Bölüm 2

21.5K 1.5K 143
                                    

George son davasından sonra kendisine biraz izin vermiş ve şehrin birkaç kilometre ilerisinde bulunan Guiland Park'ına gitmişti.

Şehrin kirli havası ve gürültüsünden kurtulmak için güzel bir yerdi. Geniş gövdeli sedir ağaçlarıyla çevrili orman ve parkın ortasında bulunan büyük bir gölet parka apayrı hava katıyordu. Göletin içindeki ördeklerin sesi küçük bir melodi gibiydi.

George arabasını uygun bir yere park edip torpidosundan aldığı küçük su şişesi ile yürümeye başladı. Uzun zamandır buraya gelmiyordu. Yürüdükçe ve derin nefesler aldıkça şehrin kirli havasını üstünden atıyor rahatlıyordu sanki. Göletin kenarına koşarak gelip biraz sudaki ördekleri izliyordu. Burası huzur doluydu ve şehrin kirli havasını atabilmek için bir cennet denilebilirdi. George etrafı incelerken bir anda göletin karşı tarafında mektubu amire ulaştırmak için verdiği komiseri gördü. Ona mektubu sormak için güzel bir fırsattı. Bankta oturan adama doğru yürümeye başladı.

''İyi günler komiser, sizi burada görmek büyük bir şans.''

''Merhaba, sizi hatırladım bir mektup vermiştiniz. ''

''Evet, birkaç gün önce amirinizin merkezde olmadığını söylemiştiniz.''

Komiser gözlerini George'dan kaçırıp ağaçlara bakmaya başladı.'' O mektubu amirimize verdim ama açıkçası pek dikkatini çekmedi ama. Gidip onunla konuşmanı tavsiye ederim. Bu gün bir toplantısı var polis merkezinde.''

''Harika onunla konuşmak daha iyi olacaktır. Teşekkür ederim ilgilendiğiniz için.''

''Rica ederim umarım istediğiniz sonuça ulaşırsınız.''

George tekrar gülümseyerek selam verdi ve geldiği yönden arabasına doğru yürümeye başladı. Bu güzel yerin keyfini sürmek sadece on beş dakika sürmüştü. Her ne kadar buradan gitmek istemese de mektubu merak etmemek elde değildi. Arabasına ulaştığında hiç içilmemiş su şişesini tekrar arabasının torpidosuna koyarak kontağı çevirdi ve arabasını çalıştırdı. Yavaşça park yerinden arabasını çıkartarak biraz bozuk topraklı yola sürdü biraz yüz metre topraklı ve çukurlu yolda sürdükten sonra ancak o zaman asfalt yola çıkıp şehre doğru sürmeye başlamıştı...

Stemburg'a gelmek yarım saatini almıştı. Evinin önüne arabasını çöp kamyonunun arkasına park ederek apartmana giriş yaptı. Kirli merdivenleri aşarak evine girmeyi başardı hızlıca banyoya koşup kıyafetlerini kirli eşyalarını koyduğu dolabın üstüne fırlattı ve duşa girdi. Sıcak su ona gayet iyi geliyordu saçlarından süzülen sular onu rahatlatmaya yetiyordu. Sıcak suyu kapatıp duştan cıktı. Askıda duran kırmızı havlusunu alıp vücudundan damlayan suları sildi. Hızla yatak odasına girip üstüne mavi biraz ütüsü bozulmuş gömleğini ve mavi kot pantolonunu giydi. İçini ümitsizlik kaplamıştı. Hızlıca polis merkezine gidip olan biteni öğrenmek için can atıyordu. Islak saçlarını kurutma makinesiyle kurtup güzel bir şekil verdi, mavi gözleri ve siyah saçlarıyla kusursuz görünüyordu. Tekrar siyah deri cektini giyerek mutfağa yürüdü. Buzdolabından çıkarttığı iki tane portakalı keserek katı meyve sıkacağına attı. Ardından portakalların suyu çıkarak onu bir bardağa boşalttı. Camdan dışarısını izlerken taze sıkılmış portakal suyunu içmeye başlamıştı. Daha fazla zaman kaybetmek istemiyordu hızlıca portakal suyunu bitirip bardağı tezgâha bıraktı. Gün içinde ona enerji vermesi için bunu içmesi gerektiğini biliyordu. Artık gitmek için hazırdı, tekrar evinden çıkıp apartmandan dışarı çıktı. Trafik bu saatlerde hep zaman kaybıydı ayrıca parkta yarım kalan yürüyüşü şimdi tamamlayabilirdi. Ne kadar yavaş adım atmak istese de kaldırımda yürürken içindeki merak onu hep hızlı yürümeye teşfik ediyordu.

Gizemli Mektup (RAFLARDA.)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin