DEVAM-2

149 9 4

Media: YUİ AİMİ

Yui

-öldürmüştüm... Ben öldürmüştüm... Hayır hayır!! Ben yapmış olamazdım... Neler oluyo bana burada ne işim var..? Bunlar sadece bi rüya mı..? Ne zaman uyanı.. - düşüncelerin içinde büyük bi yaşam mücadelesi verirken adımın söylenmesiyle irkilip sesin sahibine döndüm. O sırada arabanın durduğunu fark ettim. Çevreyi taramaya başladım. Deniz kıyısında küçük eski bi ahşap ev vardı sadece. Başka hiç bir ev olmaması dikkatimi çekmişti. Yeni uyanmış gibi hissediyodum. Kendimi toparlayıp gülümsedim. Arabadan indim. Abim o sırada sarı cadıyı uyandırmaya çalışıyodu. Onun burda olması biraz sinirlerimi bozmuştu aslında. Sahi ya biz nasıl buraya gelmiştik? Neden buradaydık? Neler olmuştu? Tüm bunları düşünürken bi anda her şey büyük kale kapılarını kırıp içeri hücum eder gibi bi anda beynimi sarsmaya başlamıştı. En son hastanedeydik. Ve sonra arabada uyandım. Lavaboya gitmiştim. Ellerimi yıkadıktan sonra bi adamın bana saldırmıştı ve ben de sarı cadıyı öldürmeyi planladığım zaman yanıma aldığım neşterle adama karşılık vermiştim. Ama tüm bunların bi rüya olduğunu sanıyodum. O sırada abim ve kiyo kapının önündeydiler. Kiyo duvara yaslanmış saçlarıyla oynuyodu. Bi yandan abimi ne kadar sevdiği hakkında bisürü şey saçmalıyodu. Abim duvarda bi yerlere vurarak tıkırtılar çıkarıyodu. Başta ne yaptığına anlam vermedim. Vurduğu yerlerden biri diğerlerinden daha boş bi ses çıkarınca cebinden neşteri çıkarıp duvara bişiler yaptı. O neşter b-benimdii.. Az sonra duvarda kamufle olan kapağı açmayı başarmış ve anahtarı almıştı. Zafer kazanmışçasına kapıya ilerledi. Kapıyı açıp kibarca kiyoya içeri girmesini işaret etti. Olanları sadece durmuş izliyodum. Koşarak yanıma gelip elimi tuttu. Yüzüne baktığımda kocaman bi gülümseme buldum. "senin için bi sürprizim var." diyerek çekiştirmeye başladı. Ben de gülüp götürdüğü yere gittim. Kapının önünde durup "iiiişteee burası evimiz yui chaann" kollarını açıp kendi etrafında bi defa döndü. Işığı açıp anahtarları tuhaf görünümlü tabağa koydu ve içeri geçtik. Evin bi zemin katı bir de çatı katı vardı. Çatı katı odalarına bayılıyodum. Diğer odalara bakmadan çatı katına çıktım. Gördüğüm şey karşısında şok olmuştum. Duvarlarda çizgi roman posterleriyle kaplanmıştı. Bi kitaplık dolusu manga ve pencerenin tam önünde kitap okumak için süper bi yer vardı. B-burası h-harikaydı. Abim "kıyafetlerine de bakmak istemez misin?" diye sorunca arkamda olduğunu yeni fark etmiştim. -dur dur bi dakika... Burası onun ölen kardeşinin odası olmalıydı. Onun eşyalarını kullanamazdım..-

"burası senin odan yui... Çekinmene gerek yok.." diyerek gülümsemeye çalıştı. Sanki zihnimi okumuş ve düşüncelerime yanıt vermiş gibiydi. Bu odanın her yanını biliyo gibi hissediyodum. Artık daha rahattım. Dolabı açtım. Bisürü kıyafet vardı. Yuvarlak bi yatak ve yatağın üstünde kocaman bi tavşan vardı. Yerde bikaç puf minder ve yanında bi çalışma masası vardı. Çatı katı olduğu için biraz karanlıktı. Tavanı fosforlu yıldız çizimleriyle süslenmişti. Bu odayı daha önce rüyamda gördüğümü hatırlıyorum sanırım. Odada daha fazla vakit geçirmek isterdim fakat aşağıdan gelen çatlak bi sesle irkildim. Abim ve ben aceleyle aşağı indik. Kiyo bi köşeye çökmüş derin nefes alarak ağlıyodu. Neden ağladığını başta anlamasak da abimi görür görmez boynuna atladı. İşaret parmağıyla titreyerek duvarda duran örümceği işaret etti. -Ouf neden bununla uğraşıyoduk ki...- abim ayağındaki terliği çıkarıp duvara doğru yönelirken ondan önce atılıp önünde durdum. Kiyoyu korkutan bişeyi öldüremezdi ve.. o örümceğe karşı tuhaf bi sempati duymuştum. Ondan ölesiye korkması hoşuma gitmişti. "o benim" diyerek ölümcül bi bakış attım. Örümceği almak için döndüm. Kolumdan tutup geri çevirerek yüzüme anlamlı anlamlı baktı. *bana bişi olmaz* tavrıyla gülümseyince içi daha fazla rahat etmiş olacak ki kolumu gevşetti. Örümceği elime aldım. Ona artık örümcek demeye dilim varmıyodu. Bi isim bulma zamanıydı. Iıım... Hıığğmm... Sanırım ona fly dicektim. Nedenini ben de bilmiyorum fakat bu isim oldukça hoşuma gitmişti. Ona yuva yapmak için bişiler aramaya başladım. Dolapların kapaklarını açıyodum. Aniden önüme uzanan bi kavanozla başımı geri çekmek zorunda kaldım. Şaşkın gözlerle kavanozu uzatan abime baktım. Yüzüme bakıp gülümsedi. Kavanozu alıp örümceği içine yavaşça bıraktım. Odama çıkmak için kapıya ilerlerken kiyoyla göz göze geldik. İğrenerek bi elimdekine bi bana bakınca kıkırdayarak odaya koştum. Fly'ı masaya koyup yatağa uzandım. -ağğğhh ilk defa bu kadar rahat hissediyorum- oldukça yorgun hissediyodum. Fazlasıyla uykum vardı. Aşağıdan gelen sesler dikkatimi çekmişti. Abim ve kiyo konuşuyolardı. Abim "artık gitti şimdi uyu istersen olaylardan sonra sen de çok yoruldun." dedi. Bi süre sessizlikten sonra kiyonun "hâlâ korkuyorum örümcekten... " demesiyle fly için yapılan haksızlığa sinirlenmiştim ama parmağımı oynatıcak kadar bile enerjim kalmamıştı. Sesler boğuklaşmaya başlamıştı. Zihnimi yavaşça saran karanlığa karşı gelmeden kendimi uykuya bırakmıştım.

Oldukça kısa ve geç bi bölüm yayınladığım için hepinizden ayrı ayrı özür diliyorum :/ biçok olaylar oldu ve yazamadım :( neyse :D hepinizi seviyorum paaiiiiiğğğ ≧∇≦

THE LITTLE GAMEBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!