2

5.5K 574 286
                                        

"Hey Felix naber?" Minho oturduğu yerden el salladı kapıdaki küçük omegaya. 

Felix ufak bir kararsızlıktan sonra mutfağı küçük adımlarıyla arşınlamaya başlamıştı. Kabı masaya bırakıp gülümsedi, küçük gözlerini yanındaki lider adayından uzak tutmaya çalışıyordu, "İyiyim hyung sen?"

"Aynı ben de," Eliyle ayakta dikilen genç alfayı gösterdi, "Şununla uğraşıyorum işte." 

Felix yan bir bakış atıp kıkırdadı. Alfa, ona dönünce hızla gözlerini kaçırdı. "Hyunjin nerede?"

Chan kaşlarını çattı, "Mesaj attığın için eve gelecekti o."

Küçük omega ikizinin yalanına anlam veremedi ancak bir bildiği olduğunu düşündü, "A-ah şey sonrasında attıklarımı görmemiş demek.. Hızla çıktıysa.." Chan inanmış olabilirdi, Minho tarafında olan şey bu değildi, inanmamıştı. Sonra konuşacaktı o sarışın alfa ile.

"Chan hyung, Felix'e de kahve koysana. Hep birlikte yiyelim tatlıyı." Elleriyle masadaki kabı gösterdi. Chan kararsız bakışlarını Minho'nun yüzünde gezdirdi ancak kafasıyla onayladı. 

Felix çektiği sandalyenin köşesine oturduğunda diken üstünde hissediyordu. Rezil olabilme ihtimali geriyordu onu. Kabın kapağını açıp masanın ortasına ittirdi kabı. "Umarım beğenirsiniz." Çekingen bir gülümsemeyle baktı yanına gelen alfaya, önüne konan bardak ile de sessiz bir teşekkür döküldü dudaklarından. 

Minho aldığı tatlının tadının damağına yayılmasıyla gülümsedi, "Harikasın Lix." Alfaya döndü, "Bayılacaksın, tam senin sevdiğin gibi olmuş." 

Felix, elbette diye geçirdi içinden. Elbette, onun sevdiği gibiydi. Her yemeği her tatlıyı onun sevebileceği gibi yapardı Felix. Gülümsedi, "Afiyet olsun hyung." Sevdiği adamın çatalını batırıp ağzına götürmesini adım adım izledi, tuttuğu nefesini yavaşça bıraktı. 

Chan gülümsedi, "Ellerine sağlık çok güzel olmuş Felix."

Şimdi küçük olanın yanaklarına kırmızı gölgeler düşmüştü, "Afiyet olsun hyung."

"Felix, eşin çok şanslı olacak. Anlayışlı ve becerikli bir eş, ha?" Minho'nun gözleri alfaya döndü, "Kolay bulunacak bir şey değil. Değil mi hyung?"

Chan, Minho'nun kelimeleri ile oturduğu yerde dikildi, "Daha küçük değil mi Felix?"

"Hyung, Hyunjin küçük mü?"

"Hayır. Eşek kadar oldu."

Minho güldü, "Felix ve Hyunjin ikiz ya hani."

Chan ağzını aralayıp kapattı birkaç kez. En sonunda mırıldandı, "Ama o Felix." Küçük omega duyduğundan emin olamadı ancak dudaklarında büyüyen gülümsemeyi engelleyemedi de. 

Minho karşısındaki ikilinin üstüne gitmeye niyetliydi, "Felix, görüştüğün birisi var mı?"

Chan gözlerini yan tarafında oturan omegaya çevirdi, olabilir miydi ki böyle bir şey, küçük değil miydi şimdi yanında oturan ufaklık?

"Oh, şey hayır."

"Ah neden?" Göz kırpıp devam etti, "Seninle görüşmek isteyen alfaları çok duyuyorum, Hyunjin izin vermiyorsa Chan hyung halleder, değil mi hyung?"

Chan gözlerini bir an için Minho'ya çevirdi ancak tekrar yanındaki omegaya baktı, "Hyunjin'in bir bildiği vardır elbet. Girmeyelim aralarına."

Karşılarındaki alfa kahkaha attı, "Hyunjin sadece kıskançlık yapıyordur, bildiği tek şey bu."

Felix mırıldandı, "Şey zaten benim acelem yok ki." Gözlerini yanındaki alfaya değdirdi, beklerdi Felix onu. Kendine verdiği sözü tutacaktı. Genç alfanın kendine bir eş seçtiğinden emin olana kadar bekleyecekti en azından. Ardından ayaklandı, "Ben gideyim. Hyunjin evde beni bulamayınca kaçtığımı düşünüyor." Aklına ikizinin yalanı gelince ekledi, "Telefona da bakmak aklına gelmez kesin."

ikigai | chanlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin