Sevgili dostum çivit,
Mektubuma yanıt vermedin ve birkaç haftadır da senden haber alamadım, umarım iyisindir ve mektubum da eline ulaşmıştır. Yine de her ihtimale -yani senin sorumsuzluğuna- karşı; umarım yazdığım yazı yollarda kaybolmamış ya da postanede bir başına bırakılmamıştır. Bu düşünce kanımı donduruyor, korkuyorum. Postaneden alınmayan mektupları parçalıyorlar, dilimi kesecekler.
Göletin serin suyuyla serinlemek adına yüzümü yıkarken üniversiteden birkaç kız yanıma geldi, nereden geldiğimi sordular. Senin aksine ben dünyanın en güzel yerlerini gördüm ama hâlâ yürüyen bir makineymişim gibi hissediyorum. Öğretmenimiz Bay Petrichor daha çok genç olduğumu düşünüyor, kaybolmuş mektuplar hakkında endişe etmeyi bırakıp dünyayı gezmeye devam etmeliymişim.
Kızlara bir postaneden paramparça hâlde çıktığımı söyledim.
Sana yolladığım mektuptan sonra ne Bay Kermit'in yerine, ne de Bayan Michelle'nin kafesine gittim. Eğer oralara gidecek olsam bana seninle ilgili sorular sorarlardı ve ben de cevap vermekten kaçınmazdım. Kafam şu sıralar seninle dolu, şimdi bir indigo gecesi ve hava ürpertici. Kafam karışık ama yine de kıpırdamıyorum.
*Dipnot; geçen hafta ben sahnede şarkı söylerken bazı kişiler seni gördüklerini iddia ediyor, onları yalanlıyorum. Şayet orada olsaydın bunu bilirdim, aramızda bazen dile getirilmemiş çok fazla sır varmış gibi hissediyorum.
Sana yüzünü anımsayamadığım annemin inci küpelerinden bir tanesini yolluyorum, bir de yazdığım son şarkıdan bir paragraf.
Ben neden hissederek eşlik edemiyorum ya da anlamlı bir şekilde şarkı söyleyemiyorum?
Sanki ben dünyaya hep körmüşüm gibi hissediyorum.
Siz kızlar neden bu kadar naziksiniz, bilmiyorum.
Belki de burada çoktur diye; hayatları benimki kadar kaybolmayanlar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
benim adım algol
RandomBütün bunları yalnızca senin için yazdım. Petrichor için üzülmeyesin, onu emin ellerde; kalbimde yaşatıyorum. Eskisi kadar huzurlu ve hâlâ daha insanlara anlam veremiyor. Sahilde turlarken yaşlı Japon hanım için içli içli bir kere daha ağladı, anne...
