ben asker değilim

90 13 10
                                        

*e'lir'den alfheim'e;

sevgili dostum lâcuna,

Japonya'nın küçük bir kasabasında konakladığım vakit orada yaşayan bir kadın bana Nagasaki'yi, savaşta kullanılan ilk atom bombasının hikâyesini anlattı. 9 Ağustos 1945'te ABD Hava Kuvvetleri'nin şehre attığı "Şişman adam" isimli atom bombası en az yetmiş bin kişinin ölümüne neden olmuş. "Şişman Adam" 12'yi 2 dakika geçe Nagasaki'ye düşmüş, benim yaşlı hanımım annesini, babasını ve daha nicesini kaybetmiş.

İlk atom bombası on altı temmuz 1945 günü saat sabah 5:29'da patladı. "Trinity" denmesinin sorumlusu Kenneth Bainbridge, Oppenheimmer'e dönüp şöyle demiş; "Artık hepimiz orospu çocuğuyuz."

Savaşta mürettebat kayıtlarında uçağın iki saatten daha az süre için yeterli yakıtının kaldığı belirtiliyormuş. Hatta pilotlardan birisi uçağı bir ABD üssüne döndürebileceklerinden emin olmayarak "Acaba Pasifik soğuk mudur?" yazmıştı.

Pilotlara söyleme ama ben oraya gittim, buz gibi soğuktu.

Japonya'dan ayrılmak için bindiğim eski trenin kuzeye gittiğini öğrendim, kalbimin yankı yaptığı bir şehirde ya da ülkede trenden inecek, bir kafede oturup ellerindeki en tatsız kahveden isteyeceğim.

Hiçbir yere ait değilmişim hissi trenin bir köşesinde cızırdayan pikaptan yükselen sesle içimi ısıtıyor. Dışarıda enfes bir dağ manzarası var. Kondüktör bey bana bir bardak şarap verme nezaketliğini bile gösterdi. Burada sanki zaman durmuş. Serge Reggiani'nin Ma Fille parçası bu tür keder ve bilinmezlik içeren yolculuklar için ideal. Acaba 'kızım' olarak şevketle dillendirdiği kişi sevgilisi midir?

Küçükken bu şarkıyı babamın bana söylediğini hatırlıyorum.

Kuzeybatı Pasifik'in Haida Kızılderililerinde "şiir yazmak" için kullanılan fiille "nefes almak" için kullanılan fiil aynı olduğuna dair bir şeyler okudum. Yani eğer sana yetişmek istiyorsam Alfheim; Atlantik ve Pasifik beş kıta, hepsini koşmam gerekecek.

Petrichor için üzülmeyesin, onu emin ellerde; kalbimde yaşatıyorum. Eskisi kadar huzurlu ve hâlâ daha insanlara anlam veremiyor. Sahilde turlarken yaşlı Japon hanım için içli içli bir kere daha ağladı, annesinden bahsederken içli içli ağlayan kadın kalbine dokunmuş olsa gerek.

*Dipnot; Birisini kendimize aşık etmek için yalnızca altı kelimeden oluşan bir cümle kurmamız gerektiğini biliyor muydun?

Sana sıvı göndermek tamamiyle benim hatamdı, bu sefer sana Serge Reggiani'nin kasetlerinden bir tanesini yolluyorum.

Sana bir dünyayı koştuk lâkin her zaman birlikte değildik.

benim adım algolHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin