Bölüm 50

6K 841 404
                                    

Boş araziye bakmaya devam ederken değişen enerjiyi hissedebiliyordum. Yanımızda beliren birkaç numaralıya bakışlarımı çevirirken numaralılar bir insanoğlunun bu alemde olmasından daha çok Lohgayı gördüklerine şaşırmış gibiydiler. Azrail'in ilk halindeki gibi suretleri yoktu ama Lohgaya baktıklarını anlayabiliyordum. Lohga'nın bina dışında bulunması her canlı için şaşırtıcıydı farkındaydım. Numaralılar da Lohga hikayesini bilmiyor olmalıydı.

"Bina dışında bir Lohga."

Lohga olduğu yerde beklemeye devam ederken 'artık bir binaya bağlı kalmayacağım' demişti. O sırada diğer yanımızda birkaç numaralı daha belirdiğinde diğer numaralılar savunma pozisyonuna geçmiş gibilerdi. Anladığım kadarıyla iki farklı kabileden numaralılar arasında kalmıştık. Bakışlarım diğerlerinden sonra gelen numaralılara döndüğünde 'siz' demiştim hepsine tek tek bakmadan önce.

"Hangi kabiledensiniz?"

Numaralılar aynı anda bana döndüklerinde 'bizler Siyu kabilesindeniz' demişlerdi. Başımı olumlu anlamda sallarken 'Lacey'in kabilesi' demiştim.

"Yani yüz kırk iki numaranın kabilesi değil mi?"

Sonradan gelen numaralılar başlarını olumlu anlamda salladıklarında 'seksen dokuz numara ona işkence yapıyor' demiştim ilk gelen kabileye bakarak.

"Üstelik seksen sekiz numarayı da hapis ediyor."

Sonradan gelen numaralılar 'cellat düşmanımızdır' demişti. Başımı iki yana sallarken 'o artık cellat değil' demiştim. Bunu sürekli söyleyecektim çünkü Azrail'den böyle bahsetmelerinden nefret ediyordum. Geçmişi umurumda değildi.

"Öyle olsaydı onu öldürmeye ant içmiş yüz kırk iki numara yaşaması için onu kabilesine getirir miydi?"

Numaralılar sessiz kaldığında ilk gelen numaralılar 'yabancı bir alem' demişti.

"Numaralılar alemine giriş vardır ancak çıkış yoktur. Ölüme yürüdünüz."

Sakin bir tonda gülümsediğimde bakışlarımı ilk gelen numaralılara çevirmiştim. Söyledikleri beni hiç etkilememişti.

"Ölüme yürümek mi? Ben ölümün doğumuyum."

Hava sert bir tonda esmeye başladığında 'çıkış da benim' demiştim kendimden emin bir şekilde.

"Ama önce Azrail ve Lacey'i alacağım. Sonra da lideriniz olan seksen dokuz numarayı geberteceğim. "

İlk gelen numaralılar Siyu kabilesine döndüğünde 'yabancı bir alem' demişti.

"Düşman olsak bile ortak kuralları biliyorsunuz. Mohavk kabilesi de bunu duyduğunda karşı çıkacaktır."

Siyu kabilesi yanımıza doğru süzüldüğünde 'yüz kırk iki numarayı aldınız' demişti.

"Çoktan bir savaştayız. O bizim çocuğumuz biliyorsunuz. Güçlü olanı almalıydınız. Onursuz bir kabilesiniz ve bunun bir bedeli olacak." 

Aniden bir enerji yoğunlaşması yaşanırken Siyu kabilesi bize daha da fazla yaklaşmıştı. Bakışlarımız diğer numaralılara döndüğünde boş bakışlarımı onlara sabitlemiştim. Buradan ayrılmak istediklerinde bir yere gidememişlerdi. Lohga güldüğünde 'bırak gitsinler' demişti sakin bir tonda.

"Seksen dokuz numaraya geldiğini iletsinler."

Başımı salladığımda bakışlarımı onlardan çekmiştim. Aniden ortadan kaybolduklarında Siyu kabilesi bana dönerek simaları belli olmayan bir surete bürünmüşlerdi. Başlarını eğdiklerinde 'sizi kabilemizin liderine götüreyim' demişti aralarından biri.

ATALANTE 3 [TAMAMLANDI] Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin