16 - "Temas"

82.2K 2.4K 331
                                    

Bu bölüm hakkında bazı notlarım var öncelikle.

1- #ÖzgecanAslan hakkında bir kaç küçük söz söylemek istiyorum. Onun yaşlarında bir kızım ve böyle bir olay her gün başıma gelir korkusuyla yaşıyorum. Okuldan eve geç döndüğüm zamanlar elimde telefonum hazır bekliyorum, sürekli tetikte yaşıyorum. Tecavüz günümüzün bir gerçeği. Hikayemi yazmaya ilk başladığımda da kendime demiştim ki, olamayacak hiç bir şeyi yazma. hayal et ama bunu gerçeklerle çerçevele. Böyle acı kayıpları duydukça o gerçeğin çerçeveleri kırılıp batmaya başlıyor. Sadece şunu söylemek istiyorum ki bir erkek bir kadına sadece onun isteği doğrultusunda dokunmalı. Bu bölüm bunun üstüne geldi gibi. Bir bayanın sadece istediği ve sevdiği kişinin dokunuşuna izin vermesi, onun ihlal edilmemesi gereken özel sınırları. Bizlerin korku içinde yaşamayı bırakması için erkeklerin akıllarında tutmaları gereken ilk düşünce bu. Çoğunuzun yaşı benden küçük ve bu gibi şeyler bazılarınıza - çok küçük olanlara- uzak görünebilir. Ama Destan'da da gördüğünüz gibi bu olayın yaşı ve ya sınırı yok. Kendinize ve iletişim kurduğunuz insanlara dikkat edin. Korku içinde ve kaçarak değil Rahat ama tedbirli olun ve kendinize çook çook dikat edin.

2- Bu bölmden sonra hikaye anlayacağınız üzere aksiyonlu günlerine geri dönüyor. Bıktım artık romantizm yazmaktan gerçekten bir ara geçiş bölümü daha yazsaydım kusabilirdim. Hiç aram yoktur böyle şeylerle. Genelde Arrow, The 100, Doctor Who tarzı aksiyon,bilim kurgu ve 2 broke Girls tarzı komedi dizileri,bilim kurgu ve fantastik filmler izleyen bir kızım. baydı beni bu bölümler :D O yüzden artık tam gaz devam. 17 ve ya 18 hikayenin dönüm noktası olacak bölüm gibi görünüyor ama daha arada bazı sahneleri seçmedim belki o extra önemli bölüm 20yi bulabilir bilmiyorum.

3- Bu aralar çok kapak değişiyorum kararsızlıktan. Şu anki fena değil gibi ama yinede düşüncelerinizi bekliyorum.

4- Bölüm şarkısı multimediada. Ve dikkate almayacağınızı bilsem de uyarımı yine yapayım. Küçük okuyucularım için sakıncalı içerik barındırır. okumamaları tavsiye olunur.

“Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, 
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum... Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,  durup dinlenmeden değişen ebedî madde gibi gözlerin : 
sırrını her gün bir parça veren fakat hiçbir zaman büsbütün teslim olmayacak olan...”*

“Benim ol Safir, benim kadınım ol.”

Yutkundum.

Nefes alma yetimi kaybetmeden önce almayı akıl ettiğim son hava da soluk borumdan ciğerlerime doğru süratle koşarken gözlerimi, lakabımı gözlerime tapılası dudaklarıyla bahşeden adamın duygu patlaması içinde kaybolan gözlerine diktim. Heyecan, korku, endişe, acı, üzüntü, kırgınlık ve biraz daha heyecanla tamamen benim gözlerimin aynası gibiydiler. Vücudumun her bir bölgesi benden bağımsız tepkiler vererek iplerini koparırken gözlerimi karşımdaki adamdan alamıyordum.

Mermerden oyulmuş gibi görünen kusursuz yüz hatları, yapılı vücudunun getirdiği ihtişamlı duruşu, Baktığınızda sizi kuvvetli bir fırtınada öldüren keskin bakışlı gözleriyle bana hep yunan tanrısı Poseidon’u hatırlatıyordu Ayaz. Ulaşılmaz, soğuk havasıyla insanı yerine çivileyebiliyordu. Poseidon maskesine büründüğünde beni ilk tanıştığımız günkü kadar korkuturdu hep.

Ama o ilk tanıştığım günkü Poseidon’un başka bir P’ye, Patch’e dönüşmeye karar vermesiyle tüm dünyam ters düz olmuştu. Dört- beş yılda bir Amerika’yı vuran kasırgalar gibi girmişti Ayaz hayatıma. Her şeyi öyle bir tepe taklak etmişti ki neyin düz, neyin ters olduğunu bile unutmuştum.

RuhsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin