Bölüm 17: Cry Your Heart Out

210 23 0

-Sanders-

15 dakika içinde 3 numaralı hangara vardık. Nedense bizi bekleyen doktoru görünce hiç şaşırmadım.

"Selam kızlar."

Kafamla selam verdim. Ölümüne yorulmuştum.

Doktor büyükçe bir tezgahın arkasında birşeylerle uğraşıyordu. Herhalde yine büyücülük yapıyordu.

"Claire, hayatım. 1796'yı EEG'ye sok. Benim biraz işim var."

"Emredersiniz." Kız Hope ile birlikte büyükçe konteynere benzeyen makinamsı birşeyin içine girdi. Göz kapalı olduğu için ne olduğunu bilmiyorum.

"Sanders buraya gelsene."

Yanına gittim ve gösterdiği sandalyeye oturdum. Arkasından gözümü takarken kullandığı sabitleyici aparatı çıkardı. Yine mi?

"Yine."

Sesli mi söylemiştim?

Aparatı taktı ve gözkapaklarımı sabitledi. Ama bu sefer çenem serbestti. "Bu sefer ne yapacaksın?"

"Ufak bir yazılım güncellemesi."

Gözbebeğimin ortasına dokundu ve galiba kafatasımın içindeki bir yere kablo taktı. Kablonun öteki ucunu da hesap makinesine benzeyen birşeye takıp delicesine bir hızla yazmaya başladı.

"Arc?"

"Hm?"

"Claire neden sen ona bir görev verince başka biri oluyor?" Güldü. Devam ettim. "Yani normalde ufak bir kız çocuğundan farksız ama hem bugün, hem de dün gayet de değişikti."

"Sonranın konusu. Şimdi çalışıyorum."

Uzunca bir süre yazdıktan sonra kabloyu çıkarttı ve gözü tekrar eski haline getirdi. Sonra da aparatı çıkardı.

"Bu sefer de acıyacak mı?"

Güldü. Gülmeyi gayet seviyor olmalıydı. "Hayır. Sinir aktive etmiyoruz, sadece gözün işletim sistemini kapatıp açtım."

Cebinden o günkü kumandayı çıkartıp bir iki tuşa bastıktan sonra göz neredeyse nazikçe diyebileceğim bir şekilde açıldı.

O sırada Claire ve Hope, isimlendirilmemiş fakat içinde bol miktarda elektromanyetik zımbırtının bulunduğu kutudan çıktı.

"Hope'un işi bitti."

"O zaman italyanı al."

Hope buraya doğru koşarken italyan homurdanarak golden retriever ile birlikte kutuya girdi.

"Kollarımı ne zaman geri vereceksin, doktor?"

"Kolların ölmüş."

Hope hayretle doktora baktı. "Ciddi misin?"

"Evet. Ben de ölü kollarından başka kollar yaptım." Masanın altından iki kol çıkardı.

Phobos ve Deimos.

"Aynen öyle." Yine mi sesli konuşmuştum. İçimden kendime dil çıkardım.

Doktor açıklamaya başladı. "Eski Anubisler arada dinlenmek isteyen hidrolik yarı sentetik kaslarla donanmıştı. Sen de uyurken bile onları çıkartmayarak güzelim kolları katlettin." Phobos'u kaldırıp sağ kol yuvasına oturttu. "Bunlarda ise tam sentetik kaslar kullandım. Yani 132 yıl aralıksız kullanıma dayanıklı. Ayrıca ağır zırhı daha hafif ve güçlü bir takımla değiştirdim ve sistemi yeniledim." Deimos'u da sola taktı. "Dene istersen."

Ufak bir tak sesinden sonra kollar canlandı. Kolun yoğun siber aktivitesini görebiliyordum.

Yazılım güncellemesiyle bunu yapabilir miydi?

Proje E.D.E.N. [Son]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!