Bölüm 13: Welcome to the Jungle-2

189 21 3

-1796-

Saat dört buçuk sularında kendime geldim.

O neydi öyle?

Neonun robotları hakkındaki ününü duymuştum ama bu kadar olduğunu bilmiyordum. Bizim robotlar köpeğinkinin yanında oyuncak gibiydi. Bizi resmen paramparça etmişti.

Yatağımdan doğrulup ellerinde ufak dikdörtgen şeklinde kağıt parçaları tutan Jess ve Claire'a baktım.

"Ne yapıyorsunuz?"

"Kart oynuyoruz. Gerçi tek başıma oynuyor gibiyim." Jess sırıttı.

Köpeğin ince sesi çınladı. "Komutan Arcstein akşamüstü hangara dönmemizi emretmişti."

Pis pis baktım. Gözlerini kaçırdı.

Bu kız nasıl sabah bizi paramparça eden kız oluyordu anlamıyorum. Ufak ve korkak bir kız çocuğundan başka bir şey göremiyordum.

Sabah robotun içindeki yaratık ise ölümün kendiydi.

Ayağa kalktım. "Adamı bekletmeyelim o zaman."

-Sanders-

Kızlarla beraber hangara vardığımızda doktoru dört tane gıcır gıcır zırhla beklerken gördük.

Soldan sağa kolsuz Skywing, bu sefer kırmızı çizgileri olmayan Crimson Queen RX, ufak tefek Artemis ve benim olduğunu düşündüğüm Quicksand. Hepsinde ufak tefek değişiklikler vardı, mesela ufaklığın zırhı sabahki versiyona göre çok daha hafif gözüküyordu. Benimki de çok daha ağır.

"İyi akşamlar kızlar." Doktor sırıtıyordu. O da farklı bir zırh giymişti. Ağır bir zırh. Behemoth RX.

"Sana da." Hope haşin haşin bakıyordu.

"Hadi zırhlara." Omzuna vurdu.

Olayın dramatize olmamasını umarak hızla zırhın önüne geldim ve zırhı giyip aktive ettim. Diğerleri de aynını yaptı.

"Beni takip edin. Hangara gidiyoruz." Yürümeye başladı. Takip ettik.

"Zaten hangarda değil miyiz." İtalyan konuştu. Sesi kinayeli çıkmıştı.

"Bu çöplüğe hangar mı diyorsun?" Güldü. "Buradan olsa olsa kümes olur."

-Arc-

"Asıl hangar burası."

"Şaka yapıyor olmalısın."

Güldüm. Hakkı vardı.

Normal hangar 50 robotluk genişçe bir mekandı. Benim hangarımın ise 300 robot kapasitesi vardı. Çoğu da doluydu.

Ayrıca girişte sol tarafta da 387 tane zırh vardı. Çoğu atmaya kıyamadığım eski modellerdi ama olsun. Klasik araba yerine klasik zırh kolleksiyonu yapıyordum ben de.

"Claire, Crimson Queen RX-C'yi al. Siz kızlar da..." Girişe yakınca olan pırıl pırıl üç robotu gösterdim. "Şu üçünü alın. Sol 1796, orta italyan, sağ da Sanders."

"Güzeeel." 1796'nın keyfi yerine gelmişti. Bu kızın mekanik oyuncaklara karşı bir zaafı vardı.

"Çıkart beni burdan Arc. Buraya bakmak başımı ağrıtıyor."

Güldüm. Hakkı vardı. Gözü şu an görüş alanındaki bütün metal parçalarını etiketliyor olmalıydı.

---

2 dakika sonra herkes robotlarının içindeydi.

"Herkes bağlansın."

Tyrant XTR-XVII çevrimiçi.

Proje E.D.E.N. [Son]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!