştı Güray’ın ve gülümsemeye çalışıyordu.

            Bu kadarı da saçmalıktı elimi kaldırıp orta parmağımla ilk önce onlara işaret çektim daha sonrada onlara kapıyı işaret ettim. Sırayla yüzleri önlere bakar halde çıktılar ve ben gittiler mi gitmediler mi bakmadan yatağıma yüz üstü uzandım ve bu kadar korkunç şeyden sonra uykunun beni çekmesini bekledim.

            …

            Sabah kalktığımda ilk işim genelde okul için hazırlanmak olurdu ama ne okulu ne de arkadaşlarımı kaldıracak kafa vardı ben de. Hem ilk aydan okulu kırmak bana zevk olacaktı.

            Bu düşüncenin içimi ısıtmasıyla aşağı inip sitede sürekli kapımıza bırakılan ekmeği alamaya indim. Kapıyı açıp sıcaktan terlemiş ekmeği alırken kapının topuzuna asılmış küçük bir zarf vardı ve üzerinde Atanas yazılıp bir kalp çizilmişti. Adres de gönderende belli olunca elim zarfa uzandı ama sanki uzanan kalbimmiş gibi akım yaşıyordum.

            Arkadaşlar yeni bölümünüz hayırlı olsun ve iki saniyenizi ayırıp vote veya yorum atın yazmak için hiç istek uyandırmıyorsunuz. Gölgedeki baykuşunuz…

              Bu arada resimdekiler Demet ve Ayça. Kalpleri kadar yüzleride yüzleri de güzel olan karakterlerimiz. Canlarım yaa asdfghjklşi

Bilinmeyen SeçimlerBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!