2. Bölüm

6.6K 250 19

Fakülteden arkadaşım Derin, evime gelip gitmeye, benimle yakından ilgilenmeye başlayınca kendimi daha hızlı toparladım. Derin çok iyi bir dosttu. Dört yıllık üniversite hayatımda tek bir kişinin Derin için kötü bir söz söylediğini duymadım. Tam bir karagün dostuydu o. Bir de Adar adında bir dostum vardı. Adam gibi adam! Adar da üniversiteden arkadaşımdı. Derin gibi.

Zeynep ile Derin okuldan tanışıyorlar. Görüşmeselerde haberleşiyorlardı. Aslına şu günlerde Derin'i Zeynep ile olan tek bağım olarak görüyordum. Bana karşı çok anlayışlı ve yol göstericiydi Derin. En zor anlarımda hep yanımdaydı. Beni hayata katmaya çabalıyor fakat Zeynep ile ilgili ser verip sır vermiyordu. Bir gün intiharımdan Zeynep'in haberdar olduğunu ağzından kaçırdı. Evet. Haberi olduğu halde beni aramamış, sormamıştı. Bu benim için intihardan sonraki ikinci yıkımdı.

Derin intihar deneyiminin bende çok şey değiştirmesi gerektiğini, artık hayatımdaki hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylüyordu. En büyük dileği yeni bir başlangıç yapmamdı.Bunun böyle olması gerektiğini bende biliyordum. Bileğimi estiğimde küvetten dışarı kanlı akan kanlı sular gibi ölümüme akmıştı ruhum. Bu sarhoşluktan çıkmak, ayrılmak istemiyordum. Yeni bir güne uyanmak yerine geçmişin karanlık yalnızlığında uyumak istiyordum.

Günler sonra bileğimdeki kesik izini seyrederken buldum kendimi. Yanımda Derin vardı. O da bileğimi izlememi izliyordu. Bu kesik, geçmişle arama bir çizgi çekmişti. Haftalar ayları izledi. İyileşiyordum. Derin bendeki bu değişimi gördükçe mutlu oluyor, bana olan inancı daha da kuvvetleniyordu. Bir gece sabaha kadar, ruhumu arındıran, beni kendimle yüzleştiren ve beni bu hayatın ağırlığı altında ezilmekten çekip alacak, kurtuluşa götürecek kadar düşündüm. Sabah erkenden Derin'i aradım. Zaten onunda bana söyleyeceği bir şey varmış. Koşa koşa geldi. Heyecanımı anlıyordu. Önce o beni dinlemek istedi. Anlattım. Dalgın gözlerle dinledi beni Derin.

''Tebrikler. Atlatmışsın'' dedi. Yeni hayatım için umut diledi. Ama bir şey vadı söylemek istediği. Söylemek isteyipte nereden başlayacağını bilemdeiği.

''Hadi anlat'' dedim. Anlatmaya yeltendi ama biraz tereddüt etti. Tedirginliği yüzünden okunuyordu.

''Zeynep patronuyla evlendi.''

Zeynep patronuyla evlenmişti! Üçüncü yıkım işte böyle geldi. Derin "Hadi dışarı çıkalım biraz" dedi. Sahile indik beraber. Ne zaman kendimi kötü hissetsem Derin beni sahile götürürdü. Sonra eve bırakıp gitti.

Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın.

Seni unutmak hakkım! Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiç bir şey bırakmadın. Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir.

''Kör müydü gözlerin, nasıl görmedin?'' diye dordular. senden sonra. Kör değildim. Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim. Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün. İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan... O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim. Aşkına inandığımdan.Kör değildim, sadece güvenmiştim.

Ah, aşk nasıl bir şeysin sen? Adın nasıl bir emir? Nefessiz kalmak varlığınsa, nefes almak yokluğun; biri yokken biri varken acı verir.

Ben kendimi toparlamaya çalışırken Adar'dan acı bir haber geldi. Melek ölmüştü. Üniversiteden arkadaşımız. Adar ile sevgililerdi. Hatta kısa zaman önce nişanlanmışlardı. Düğünlerine de bir kaç ay falan kalmıştı.

Adar ile üniversitede başlayan çok sıkı bir dostluğumuz vardı gerçekten. Bir şey yapsaydık hep beraber yapardık; Ben Zeynep, Adar, Melek ve Derin.

Trafik kazasında ölmüştü Melek. Derin öyle söyledi. Ve ben daha kendime teselli veremezken Adar'a nasıl teselli vereceğimi düşünüyordum. Adar'ın Zeynep'in beni terk ettiğinden haberi vardı. O zamanlar gerçekten bana çok destek oldular. Tabii ben genelde yalnız kalma taraftarıydım.

Cenazeye gittik. Adar gerçekten çok Üzgün görünüyordu. Kız kardeşi Hayal de cenazedeydi.

Yanına gittim ve sıkıca sarılıp "Geçecek! " dedim geçemeyeceğini bile bile. Adar da bunun farkındaydı. "Geçmeyecek. Kalbimdeki yara her nefes alışımda bana acı verecek." dedi Adar. Haklıydı. Sustum. Cenaze boyunca yanından ayrılmadım. Ondan sonra Adar da benim gibi yalnız kalmak istedi. Kendini eve kapattı. Bir süre sonra da Amerika'ya gitti. En yakın dostumda beni terk etti. Ama ona kızmıyordum. Çünkü o acısını unutmak için gitti.

Çok sevmişti Melek'i. Kendi canından çok. Melek de aynı şekilde Adar'ı çok sevmişti. Hayat onları hiç beklemedikleri bir anda ayırdı. Tıpkı Zeynep'in beni hiç beklediğim bir anda terk ettiği gibi.

Bir sabah ansızın çıka geldi Derin. Yüzüme sırıtarak bakıyordu. "Hayırdır Derin" dedim. Gülümsemesine devam ederek...

"Sana iş buldum Kerem! "

"İş aramıyordum ki Derin? "

Yüzüne alaycı bir tavır takınarak "İyi ya işte, aramadan buldun. Artık bir şirkette mimarsın." dedi.

Sonra bir çırpıda anlattı. Benden habersiz benim adıma, çalıştığı şirkete çizimlerimi göstermiş, müdür aracılığıyla beni işe aldırmıştı. Bunları duyunca şaşırdım, çok sevindim. Ona sımsıkı sarıldım. Gözlerim doldu. Hâlâ iyi dostlar vardı bu dünyada. İşe ne zaman başlayacağımı sordum.

"Pazartesi" dedi.

Pazartesi ilk iş günüm. Biraz stresliyim. Yeni insanlar, yeni mekân, yeni bir sorumluluk. Uyum konusunda problemler yaşayacağımı düşünüyorum. Ama hiç de öyle olmadı. Çok çabuk alıştım. Tabii Derin sayesinde. Benimle yakından ilgilendi. Alışma evresini kolay atlattım. Hep yanımdaydı. Bir çok insanın çalışmak için can attığı şirketti. Hayatım yavaş yavaş değişiyordu.

Kısa sürede kendimi kabullendirdim. Hem başarılı hem de sevilen bir çalışan olmuştum. Şirketteki bazı arkadaşlarla iş dışında da görüşmeye başlamıştık. Bu duruma en fazla Derin seviniyordu. Onun gayret ve teşvikiyle olmuştu her şey. Haftasonları diğer arkadaşlarımızla buluşup eğlenceli saatler geçiriyorduk. Artık atlatmıştım. Kötü günler geride kalmıştı. Bir tek bileğimdeki ize bakınca kalbim aıyordu.

İtiraf etmeliyim ki Derin olmazsa bu dönemi kolay kolay atlatamazdım. Birbirimizi çok iyi anlıyor ve anlaşıyorduk. O benim sırdaşım, dostum, kardeşim, en vefalı arkadaşımdı.

.....

İşimi benimsemiş, iş hayatında iyiden iyiye alışmıştım. Tam da o günlerde şirkette bir hazırlık başlamıştı. Bir kokteyl düzenlenecekti. Bu tip kutlamalardan pek hoşlanmazdım ama Derin ısrar edince gitmek zorunda kaldım. "Aman , boşver milleti! Biz kendi halimizde takılırız. Hadi yalnız bırakma beni" deyip ikna etmişti beni. Derin de şirketin Muhasebe bölümünde çalışıyordu. Sandığım kadar kötü geçmedi. Şirketin diğer birimlerinin çalışanlarıyla bir araya gelip tanışma fırsatı bulduk. Bir ara kendimi hiç tanımadığım insanlarla konuşurken buldum.

Yeni tanıştığım iş arkadaşları arasında dikkat çeken uzun boylu bir kız vardı. Diğerlerinden daha farklı yaklaştı bana. Daha tanışır tanışmaz sizli-bizli değil, senli-benli konuşmaya başladık. Sanki çok önceden birbirimizi tanıyormuş gibi rahattık. Bakışlarındaki davetkar ışık dikkatimden kaçmamıştı. Günün sonuna doğru telefon numarasını verdi. Çok şaşırmıştım. Samimiyetinin bu kadar çabuk gelişeceğini tahmin etmemiştim. Niyetini tam olarak anlamadığımdan sakınarak da olsa aynı şekilde ben de ona kendi numaramı verdim.

Üç hafta boyunca mesajlaştık. Arada bir halimi hatrımı sormak için aradı. Ben biraz çekingen konuşuyordum. O hep sıcaktı. Genelde havadan sudan şeylerdi yazışmalar ve konuşmalar. Arada özel sorular soruyor, ben kaçamak yanıtlar veriyordum. Bana kalırsa beni bir maceranın içine çekmek istiyordu ama onu çok az tanıyordum, sıcaklığı ve rahatlığı yanıltıcı olabilirdi.

AŞK YARASI (TAMAMLANDI) Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!